Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "çaba"

Lernen Sie, wie man çaba in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Çaba güzel sonuçlar üretir.
Translate from Türkisch to Englisch

Çaba sarf etmemiz önemlidir.
Translate from Türkisch to Englisch

O, çaba eksikliği nedeniyle başarısız oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

O çaba kuvvetiyle başardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ödevimize çaba sarf ettik.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben çok da sosyal değilim ama çaba sarf etmeye çalışıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta başarı sürekli çaba gerektirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu girişim, Oksitanca yazmaya teşvik etmek için çaba göstermektedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Yıllarca süren çaba boşa gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

İthalat pazarı geliştirmek için epeyce çaba sarf edilmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Jeff ve Mia boşanmayı önlemek için son bir çaba sarf ediyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Amy ayağa kalkmak için çaba sarf etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Bizim çaba başarısızlıkla sona erdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Her çaba ödülü hak ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Formda olmak çaba gerektirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Notlarımı yükseltmek için çaba sarf ettim.
Translate from Türkisch to Englisch

İstasyona erken varmak için çaba harcadı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, kıyıya ulaşmak için aşırı derecede çaba sarf etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Nihai terfinizi aldığınız zaman, nihai alışverişinizi yaptığınız zaman, mükemmel evinizi satın aldığınız zaman, birikim yapıp maddi güvencenizi sağladığınız zaman ve başarı merdivenlerinin basamaklarına tırmanıp gelebileceğiniz en yüksek noktaya geldiğinizde heyecanınız da kaybolur ve kaybolacaktır. Peki ya sonra ne olacak? Yolun sonunu görebilmek için daha ne kadar çaba sarf etmek zorundasınız? Eminim anlıyorsunuzdur; hiçbir zaman yeterli olmayacak. Öyleyse kendinize şu soruyu sormak zorundasınız: Önemli olan nedir?
Translate from Türkisch to Englisch

Ben iletişime geçmek için ekstra bir çaba harcamalı mıyım?
Translate from Türkisch to Englisch

Kendimi değiştirmek için çok çaba harcıyorum bunu göremiyor musunuz?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu sorunun çözülmesi için çok çaba harcanmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Çaba olmadan hiçbir şey kazanılamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Çaba olmaksızın hiçbir şey tamamlanmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Amaçlarımıza ulaşmak için her zaman çaba harcamak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch

Evliliğini kurtarmak adına çaba sarf etmen gerek.
Translate from Türkisch to Englisch

Teşekkürler, çaba sarf edeceğim, umarım ki seni hayal kırıklığına uğratmam.
Translate from Türkisch to Englisch

Beynimizi geliştirmek, yeteneklerimizi ortaya koymak için azami çaba sarf etmeliyiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Bunu değiştirmek için çaba sarf etmelisiniz.
Translate from Türkisch to Englisch

Ev sahibi mükemmel Rusça konuştu ve bizim rahat olduğumuzu ve iyi bakıldığımızı garanti altına almak için özel bir çaba sarf etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu projeyi yönetme hakkında gerçekten ciddi değilim ama çaba sarf ederken görülmem gerekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Sanırım doğayı korumak için herkes çaba göstermek zorunda.
Translate from Türkisch to Englisch

Çaba sarf et.
Translate from Türkisch to Englisch

Sorunu çözmek için özel bir çaba harcadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Herkes kendi dilini öğrenir ve asla diğer dillerden bir tek sözcük bile öğrenmek için herhangi bir çaba harcamaz.

Hiç kimse hiçbir şeye çaba olmadan ulaşamaz.

Onun bir çaba kaybı olduğunu düşünüyorum.

O bir zaman ve çaba kaybıydı.

Çaba eksikliği yok.

Hiç kimse çaba olmadan dünyada başarılı olmaz.

Bu sonuca ulaşmak için çaba göstermeliyim.

Kombine bir çaba düşünmeliyiz.

O, çaba harcamadan ağaca tırmandı.

Biraz çaba gerektirdi.

Bu uzun bir sipariş. Bunun için çaba göstermeliyiz.

Hiçbir şey çaba harcamadan ölümlülere verilmez.

Sonunda çaba ile her şey iyi olacak.

Hükümet ülkemizi temiz ve yeşil hale getirmek için çaba sarf etmiştir.

Çaba sarf etmeden hiçbir şey mümkün değildir.

Eğer zevk kısacık ise, çaba da öyledir.

Bu işe büyük çaba harcadım.

Görevimi yapmak için çaba harcadım.

Şirket, iş uygulamalarını geliştirmek için herhangi bir çaba sarf etmedi.

Tom özür dilemek için hiçbir çaba harcamadı.

Şirketimiz ürünlerini geliştirmek için çaba göstermektedir.

Biz mükemmellik için çaba harcıyoruz.

O, kızının erkek arkadaşını kabul etmek için hiçbir çaba harcamadı.

O, özür dilemek için hiçbir çaba harcamadı.

O, özür dilemek için çaba göstermedi.

O, çaba harcamadan ağırlığı kaldırdı.

Bu değerli bir çaba.

Çaba borcu kapattı.

Buraya daha sık gelmek için çaba göstermeye çalışıyorum.

Ülkede sıtmayı ortadan kaldırmak için toplu bir çaba gereklidir.

Diller öğrenmek için zaman ve çaba alır.

Bu uzun ısrarlı bir çaba gerektirecek.

Biz mükemmellik için çaba gösteriyoruz.

John fizik problemine cevap bulmak için çaba harcadı.

Kan, çaba, gözyaşı ve terden başka verebilecek hiçbir şeyim yok.

O, sınavı geçmek için bir çaba harcadı.

Onun için çaba göstermeye devam et.

Esperanto konuşmak o kadar kolaydır ki bazen gerçek bir çaba gerektirir.

Sonuçta, "kadınsılık" bir kadının doğuştan sahip olduğu bir şey, göstermek için bir çaba sarf etmesine gerek yok ve öyle de bir özellik ki bilinçli olarak saklanmaya çalışılsa bile boşa çıkardı.

Sadece kendi çıkarlarınız için çaba gösterin ve başka hiçbir şey yapmayın.

Herkesle geçinmek için çaba göstermelisin.

Daha fazla çaba sarf etseydin, giriş sınavını geçerdin.

Çaba sarf etmeden hiçbir şey elde edemezsiniz.

Tom buzun üzerinde çaba harcamadan kaydı.

Bu çok fazla çaba.

Daha fazla çaba sarf et.

Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.

Ortaokul diplomalarını aldıktan sadece iki yıl sonra, bugün genç insanlar okulda öğrendiklerinin sadece yüzde onunu biliyorlar. Bu çılgınca! Yüzde yüz için çaba göstermeliyiz.

Onun için çaba göstermek zorundaydık.

Görünüşe göre Tom, Mary'yi bulmak için hiç çaba göstermedi.

Her çaba boşa çıktı.

Bunun çaba göstermeye değer olduğunu mu düşünüyorsun?

Sadece biraz daha çaba sarf etse başarırdı.

Çaba gösterilerek her şey yerine getirilebilir.

Herkes verimlilik için çaba gösteriyor fakat birkaçı ulaşıyor görünüyor.

Madem öleceğiz, ne diye bu çaba?

En azından çaba gösterdin.

Entropiyi yenemezsin Tom. Beyhude bir çaba bu.

Biraz çaba göster.

Bundan başka, yurdun dört bir bucağında Hristiyan azınlıklar, gizli, açık, özel istek ve amaçlarının elde edilmesine, devletin bir an önce çökmesine çaba harcıyorlar.

Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kuruluş amacı da, doğu illerindeki bütün halkın dinsel ve siyasal haklarının özgürce gelişimini sağlayacak yasal yollara başvurmak; adı geçen illerdeki Müslüman halkın tarihsel ve ulusal haklarını, gerektiğinde, uygar toplumlar önünde savunmak; doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin nedenleriyle etmenleri ve bunları yapanlar ve yaptıranlarla ilgili tarafsızca soruşturma açarak suçluların çabuklukla cezalandırılmalarını istemek; Türklerle azınlıklar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesine ve eskisi gibi iyi bağların pekiştirilmesine çaba göstermek; doğu illerindeki savaştan doğma yıkım ve yoksulluğu, hükümet katında girişimlerde bulunarak elden geldiğince giderme yollarını aramaktı.

Gerçekten bu yolda çaba göstermekten geri durmuyor.

Tanıdığımız ve kendisinden büyük çaba umduğumuz bir kişinin Samsun'a mutasarrıfolarak atanmasını sağlamaya girişmekle birlikte, Üçüncü Kolordu Komutanını geçici olarak Canik mutasarrıflığına atadım.

Sigarayı bırakmak için çok çaba gösteriyorum.

Niye biraz daha çaba göstermedin?

Boşuna iyi olmak için çaba harcama. Nasıl olsa ilk hatanda en kötü sen olacaksın.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch