Lernen Sie, wie man çaktırmadan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 7 handverlesene Beispiele.
O, çaktırmadan kıza baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom John'a çaktırmadan yumruk atmaya çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary çaktırmadan evden dışarı çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Alice nehir kıyısında kız kardeşinin yanında oturmaktan sıkılmaya başlamıştı ve yapacak da bir şeyi olmadığından bir iki kez kız kardeşinin okuduğu kitaba çaktırmadan bakıverdi fakat kitapta resim ya da diyalog yoktu, Alice de "resimsiz ve diyalogsuz bir kitap ne işe yarar" diye kendi kendine düşündü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çaktırmadan odadan çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çaktırmadan sınıftan kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali yan masadaki konuşmaya çaktırmadan kulak kabartıp dinledi.
Translate from Türkisch to Englisch