Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "çekmek"

Lernen Sie, wie man çekmek in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Karla kaplı dağların resimlerini çekmek için Nagano'ya gittim.
Translate from Türkisch to Englisch

Yağmur yağarsa ve toprak nemli olursa, otları çekmek daha kolay olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir resim çekmek için yapmanız gereken bütün şey bu düğmeye basmaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Pek çok insan para çekmek için nakit para çekme makineleri kullanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben dikkat çekmek istemiyordum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom dikkat çekmek istemiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Acı çekmek insanın kaderidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Acı çekmek insanoğlunun alnına yazılmıştır.
Translate from Türkisch to Englisch

Jane biraz para çekmek için bankaya gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim bahçemdeki yabani otları çekmek için bir alete ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen bunu aşağı çekmek için bana yardım edin.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom bize bu müzede fotoğraf çekmek için izin verilmediğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bahçedeki yabani otları çekmek onun işi.
Translate from Türkisch to Englisch

Jane ve Mary her zaman dikkat çekmek için yarışıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom tetiği çekmek için kendini ikna edemedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un tetiği çekmek için cesareti yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

Fotoğraf çekmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz yabani otları çekmek zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch

Yağmur yağdığında ve toprak nemlendiğinde, yabani otları çekmek daha kolay olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu sebeple, Komite'nin "Parlamento'nun Görünmez Üyeleri" hakkındaki raporuna dikkat çekmek isterim.
Translate from Türkisch to Englisch

Kürek çekmek için göle gittik.
Translate from Türkisch to Englisch

Burada fotoğraf çekmek yasaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Sessizce acı çekmek zorunda değilsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch

Çocuklar bazen sırf ilgi çekmek için ağlarlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Fotoğraflar çekmek için parka gittik.
Translate from Türkisch to Englisch

Fotoğraf çekmek için parka gittik.
Translate from Türkisch to Englisch

Birçok kişi ATM'leri para çekmek için kullanır.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz başlamadan önce, bir şey kırmamak için çok dikkatli olmamız gerektiği konusunda herkesin dikkatini çekmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Yabani otları çekmeye başlamadan önce bahçenin nasıl göründüğüne dair bir resim çekmek hiç aklıma gelmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yer fotoğraf çekmek için çok gölgeli.
Translate from Türkisch to Englisch

Dikkat çekmek çok mu önemli?
Translate from Türkisch to Englisch

Flaşlı fotoğraf çekmek bu noktadan itibaren yasak.
Translate from Türkisch to Englisch

Acı çekmek kaderim mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Dikkat çekmek için abartılı elbise giyer.
Translate from Türkisch to Englisch

Biraz para çekmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Daha ne kadar acı çekmek zorundayız?
Translate from Türkisch to Englisch

Burada fotoğraf çekmek için iznimiz var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kendine dikkat çekmek istemiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin dikkatini çekmek kolay.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un sadece biraz dikkat çekmek istediğini düşünüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom onun dikkatini çekmek için gecenin ortasında Mary'nin penceresine taşlar attı fakat bunun yerine onun camını kırarak sonuçlandı ve Mary'nin babası polisi aradı.

Önümüzdeki günlerde acı çekmek istemiyorum.

Aslında kameramı ihmal etmedim. Sadece fotoğraf çekmek istemedim.

Artık acı çekmek istemiyorum.

Herkesin dikkatini çekmek zorunda kaldım.

Film çekmek için (kullanılan) cihaza kamera denir.

Fotoğraf çekmek için yaptığın tüm şey şu butona basmaktır.

Bunun bir resmini çekmek isteyeceksin.

Bu arada, bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

Tom, üç kredi kartının limitini aştı ve onları ödemek için yüksek faizli bir kredi çekmek zorunda kaldı.

Tom yarın herkesin fotoğrafını çekmek istiyor.

Bu fiili çekmek zordur.

Dikkat çekmek için kendine bir şey yapma.

Ne kadar para çekmek istersin?

İlgiyi kendine çekmek istiyorsun.

Hiç resim çekmek istemiyorum.

O, bankadan tüm tasarruflarını çekmek istedi.

Protesto çekmek ister misin?

Kendinize dikkat çekmek için bir şey yapmayın.

Aslında kameramı unutmadım. Sadece resim çekmek istemedim.

Tom resmimi çekmek için ısrar etti.

Kedi yavrusunun kuyruğunu çekmek Mary'nin yaramazlığıydı.

Fotoğraf çekmek için yetersiz ışık var.

Ben sadece Tom'un dikkatini çekmek istedim.

Tom'un ya sabır çekmek dışında bir seçeneği yoktu.

Tom birkaç resmimizi çekmek istediğini söyledi.

Kimse öyle acı çekmek zorunda kalmamalı.

Bu resme tekrar dikkat çekmek istiyorum.

Bu alanda fotoğraf çekmek yasaktır.

Tom öğretmenin dikkatini çekmek için elini kaldırdı.

Kimse acı çekmek istemez.

Sadece fotoğraf çekmek istiyorum.

Tom bunun bir fotoğrafını çekmek istiyor.

Tom tetiği çekmek istedi ama çekemedi.

Acı çekmek istemiyorum.

Tom'un yeni evinin resimlerini çekmek için kameranı ödünç almak istedim.

Çok fazla selfie çekmek cinsel hayatın durgun olduğunun işaretidir.

Tom sadece dikkat çekmek istedi.

Benim para çekmek için bankaya gitmem gerekir.

O sadece benim dikkatimi çekmek istiyor.

O onun dikkatini çekmek için kasten mendilini düşürdü.

Ders projem için bazı fotoğraflar çekmek zorundayım.

Neden trenlerin resimlerini çekmek çok ilginç?

Trenlerin resimlerini çekmek neden ilginçtir?

Onlar Kyoto'nun fotoğraflarını çekmek istedi.

Aşk kızamık gibidir, hepimiz onu çekmek zorundayız.

Bazı fotoğraflar çekmek amacıyla partiye katıldım.

Çocuklar bazen sadece dikkat çekmek için ağlar.

Tom'u ikna ederek kendi tarafına çekmek bariz bir girişimdi.

Neden acı çekmek zorunda olan kişi her zaman benim?

Tom Mary'nin dikkatini çekmek için kollarını salladı.

Tom bir fotoğraf çekmek için cep telefonunu çıkarıverdi.

İki adam onun dikkatini çekmek için yarıştı.

O, dikkat çekmek için süslü giysiler giyer.

Biz fotoğraf çekmek için parka gittik.

Tom o bankadan bütün paramı çekmek isteyebileceğimi önerdi.

Bazen güzel bir fotoğraf çekmek için orada dolaşırım.

Hesaptan biraz para çekmek istiyorum.

O, dikkat çekmek için puantiyeli elbise giyer.

Tom Mary'nin bir fotoğrafını çekmek istedi ama o onun çekmesini istemedi.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch