Lernen Sie, wie man çelik in einem Türkisch Satz verwendet. Über 54 handverlesene Beispiele.
Karabük'te, aynı zamanda Süper Lig takımı Kardemir Karabükspor'un da sponsoru olan "Kardemir" adında bir demir-çelik fabrikası vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çelik paslanmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik üretiminin bu yıl 100 milyon tona ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bize Çelik Peyzaj Kenar taşları # STL3456'ın fiyat ve en erken teslimini bildirin.
Translate from Türkisch to Englisch
Geçen yıl çelik üretiminin 100 milyon tona ulaştığı tahmin edilmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik üretimi geçen yıl tahmini olarak 100 milyon tona ulaştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik tuzakları yasadışıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir tahmine göre, bu yıl çelik üretimi 100 milyon tona ulaşacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom paslanmaz çelik kahve kupasını kahveyle doldurdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a bir çelik kasası olup olmadığını sordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Stalin "çelik adam" demektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Pensilvanya'nın büyük bir çelik endüstrisi vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik hakkında önemli bir kalite onun gücüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir tahmine göre, çelik üretimi bu yıl 100 milyon tonu bulacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Kimler çelik yelek giyiyor?
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik gibi bir iradesi var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu şehir çelik sanayiinin merkezi.
Translate from Türkisch to Englisch
Uygun olan bir çelik kasaya değerli eşyalarımı koymak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Nehrin yanında bir çelik fabrikası var.
Translate from Türkisch to Englisch
O, çelik fabrikasını satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik sivil inşaatta yaygın olarak kullanılan bir malzeme.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik üretiminin bu yıl 100 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik binanın etrafında lâleler var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik binanın arkasında laleler var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik binanın önünde güller var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik binanın arkasında güller var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik yapının çevresinde güller var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik yapının yanında güller var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik yapının önünde laleler var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik binanın etrafında papatyalar var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik yapının yanında papatyalar var.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un çelik gibi sinirleri olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Yüzyıllar önce, insanlar çakmaktaşı ve çelik kullanılarak ateş yakmaya başladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çelik sıkıntısına rağmen, sanayi üretimi yüzde beş arttı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hala çelik çalarım.
Translate from Türkisch to Englisch
O, sermayesini çelik ticaretine yatırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çelik çubuk sertleştirilmeli.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çelik sertleştirilmemelidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çelik sertleştirilmemeli.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çelik sertleştirilmemeli mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bir çelik mesanem var.
Translate from Türkisch to Englisch
O yılın çelik üretimi kaydedilenin en yükseğiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Yapı, çelik iskelet üzerine betondan yapılacaktır.
Translate from Türkisch to Englisch
O, çelik fabrikasında çalışmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çelik fabrikasında çalışıyor.
Çelik ayna.
Barellerin çelik olması ve rozet takılarak güçlendirilmesi hırsızlara karşı basit ama caydırıcı bir önlem.
Yeni taşındığımız daireye çelik kapı taktırdık.
Çelik tencere seti
Cezayir bir çelik üreticisidir.
Alüminyum ve cam, inşaat sektöründe malzeme olarak çelik ve ahşap kadar olmasa da önemlidirler.
Kurşun yumuşak ve ağırdır. Demir sert ve çelik daha serttir.
AKÇT, Avrupa Kömür Çelik Topluluğu'nun kısaltmasıdır.
İki ulus da geliştikçe çelik ve çimento gibi dünya kaynaklarını açgözlüce tüketiyorlar.