Lernen Sie, wie man çilek in einem Türkisch Satz verwendet. Über 63 handverlesene Beispiele.
Kutu çilek doluydu.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi çilek sezonudur.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun çilek dolu bir sepeti var.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bahçesinde çilek yetiştirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi çilek mevsimi.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar serada çilek yetiştirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tatlı olarak, bizde bugün çilek ve muz parçacıklı yoğurt var.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek kışın yüksek fiyata satılıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir dilim ekmeğe çilek reçeli sürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çilek yetiştirmeyi deneyecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek toplamak için gittik.
Translate from Türkisch to Englisch
Birlikte yenilen çikolata ve çilek cennetin ta kendisidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hamile eşine çilek almak için mağazaya kadar 30 km bisiklet sürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Genetik modifikasyonun bir örneği balık genlerinin çilek ve domatese enjeksiyonudur, bu meyvelerin donmasını engelleyen bir süreç.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yere bir çilek düşürdü ve Mary onun üstüne bastı.
Translate from Türkisch to Englisch
Canım çilek yemek istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O 14 yaşındayken, çilek ekmeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu anda, bizim yaban mersini, böğürtlen, kiraz, çilek, şeftali ve nektarinimiz var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu şimdiye kadar gördüğüm en büyük çilek.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim için, çilek limondan daha ekşidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Sadece bir çilek yemek zor.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek ve ahududu her ikisi de toplu bir meyvenin örnekleridir.
Translate from Türkisch to Englisch
O çilek, kız kardeşi de elma sever.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çilek sezonu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve Mary'nin çocukları çilek seviyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve Marie'nin çocukları çilek sever.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek suyu bellek için iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz çilek yiyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
"Çilek sever misiniz?" "Elbette. Ben onları seviyorum."
Translate from Türkisch to Englisch
Tom her çöreğe bir çilek koydu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom tostuna biraz çilek reçeli sürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çikolataya bir çilek daldırdı ve sonra onu ağzına koydu.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bahçede çilek topluyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek suyu hafızanız için iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary çilek reçeli yapmak için ormanda biraz çilek topladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek, kiraz gibi meyveler dondurulabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek reçeline buyurun.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek severim.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek severim!
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çilek sever.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek yiyemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek ne kadar?
Translate from Türkisch to Englisch
Anadoluspor başkanı Ali taraftara çilek sözü verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek ve Ahududu nun her ikisi de, toplanan meyvelere örnektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek de ahududu da birer agregat meyve örneğidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Hem çilek hem de ahududu küme meyvelere birer örnektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a çilek dokunuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Çilek var. Biraz ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Vejetaryenler çilek yememeli.
Çilek yemeyeceğim.
Çilek topluyorlar.
Neden biraz çilek almıyoruz?
Çilek satıyor musunuz?
Çilek var mı?
Çilek nerede?
Çilek muzdan daha lezzetli değildir.
Bu çilek çürümüş.
Bu çilek ağacı meyvesi biraz sarı.
O, çilek reçelini sever.
Çilek ağaçları yenilebilir güzel bir meyve üretir.
Çilek ağacının çiçekleri yenilebilir.
Çilek yiyordum.
Bu çilek.