Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "ölümcül"

Lernen Sie, wie man ölümcül in einem Türkisch Satz verwendet. Über 88 handverlesene Beispiele.

Mızrağın ucu, ölümcül bir zehire batırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu hastalıkların yaklaşık üçte biri tedavi edilebilir fakat diğerleri ciddi, hatta ölümcül olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Güçlü yen şirket için ölümcül bir darbeydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Ölümcül bir hastalığa kurban gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

Ölümcül olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

O ölümcül olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

En küçük hata ölümcül bir felakete götürebilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Dedem bu yıl ölümcül bir kansere yenik düştü.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül.
Translate from Türkisch to Englisch

Ölümcül mü?
Translate from Türkisch to Englisch

Hayat ölümcül,cinsel,taşınan bir hastalıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül şekilde yaralandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Etkili antibiyotikler olmadan, herhangi bir ameliyat, küçük olanı bile, ölümcül olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

O, barbilerden ölümcül düzeyde korkardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sigara içmek ölümcül olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

En ölümcül kazalar evde olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Yedi ölümcül günah şunlardır: kibir, kıskançlık, açgözlülük, öfke, şehvet düşkünlüğü, oburluk ve tembellik.
Translate from Türkisch to Englisch

Hristiyan dinine göre yedi ölümcül günahın isimlerini ezberden okuyabilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch

Uyuşukluk ya da tembellik yedi ölümcül günahtan biridir.
Translate from Türkisch to Englisch

Yaraları ölümcül görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Sen ölümcül bir hata yaptın.
Translate from Türkisch to Englisch

Çoğu denizanası sokmaları ölümcül değil ama çoğu yine de oldukça ağrılıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Kıskançlık yedi ölümcül günahtan biridir.
Translate from Türkisch to Englisch

Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül yaralıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ölümcül düşmanlar ölümsüz dostlardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Genç kadın ölümcül bir hastalıkla cebelleşiyordu, kalbi umut doluydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül kanseri olduğunu bilmiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Amerika'nın en ölümcül şehridir.
Translate from Türkisch to Englisch

O ölümcül olurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül bir plan kurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül bir biçimde yaralandı.
Translate from Türkisch to Englisch

O ölümcül bir zehirdir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu haberi duyduğunda Tom ölümcül bir kalp krizi geçirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül silahla saldırıdan mahkum edildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Dan karısı Linda'nın ölümcül derecede hasta olduğu konusunda bilgilendirildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

O ölümcül bir biçimde yaralıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bütün yolcular ölümcül tehlikedeler.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu, bizim şehrimizde bilinen en ölümcül banka soygunudur.
Translate from Türkisch to Englisch

Ölümcül hatalar dikkatsizlikten ortaya çıkar.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ölümcül derecede hasta.
Translate from Türkisch to Englisch

Kuduz yeryüzündeki en ölümcül hastalıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Polis Tom'u başından ölümcül bir biçimde yaralanmış buldu
Translate from Türkisch to Englisch

Beowulf savaşta ölümcül şekilde yaralandı.

Tom savaşta ölümcül şekilde yaralandı.

Ona ölümcül bir darbe vuruldu.

Yalan bir ölümcül hastaya kalbini vermeye çalışan bir doktor tarafından söylendiği zaman affedilebilir.

Açgözlülük yedi ölümcül günahlardan biridir.

Şehvet yedi ölümcül günahtan biridir.

Açgözlülük yedi ölümcül günahtan biridir.

Ölümcül kuvvet kullanımı onaylandı.

Fadıl ölümcül bir seçim yaptı.

Fadıl, Leyla'yı ölümcül bir karar vermeye zorladı.

Fadıl'ın şiddeti ölümcül değildi.

Leyla çok ölümcül bir kadındı.

Fadıl'ın daha ölümcül bir planı vardı.

Ölümcül kanser olabilirdim.

Elektrik ölümcül olabilir.

Sami ölümcül bir kaza geçirdi.

Sami ölümcül bir kumar oynadı.

Sami, ölümcül zehirin kendisi için olduğunu anlamadı.

Ben ölümcül derecede hastayım.

Atış Tom'u ölümcül olarak yaraladı.

Tom ölümcül olarak yaralı bulundu.

Ev ölümcül biçimde sessizdi.

Ölümcül kuvveti savunmuyorum.

Ölümcül gücü savunmuyorum.

Sami, Leyla'ya ölümcül bir içecek verdi.

Sami, Leyla'ya ölümcül dozda antifriz verdi.

Fazla sodyum ölümcül olabilir.

Sami ölümcül bir fırtınayı harekete geçirdi.

Deniz suyu içmek insanlar için ölümcül olabilir.

O ölümcül değil.

Tom ölümcül hasta, değil mi?

O kadar yüksekten düşmek ölümcül olur.

Ancak sonuçlar ölümcül olabiliyor.

Tom ölümcül bir hata yaptı.

İsrail, İran'ın nükleer programını kendisi için ölümcül bir tehdit olarak görüyor.

Belçika doğumlu bir IŞİD teröristi olan Aart, ölümcül terör örgütüne katılmaları için genç Belçikalıları toplamaya çalışıyordu.

Platform ve Kalamar Oyunu gibi yapay tanrıcılık ve ölümcül rekabet temasını işleyen yapımlar insanların maskesiz hâllerini ve içgüdüsel doğalarını iyi yansıttığından olsa gerek, dünya genelinde büyük ilgi uyandırıyor.

Ölümcül hatalar dikkatsizlikten kaynaklanır.

Tom ölümcül bir kazaya karıştı.

Tom ölümcül bir trafik kazası yaşadı.

Tom ailesini ölümcül bir araba kazasında kaybetti.

Dünyanın en ölümcül kuşu hangisidir?

İsrail-Filistin anlaşmazlığında 7 Ekim 2023 son elli yılın en ölümcül günüydü.

Hamas, 7 Ekim 2023'te ölümcül bir operasyon gerçekleştirdi ve bunun sadece başlangıç olduğunu söylüyor.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch