Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "önüne"

Lernen Sie, wie man önüne in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Araba, binanın önüne park edildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Böylesine büyük bir silahlanma için paramızın olup olmadığı sorusunu göz önüne almalıyız.
Translate from Türkisch to Englisch

Her şeyi göz önüne alırsak, o suçlu olamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüzmede herkesin önüne çıkıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Domuzların önüne inci atmayın.
Translate from Türkisch to Englisch

Saatin kaç olduğu göz önüne alındığında, süpermarket nispeten boştu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom etmemesi gerektiğini bilmesine rağmen, arabasını yangın musluğunun önüne parketti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin önüne koyduğu şeyi yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom insanların onun evinin önüne park etmelerini sevmiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom bir trenin önüne atlayarak intihar etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Kocası onun onun önüne koyduğu her şeyi yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Önüne geleni almayı bıraksan iyi edersin.
Translate from Türkisch to Englisch

Sandalyeyi masanın önüne koy.
Translate from Türkisch to Englisch

Bütün sırları gözler önüne serildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Birdenbire, bir adam onların önüne doğru yürüdü.
Translate from Türkisch to Englisch

Evimin önüne garip bir araba park edildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Her şeyi göz önüne alırsak, işler yolunda gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu göz önüne alacağım.
Translate from Türkisch to Englisch

Her şey göz önüne alındığında, babamın hayatı mutlu bir hayattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Anahtarları kapının önüne koydum.
Translate from Türkisch to Englisch

Gerçekten böyle bir yüze sahip olan kadın müşteri önüne çıkar mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu olasılığı da göz önüne aldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Ne kadar süredir Fransızca çalıştığım göz önüne alındığında onu daha iyi konuşabilmeliyim.
Translate from Türkisch to Englisch

Evinin önüne park etmiş kırmızı bir kamyonet var.
Translate from Türkisch to Englisch

Her şey göz önüne alınırsa, Boston'da olmayı tercih ederim.
Translate from Türkisch to Englisch

Sınıfın önüne gel.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un kötü gözleri var bu yüzden o her zaman sınıfın çok önüne oturur.
Translate from Türkisch to Englisch

Çiftliğin önüne park ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Ailenin kültürel geçmişini göz önüne almak çok önemlidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary bunu göz önüne alır.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaderin önüne geçemeyeceksiniz.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu sorunu göz önüne almak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch

O, beni kapının önüne koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Önüne bak.
Translate from Türkisch to Englisch

Önüne baksana!
Translate from Türkisch to Englisch

Önüne bak ve asla konuşma!
Translate from Türkisch to Englisch

Bu durum önceden göz önüne alınmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin önüne bir küllük koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin önüne bir içki koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin önüne biraz yiyecek koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Barmen Tom'un önüne bir içki koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom karısının onun önüne koyduğu her şeyi yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Şimdi, Büyük Britanya'nın bir haritasını gözünüzün önüne getirmenizi istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Şimdi, Büyük Britanya'nın bir haritasını gözünün önüne getirmeni istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom viski şişesini Mary'nin önüne koydu.

Garson Tom'un önüne bir kahve fincanı koydu.

Tom genellikle Mary'nin onun önüne koyduğu her şeyi yer.

Tom Mary'nin önüne bir fincan kahve koydu.

Tom'un bir otobüsün önüne atladığı doğru mu?

Tom Mary'nin önüne bir fincan sıcak kahve koydu.

Evinin önüne park edilmiş siyah bir BMW var.

Onun yaşını göz önüne alırsak, öyleyse onu icraatları için suçlayamazsın.

Tom odanın önüne doğru yürüdü.

Önüne bak dedim.

Önüne bak Tom.

Ebeveynim beni kapının önüne koydu.

Her iki ordu bir diğerinin önüne yerleştirildi ve günlerini bir şey yapmadan geçirdiler.

Yangın musluğunun önüne park etmemelisin.

Onun deneyimsizliği göz önüne alındığında, o iyi yaptı.

Sabah 10.00'dan öğleden sonra 2.00'ye kadar perşembe günleri hariç, arabayı evin önüne park edebilirsin.

Köylüler yabancıyı düşmanları olarak göz önüne aldı.

Tom'un adalet önüne çıkarılmasını istiyorum.

Önüne bak!

Her şeyi göz önüne alarak o arabayı satın aldı.

Onun kızgın olduğu göz önüne alınınca, bir yanlış anlama olmalı.

Tom kutuları duvarın önüne yığdı.

Bunu göz önüne almak zorundasın.

Onun çok genç olduğu gerçeğini göz önüne almalısın.

İçkileri doldurduktan sonra, Tom şişeyi Mary'nin önüne koydu.

Evlilik teklif etmeden önce düğün planlamak arabayı atın önüne koymaktır.

Bunun tekrar vuku bulmasının önüne nasıl geçeriz?

Rapor birçok gencin alkolik olduğunu gözler önüne serdi.

Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.

Onlar o konuyu göz önüne aldı.

Adının önüne bir haç yap.

Doğru koşullar göz önüne alındığında, kompost solucanları olağanüstü bir hızla üretebilir.

Güzel koku göz önüne alındığında, öğle yemeğinin hazır olduğundan şüphe yok.

Sonunda, gerçek bizim için gözler önüne serildi.

Onun hâlâ genç olduğunu göz önüne almalıyız.

Biz onun gençliğini göz önüne almalıyız.

Tom kuyruktakilerin önüne geçti.

İnsanların kuyruktakilerin önüne geçmesi kabalıktır.

Tom Maria'nın önüne bir fincan kahve koydu.

Her şey göz önüne alınırsa, o iyi bir öğretmen.

Kedi otobüsün önüne koştu ve ezildi.

Tom sadece Mary'nin önüne oturdu.

Şartlar göz önüne alındığında, böyle bir olayın gerçekleşmesi kaçınılmazdı.

Tom kahveyi Maria'nın önüne bıraktı.

Tom arabasını Mary'nin evinin önüne park etti.

O işinde herkesin önüne geçer.

Böyle bir durum göz önüne alındığında başka ne yapabilirim?

Bu sorunu bir bütün olarak göz önüne almalısınız.

Tom kahveyi Maria'nın önüne koydu.

Hiçbir sınır sana ulaşmamın önüne geçemez.

Keşke Tom arabasını evimin önüne park etmeyi bıraksa.

Tom kütüphanenin önüne çıktı ve Mary arabayı park ederken bekledi.

Fadıl, evinin önüne park etmiş yabancı bir araba gördü.

Kendisini trenin önüne attığında daha otuz dört yaşındaydı.

Maria titreyerek eve geri döndü ve ısıtıcının önüne oturdu.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch