Lernen Sie, wie man önde in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
İşitebilmek için önde oturdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Önde gelen bir uzman resmi tasdik etmek için içeriye getirildi.
Translate from Türkisch to Englisch
John mesleğini ailesinden daha önde tutar.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben önde kırmızı bir araba görüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önde oturmayı seviyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O, iki metre ile önde gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok iyi biri gibi görünüyordu; meğer alçağın önde gideniymiş.
Translate from Türkisch to Englisch
Önde oturmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Çin dünyanın önde gelen pirinç üreticisidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kalp cerrahisinde en önde gelen otoritedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önde.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz önde oturduk.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünya Sağlık Örgütü alkolün kötü kullanımının dünyada ölümün ve sakatlığın önde gelen üçüncü sebebi olduğunu söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen satranç oynarken hamlelerini uzun süre planlarsın ama ben yine de senden bir adım önde olurum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen sizden bir adım önde oluyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önde yürüdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önde görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen sen benden bir adım önde oluyorsun bazen ben.
Translate from Türkisch to Englisch
Herkesi uyarmak için önde koştum.
Translate from Türkisch to Englisch
Yunanların önde gelen tanrısı Zeus'u şereflendirmek için İsa'dan Önce 776'da ilk Olimpiyat oyunları Olimpos Dağının eteğinde düzenlendi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin önde gitmesi için işaret etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Oraya erken gittim ve önde bir koltuk alabildim.
Translate from Türkisch to Englisch
Doktor Jackson Boston'da önde gelen kardiyologlardan biri.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünyada kişisel çıkarlarını milli çıkarlardan önde tutan politikacılardan nefret ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary sincaplar konusunda dünyanın önde gelen uzmanıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Otobüsteyken her zaman önde otururum.
Translate from Türkisch to Englisch
Önde kim oturacak diye münakaşa ediyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un arabası önde park edilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Dersi açıkça duymak için önde oturdum.
Translate from Türkisch to Englisch
Önde gelen bilginler konferansta bildiri sunmaya davet edilmiştir.
Translate from Türkisch to Englisch
Önde oturalım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önde çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önde bekliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Amerika birleşik Devletleri Kolombiya'ya karşı 2 golle önde.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu ülke petrolün önde gelen ithalatçısı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sizin itibarınız önde gelir.
Translate from Türkisch to Englisch
Gözler önde, lütfen.
Translate from Türkisch to Englisch
Önde oturmak istemiyor musun, Tom?
Translate from Türkisch to Englisch
Arabam önde park edilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önde gelen şüpheliydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Gekkyoku Japonya'da otopark işinde önde gelen bir şirkettir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, Londra'nın önde gelen üniversitelerinden biridir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yazar ABD'nin bir süper güç olarak rolünün önde gelen bir muhalifidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u aptalın önde gideni sanıyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
O, yarışta önde gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Şehrin önde gelen restoranlarının çoğu Ağustos ayı boyunca kapatır.
Önde kalmak en iyi görünüyordu.
Ebeveynleri önde otururken çocuk arabanın arkasında oturur.
Mary ülkenin Suriye'deki çatışma konusundaki en önde gelen uzmanıdır.
Çin önde gelen bir silah ihracatçısıdır.
Dünyanın önde gelen kakao üreticileri Fildişi Sahili, Gana ve Endonezya'dır.
Palmiye yağı üretimi Endonezya'da ormansızlaşmanın önde gelen nedenidir.
Amerika Birleşik Devletleri dünyanın önde gelen pamuk ihracatçısıdır.
Bazı önde gelen tenis oyuncuları şımarık çocuklar gibi davranırlar.
Subrahmanyan Chandrasekhar yirminci yüzyılın önde gelen astrofizikçilerinden biriydi.
Tıpta İlerleme çarçabuk önde gidiyor.
Ben önde iken çıkmalıydım.
Önde iken çıkmalısın.
Sizinle önde tanışacağız.
Kendi alanında önde gelen bir otorite.
Tıbbi hata, kalp hastalığı ve kanserden sonra ABD'deki üçündü önde gelen ölüm sebebidir.
Oturmak için önde bir yer bulalım.
Fadıl bölgede önde gelen bir doktordu.
Eski ordudan geriye kalan, mevcut düzeni destekliyor ve belki de önde götürüyor.
Ben önde oturdum.
Tom önde oturdu.
Arabam önde parketti.
Tom Mary'nin önde oturduğunu söyledi.
Tom her zaman önde oturur.
Tom önde oturmak ister.
Obezite, önlenebilir ölümün sigaradan sonraki önde gelen nedenidir.
Sami önde gelen bir plastik cerrahtı.
Tom, siber güvenlik konusunda dünyanın önde gelen kişisidir.
Tom anketlerde önde.
Anadoluspor devre arasına 1-0 önde giriyor.
Anadoluspor soyunma odasına 1-0 önde girdi.
Anadoluspor devreye 2-0 önde girdi.
Anadoluspor rakibe önde baskı kuran bir takım.
Anadoluspor savunmayı önde kuran bir takım.
Yıldızspor savunması önde yakalandı.
Pozisyonda önde yakalanan Ali topun ağlara gitmesini engelleyemedi.
Anadoluspor Ali'nin 12 ve 41. dakikada attığı gollerle soyuma odasına 2-0 önde girdi.
Leyla kaltağın önde gideni.
Birçok kadın için aşk en önde gelir.
Çok varlıklı bir ailede dünyaya gelen Ali, hayata 3-0 önde başlamıştı.
Tom önde oturacak.
Ali malın önde gideni.
Ali malın en önde bayrak sallayanıdır.
Tom götün önde gideni.
Tom malın en önde bayrak sallayanı.
Önde oturmak istemiyor musun?
Tom, alanında önde gelen bir uzmandır.
Benim için çocuklarım her zaman önde gelir.
Altan malın en önde bayrak sallayanıdır.
Önde gelen borçlular ise devlet kurumları.
Dementieva maçı 7-6 ve 3-0 önde götürüyordu.
İsrâiloğullarının önde gelenleri Firavun'un yanına varıp "Kullarına neden böyle davranıyorsun?" diye yakındılar.
Dünyanın en gelişmiş süper bilgisayarını test etmek için önde gelen bilimadamları davet edilmiş. Herkes sırayla bilgisayarın olduğu odaya girip en zor soruları sorup birkaç saniyede cevabını alıp çıkıyormuş. Sıra Temel'e gelip uzun süre odadan çıkmayınca herkes meraklanıp odaya girerek Temel'e bilgisayara ne sorduğunu sormuşlar. Temel de "'Ne var ne yok?' diye sordum la uşaklar" demiş. Meğer bilgisayar evrende var olan ve olmayan sonsuz sayıdaki şeyi sıralamakla meşgulmüş.
Önde mayın tarlası var.
Kapampangan, Filipinler'in sekiz önde gelen dilinden biridir.