Lernen Sie, wie man önemsiz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 76 handverlesene Beispiele.
Karıncaların yaşamını önemsiz sayma.
Translate from Türkisch to Englisch
O önemsiz bir sorundur.
Translate from Türkisch to Englisch
Böyle önemsiz bir sorun hakkında endişelenmeyin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tahrikçi önemsiz konuları abartma eğilimindedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen kötüleyici olarak gürültü, önemsiz ve cazibeden yoksun müzik diyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz konularda her zaman endişe eder.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz şeyler hakkında onunla tartışmayacak kadar akıllıyım.
Translate from Türkisch to Englisch
Onunki ile karşılaştırıldığında bizim sorunlarımız önemsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz şeyler üzerinde birbirleriyle ağız dalaşına girdiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Kanıt önemsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Seks benim için önemsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim için kim önemsiz?
Translate from Türkisch to Englisch
Erkek kardeşi ile önemsiz şeyler hakkında sık sık tartışır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom öyle düşüncesizce yorum yaptı ki başlangıçta önemsiz gibi görünüyordu fakat sonra onun yüzündeki ve beden dilindeki gerilimi gördüm ve bunun onun için gerçekten dünya kadar önemli olduğu çabucak ortaya çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz şeylerle vakit harcama.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin için önemsiz ancak başka insanlar için değerli olan bir paran varsa; onu iyilik yapmak için kullan.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz bir detay.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz detaylar için üzülme.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz bir hata.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz bir problem, uzun tefekküre ihtiyaç duymaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz şeyler üzerinde zaman kaybetmeyin.
Translate from Türkisch to Englisch
Unut gitsin, bunlar sadece önemsiz ayrıntılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Denemen kötü değildi ama birkaç önemsiz ayrıntım var.
Translate from Türkisch to Englisch
Hem kanıt hem de çözüm önemsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz bir şey.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz bir sorun uzun bir düşünme gerektirmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Düz bir çizgi bir eğrinin önemsiz bir örneğidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz bir başarı değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz şeyler için endişelenme.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz şeyler için endişelenmeyin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, şu an için sorunlarımız arasında en önemsiz olanı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunun önemsiz olduğunu söylemezdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz bir mesele.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaptığın neredeyse her şey önemsiz görünebilir ama bu yaptığın önemlidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne olduğu önemsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz şeyler söylemeyi kes! Ana noktaya odaklan.
Translate from Türkisch to Englisch
En uygun çözümü bulmak önemsiz değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
İşte 50.000 yen. Önemsiz şeylere para harcama lütfen.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz bir konu.
Translate from Türkisch to Englisch
Kayınbiraderim önemsiz konulardan kolayca sinirlenir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemsiz bir konu değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben çok önemsiz ve anlamsızım.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonuç önemsiz görünebilir: Esperanto vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Başka her şey önemsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Birçok kişi DNA'nın % 95'inin önemsiz olduğu görüşünü savunur.
O önemsiz bir hata.
Önemsiz konularda kelime oyunu yapmayalım.
Ben resim için sadece önemsiz bir miktar ödedim.
İlgili para önemsiz değildir.
Önemsiz şey.
Önemsiz şeyleri dert etme.
Bu önemsiz şahsiyet kim?
O ciddi şeylerle ilgili önemsiz bir biçimde konuşmaz.
Aslında, bu çok önemsiz bir anlamda hariç, hiç doğru gibi görünmüyor.
Bu senin için önemsiz bir şey olabilir ama benim için çok önemli bir şey.
Önemsiz olan şeyler hakkında endişelenmek için çok vakit harcıyorsunuz.
Önemsiz şeyler düşünüyorsun.
Sorun önemli de olsa önemsiz de olsa onu çözmelisin.
Benim adım önemsiz.
Tom gece gökyüzüne bakarken önemsiz hissetti.
Bu önemsiz bir nokta değil.
Bu önemsiz bir sayı değildir.
Tom'un yaralaları önemsiz sayılır.
Tom, tüm bu önemsiz şeylerden kurtulması gerektiğini söyledi.
Hayatta, kendince ne çok şeyin önemsiz olduğunu göreceksin, neylerin kendin için önem taşıdığını daha iyi anladığında.
Önemsiz işlerle uğraştırma.
Provokatör önemsiz konuları abartma eğiliminde olur.
Adımın ne olduğu önemsiz.
Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz. Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti.
Bu önemsiz bir sorun sayılmaz.
Guinness Rekorlar Kitabı'na girebileceğini düşündüğün önemsiz bir becerin var mı?
Önemsiz detay yoktur.
Aramızdaki yaş farkı önemsiz.
Yarına ne planladığınız benim için önemsiz.
Kendimi önemsiz hissediyorum!