Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "özel"

Lernen Sie, wie man özel in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Özel haber nedeniyle televizyon programı kesildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir web sayfasında, Larry Ewing'in özel hayatı paylaşıldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Herkesin, fikir, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.
Translate from Türkisch to Englisch

Özel bir şey değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Restaurantın özel ürünü nedir?
Translate from Türkisch to Englisch

Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Özel lezzet neye benziyor?
Translate from Türkisch to Englisch

Hackerlar, özel ya da kamuya açık ağlara gizlice girmek için yeni yollar arıyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Başkalarının özel mektuplarını onların izni olmadan okumamalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Özel dedektifler tuhaf davaları araştırmak için kiralanırlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Amerika'ya gitmek için özel bir nedenin var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Patronum ofis telefonundan özel görüşme yaptığım için beni azarladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Jefferson James Monroe'yu özel bir müzakereci olarak Paris'e gönderdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Kadınlar kendilerini özel hissettiren erkekler gibidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Şu ana kadar yiyeceğin en iyi salata onların özel öğle yemeğiyle verdikleridir.
Translate from Türkisch to Englisch

O bilgiyi yayınlayamam. O özel.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben sizinle özel olarak konuşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Ayrıcalık özel olarak kadın için ayrılmıştır.
Translate from Türkisch to Englisch

Buraya giremezsin. Bu özel bir mülkiyet.
Translate from Türkisch to Englisch

Özel işlere karışmayın.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim özel hayatıma burnunu sokma.
Translate from Türkisch to Englisch

Annem her zaman benim özel hayatıma burnunu sokuyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben bu telefondan özel arama yapılmasına karşıyım.
Translate from Türkisch to Englisch

Amerika'daki kilise okullarının ve bazı özel okulların üniforması vardır, onlar yaygın değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom özel ortamlarda sadece takım elbise giyer.
Translate from Türkisch to Englisch

Birkaç parti lideri özel olarak görüştü.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom özel bir dedektif tarafından gölge gibi izlendiğini düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bugünkü gazetede herhangi bir özel haber var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Saatim geri kaldığı için özel ekspresi kaçırdım.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin doğum gününden özel bir şey yapmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom doğum günü için Mary'ye özel bir şey vermek istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom bir özel eğitim öğretmeni idi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kalbimde özel bir yere sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un onu yapmak için özel bir nedeni yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'yi özel bir okula göndermeye karar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Keşke daha özel olabilsem.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun özel arkadaşım olduğunu düşündüm.

Bu özel konuyu neden seçtiniz?

Biz resmî ve özel işler arasına çizgi çizmeliyiz.

Onu özel ulak yapabilir misiniz?

Lütfen onu özel ulak ile gönderin.

O, bana özel olarak resmini gösterdi.

Laura elbiseleri hakkında çok özel.

Chris onun en sevdiği kızı, Kate'i gördü, Beth ile özel görüşüyordu.

Bu bir özel ulak mıdır?

Benim özel bir biletim vardı.

Özel konuşabilir miyiz?

Bu özel bir durum.

Noel özel bir tatildir.

O, özel bir ödülle ödüllendirildi.

O, konuyu bana özel olarak anlattı.

O, özel bir trenle seyahat etti.

O, özel piyano dersleri alır.

Bize bu koyda özel balık tutma izni verildi.

Köri özel bir şey değildi.

Başkanın oğlu özel kuvvetlere başkanlık ediyor.

O,onun için özel bir akşam yemeği pişirdi.

Onun ekmeği özel bir şekilde yapma tarzı var.

Onlar yaşlı insanların özel ihtiyaçlarını dikkate alamadılar.

Söyleyecek özel bir şeyim yok.

Bunu özel ulakla gönderin.

İşin kötü tarafı, mesleğimin ve özel hayatımın bu derece birbirine karışıyor olması.

Özel bir şey yapıyor musun?

Özel bir sergin var mı?

Söyleyeceğim özel bir şey yok.

Özel konferans, kötü hava koşulları nedeniyle bir sonraki güne ertelendi.

Onlar özel bir toplantıya çağırdılar.

Bazı davalar için benim gibi özel yetenekleri olan avukatlar gerekir.

Bize özel bir indirim yapabilir misiniz acaba?

Patronun özel sekreteridir.

Onun özel arkadaşım olduğunu sanmıştım.

Onu yapmak için özel bir alete ihtiyacın olacak.

Böyle yapmak için özel bir nedenim yok.

Şimdi söyleyecek özel bir şeyim yok.

Lütfen bunu özel ulakla gönderin.

Özel bir yetenekle donatılmıştır.

Sizin için özel bir şeyimiz var, efendim.

Aklınızda özel bir şey var mı?

Oraya gitmek için özel bir nedeni yoktu.

Bu paket özel muamele gerektirir.

Bu defa ilk kez özel bir villada kaldım, ve gerçekten olağan dışı bir şeydi.

Bir özel lise öğrencisi misiniz?

Özel bir görev için Avrupa'ya gönderildi.

Teyzemle özel bir ilişkim var.

Sadece özel günlerde ıstakoz yeriz.

Amerikalılar Şükran gününde özel yemekler yer.

Özel durumlar dışında asla içmez.

Özel üniversitelerin sayısı arttı.

Doğum günü için çok özel bir şey istiyor.

Özel günlerde, bazı insanlar mücevher takar.

Tom konu hakkında Mary ile özel görüştü.

Bu biletle özel sergiyi görebilir miyim?

Pazar günü yapacak özel bir şeyin var mı?

Konu hakkında sizinle özel olarak konuşabilir miyim?

Zengin komşularım özel bir golf kulübüne üyedir.

Sizinle özel olarak konuşabilir miyim?

Özel okula gidiyorum.

Tom restoranın sunduğu en pahalı yemeklerden birini yerken özel bir masada tek başına oturuyordu.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch