Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "ülke"

Lernen Sie, wie man ülke in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Çok sayıda ülke Olimpiyat Oyunlarına katıldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Çok sayıda ülke tarıma dayalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Ülke genelinde bankalar kapılarını kapamıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ülke komşusu karşı savaş ilan etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Ülke ithalatını azaltmayı hedefliyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Ülke, dış ticaret açığını telafi etmek için çok çabalıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile diplomatik ilişkileri kesti.
Translate from Türkisch to Englisch

Kötü bir soğuk algınlığı ülke genelinde hüküm sürüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Ülke doğal kaynaklar açısından zengindir.
Translate from Türkisch to Englisch

O ülke doğal kaynaklara sahip.
Translate from Türkisch to Englisch

Ülke düşmanın elinde.
Translate from Türkisch to Englisch

O, ülke dışında olduğu için sık sık Skype kullandı.
Translate from Türkisch to Englisch

ABD'de ülke çapındaki bir ankete göre Müslümanların terörle bağlantılı olduğu yaygın bir inançtır.
Translate from Türkisch to Englisch

İtalya'yı arama için ülke kodu 39'dur.
Translate from Türkisch to Englisch

İki ülke arasında bir savaş patlak verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

İki ülke arasında hiçbir ittifak şansı yok.
Translate from Türkisch to Englisch

O, bu seçim için uzun ve aşırı düşündü. Sevdiği ülke için çok uzun ve aşırı düşündü.
Translate from Türkisch to Englisch

Şubelerimiz tüm ülke çapında uzanır.
Translate from Türkisch to Englisch

O, yarışı birinci bitirdiğinde, tüm ülke için bir zaferdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ülke dışında.
Translate from Türkisch to Englisch

İtalya çok güzel bir ülke.
Translate from Türkisch to Englisch

İki ülke savaşa yakınlaşıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Birçok ülke Kyoto, Japonya'da 1997 yılında antlaşma imzaladı.
Translate from Türkisch to Englisch

İki ülke arasında her an bir ticari sürtünme ortaya çıkabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Nehir iki ülke arasındaki akmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un şu ana kadar yaşadığı tek ülke Avustralyadır.
Translate from Türkisch to Englisch

O ülke ılıman bir iklime sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ülke ılıman bir iklime sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch

Her iki ülke şimdi barış içindeler.
Translate from Türkisch to Englisch

O, ülke çapında seyahat etti.
Translate from Türkisch to Englisch

İki ülke bir antlaşmayı görüştü.
Translate from Türkisch to Englisch

Birçok ülke ziyaret ettim fakat en çok Japonya'yı seviyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Ülke genelinde soğuk hava hüküm sürüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Söylenti ülke geneline yayıldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ülke petrol yönünden zengindir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ülke kömür bakımından zengindir.
Translate from Türkisch to Englisch

İki ülke barış antlaşmasını görüşüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

komşu ülke için bilgi sızıntılarıyla yüklüdür,polis.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ülke saldırıya karşı güvenlidir.
Translate from Türkisch to Englisch

İsviçre güzel bir ülke.
Translate from Türkisch to Englisch

Asya'da en büyük ülke Çindir.
Translate from Türkisch to Englisch

Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Birçok ülke ile iş yapıyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch

1975 te, Angola özgür bir ülke oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bence Japonya çok güvenli bir ülke.
Translate from Türkisch to Englisch

Dünyadaki en büyük ikinci ülke hangisidir?

Onun adı tüm ülke çapında bilinir.

Bütün ülke karla kaplıydı.

Ülke genelinde iyi tanınırdı.

Bu ülke doğal kaynaklar açısından fakirdir.

Genelevi olmayan bir ülke, ülke değildir.

İki ülke arasındaki ticaret karmaşık olabilir.

İki ülke bir barış antlaşması yaptı.

Ülke ekonomisi tarıma dayalıdır.

Bu ülke komşu ülkesine savaş ilan etti.

İki ülke arasında kültürel değişim devam ederken, onların karşılıklı anlayışı daha da derinleşti.

Din, ahlak ile eş anlamlı olsa, Brezilya dünyada en bozulmamış ülke olur.

Ülke nüfusu yaklaşık elli milyona ulaştı.

Birçok ülke Olimpiyat Oyunlarına katıldı

Ülke çapında bir oyun var.

Bu ülke için savaşan insanları unuttuğumu mu sandın?

Ne ülke ama!

O ülke II.Dünya Savaşı boyunca tarafsız kaldı.

Dünya savaşların yaşandığı bir yer olmamalı ve yeni ekonomik bir modellemeyle her ülke kardeşçe birbiriyle geçinebilmeli.

İnsan bazında para, makam ve hırs; ülke bazında ise pazar aramak savaşlara neden olmaktadır.

Uzun savaştan ülke harap edildi.

Bu ülke onun için mücadele edecek çok sayıda kahraman olduğu için özgürlerin ülkesi olarak kalmaya devam edecektir.

İki komşu ülke arasındaki sınır kapalı kalır.

Dünyada pek çok ülke ve kültür var.

Tarifeleri blok olarak kontrol etmenin ülke ülke kontrol etmekten daha uygun olduğunu vurgulamak istiyorum.

Brezilya büyük bir ülke.

Amerika Birleşik Devletleri çok farklı bir ülke.

Gelişmiş bir ülke olsa bile Abd'de hala bazı çok yoksul insanlar var.

Dünyada kaç tane ülke var.

Bu ülke doğal kaynaklarda kötü.

Birçok ülke ölüm cezasını kaldırdı.

Afrika bir ülke değildir.

Ülke çok hızlı sanayileşti.

O ülke, komşu ülkelerle olan diplomatik ilişkileri kesti.

Ülke şimdilerde geniş politik değişim geçiriyor.

Bu iki ülke arasında önemli farklılıklar var.

Bu ülke doğal kaynak açısından zengindir.

Bu ülke benim evim.

İki ülke arasında savaş patlak verdi.

Bu ziyaret ettiğim en güzel ülke.

Bu ülke Japonya'nın yaklaşık iki katı kadar.

Amerika veya Çin ile kıyaslandığında, Japonya küçük bir ülke.

Bu benim ilk yabancı ülke ziyaretimdi.

O ülke, ulusumuzun iç işlerine karıştı.

Ontario Sansür Kurulu 1980'de Günter Grass'tan uyarlanmış "Teneke Trampet" filmini yasakladı ama medya bu yasağı saçma buldu ve hatta Canadian Broadcasting Corporation (CBC) sorun yaratan görüntüleri o gece ülke çapında ulusal haberlerde gösterdi.

İki ülke arasındaki ticaret sürekli gelişiyor.

Afrika'da kaç ülke var?

Japonya teknolojik olarak, en gelişmiş ülke oluyor.

Orası başka bir ülke.

O ülke hakkında bir şey biliyor musun?

Sanırım "Zo" ile başlayan hiç ülke yok.

"Y" harfiyle başlayan kaç tane ülke var?

Türkiye’nin ülke olarak 2011 yılındaki toplam patent sayısı sadece 865 iken, aynı yıl Japonya’nın 197.594 patenti var.

Ağır vergiler yüzünden, ülke cehenneme döndü.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch