Lernen Sie, wie man üst in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Yükseköğretimin kalitesi en üst uluslararası standartlarda olmalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bakers'ların nehrin üst tarafında bir çiftliği var.
Translate from Türkisch to Englisch
Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever.
Translate from Türkisch to Englisch
Sayfanın üst kısmındaki resme bak.
Translate from Türkisch to Englisch
Birinin üst kata gittiğini duyduk.
Translate from Türkisch to Englisch
O, tepenin üst kısmında yaşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sizin için açık bırakılmış birkaç üst düzey pozisyon var.
Translate from Türkisch to Englisch
Oyuncu üst üste üç kez şampiyonluk kazandı.
Translate from Türkisch to Englisch
O sporcu bu turnuvada üst üste üç kez kazandı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, gürültünün ne hakkında olduğunu sormak için üst kattan seslendi.
Translate from Türkisch to Englisch
O üst kata yatak odasına gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu üst kata gelişini gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Yatak odaları üst kattadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom üst rafa yetişmek için çok kısaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un üst dişleri alt dişlerinden daha ilerde.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kitap üst rafta gider.
Translate from Türkisch to Englisch
Dağın üst kısmı karla kaplıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tuvalet üst katta.
Translate from Türkisch to Englisch
Bay Hopkins öyle bir yüksek sesle konuştu ki onu üst kattan duyabiliyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
John o kadar yüksek sesle konuştu ki onu üst kattan duyabildim.
Translate from Türkisch to Englisch
Çantaları üst kata taşı.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst kata çık ve yatmaya git.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben en üst rafa ulaşabilirim.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst rafa ulaşamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst rafa ulaşabilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
O, kutuyu üst kata taşıdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst katta dört yatak odamız var.
Translate from Türkisch to Englisch
Odam üst katta soldadır.
Translate from Türkisch to Englisch
O, üst sınıfa aittir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kitabı üst rafa koy.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst sağ yirmilik dişim ağrıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Kapıyı kapattı ve üst kata çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bıçağı al ve üst kısmı kes.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kutuyu üst kata taşıtabilir miyim?
Translate from Türkisch to Englisch
Şirketin en üst kademesinde olmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
En üst katta bir restoran var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bagajını üst kata taşımasına yardım ettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kutuyu ona üst kata taşıtacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona, bu valizi üst kata taşıtacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst kattaki odayı bir öğrenciye kiraladılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst kattaki insanlar gece eve geç gelir.
Translate from Türkisch to Englisch
Birçok üst düzey yetkili toplantıya katıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Üst kattan Akagi dağının güzel bir manzarası var.
Translate from Türkisch to Englisch
O benim üst katımda yaşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar üst kata çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Küçük çocuk en üst raftaki kitaba doğru uzandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Saklanan zemin köpek balıklarından biri onu uyluğun üst kısmından hızla yakalamadan önce o birkaç yardadan daha fazla yüzmemişti.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım Tom üst kata gitti.
Bir sandalyeye çıktım böylece üst rafa ulaşabildim.
Üst kata dönmeliyim.
Tom üst kata çıktı.
Tom'u üst kata götürmek zorunda kaldım.
Tom üst katta dinleniyor.
Tom hâlâ üst katta.
Tom üst kata gitti.
Şimdi kim üst katta?
O üst kat değildi.
Üst katta bekleyeceğim.
Üst katı kontrol edeceğim.
Üst kattaydım.
Onların hepsi üst katta.
Üst katta konuşacağız.
Tom üst katta yaşadı.
Alt dudak, üst dudaktan daha büyüktür.
Üst kat penceresi açıldı.
Bu kadar zamandır üst katta ne yapıyorsun?
Üst raftaki şeye ulaşabilir misin?
Tom kravatını gevşetti ve üst gömlek düğmesini açtı.
Tom üst katta bir ses duydu.
Tom üst katta yatıyor.
Tom üst katta giyiniyor.
Tom gözyaşlarına boğuldu ve üst kata koştu.
Üst kata gideceğim.
Tom, gömleğinin üst düğmesini açtı.
Üst raftaki o mavi kitabı istiyorum. Onu benim için getirir misin?
Tom üst raftaki kitaplara ulaşmak için yeterince uzun değildi.
İnsanlar torpille değil liyakatiyle üst konumlara gelmeli.
Üst çekmecede bir makas var.
Üst kata çıkmanı istiyorum.
Üst kattalar.
Genç kız, üst kata çıktıktan sonra, evin kapısını açtı.
Bunu benim için üst kata taşıyabilir misin?
Tom en üst rafa ulaşmak için bir sandalyeye çıktı.
Ben odayı terk etmek zorunda kalıncaya kadar aynı plağı üst üste çalmaya devam etti.
Kazalar üst üste gelir.
Hidrojen, periyodik cetvelde sol üst köşede yer alır.
Tom gitarını muhtemelen üst katta bıraktı.
Tom ve Mary üst katta uyuyorlar.
Herkes üst katta.
Tom'un üst vücut gücü yok.
Tom burada üst rafa ulaşmak için yeterince uzun olan tek kişi.
Onlar üst üste her gün çalıştılar.
Üst düğmen açılmış.
En üst çekmecene bak.
Çocuklar tek sıra halinde üst kata çıktı.
Tom tekrar üst kata gitti.
Tom üst rafa ulaşamayacağını biliyordu.
Üst rafa bakmanı öneriyorum.
Tom üst kata tavan arasına gitti.
O, üst kata odasına gitti.