Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "üvey"

Lernen Sie, wie man üvey in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Cinderella'nın iki aşağılık üvey kız kardeşi vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom üvey ebeveynlerinin kendisine verdiği sevgiyi kabul etmeyi öğrendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Diane de üvey kız kardeşin, George.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin çok sayıda üvey çocuklarından sadece biriydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary'nin üvey evladıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary'nin üvey oğludur.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary'nin üvey babasıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom üvey oğlunu Mary'nin üvey kızına tanıttı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin üvey babasıyla iyi anlaşır.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary Tom'un üvey annesidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary Tom'un üvey kızıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Küçük çocuk üvey annesinden şiddet gördü.
Translate from Türkisch to Englisch

Arazinin bu kısmı üvey anneme aittir.
Translate from Türkisch to Englisch

O benim üvey erkek kardeşim.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben Tom'un üvey erkek kardeşiyim.
Translate from Türkisch to Englisch

Birkaç yıl önce, anneler gününde, bir madalyonu üvey anneme hediye olarak verdim.
Translate from Türkisch to Englisch

Suzan aslında senin üvey kardeşindir.
Translate from Türkisch to Englisch

O benim üvey babam.
Translate from Türkisch to Englisch

Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır. - Cemil Meriç
Translate from Türkisch to Englisch

Üvey annemle hiç tartışmadım veya o bana gerekçeler vermedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Üvey bir erkek kardeşim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un üvey anne ve babası, öz anne ve babasına göre ona daha kibarlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Jimmy benim üvey çocuğum.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary benim üvey kız kardeşimdir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom benim üvey erkek kardeşimdir.
Translate from Türkisch to Englisch

13 yaşında bir üvey kızım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Annenle evlendim ama baban değilim. Sen benim üvey oğlumsun.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom üvey annesini sevmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un Mary'nin artık onun üvey kız kardeşi olacağı fikrine alışması için sadece biraz zamana ihtiyacı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom benim üvey babam.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin üvey erkek kardeşi.
Translate from Türkisch to Englisch

Genç üvey erkek kardeşi için örnek insan oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

O benim üvey annem.
Translate from Türkisch to Englisch

Üvey annenin ismi ne?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom benim üvey erkek kardeşim.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun üvey ebeveynleri ona karşı gerçek ebeveynlerinden şimdiye kadar olduğundan çok daha nazikti.
Translate from Türkisch to Englisch

O benim üvey kız kardeşim.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary Tom'un üvey kardeşi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir üvey erkek kardeşim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Üvey babam şeker hastasıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary, Tom'un üvey kız kardeşidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary Tom'un üvey kız kardeşi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un bir tane üvey kız kardeşi vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un bir üvey erkek kardeşi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Üvey kız kardeşim kızılcık suyunun sonunu bitirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben üvey babamla iyi geçinmiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Thomas'ın üvey bir kız kardeşi vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

O, üvey annesini ziyaret ediyordu.

Diane senin de üvey kız kardeşin.

Morgan le Fay güçlü bir büyücüydü ve Kral Arthur'un üvey kız kardeşiydi.

O benim üvey kız kardeşim ama ben ona kız kardeşim diyorum. ​​

Mary benim üvey kız kardeşim.

Tom iyi bir üvey babalık yapabilir.

Üvey babam benden nefret etti.

Ben Tom'un üvey babasıyım.

Tom'un üvey babası John'dur.

Umarım yeni üvey babam sonuncudan daha uzun süre dayanır.

Bir üvey kız kardeşim var.

Hayır, Mary benim üvey kız kardeşim değil, o benim yarı kız kardeşim.

Sami ve Cemal üvey kız kardeşlerle evlendiler.

Onlar ayrıca Snow White'ın dinsiz üvey annesini de davet ettiler.

Onun üvey annesi benim baldızım.

Tom'un üç üvey çocuğu var.

Tom üvey babasından nefret ederdi.

Tom üvey babasından nefret ediyor.

Tom üvey babasıyla iyi geçiniyor.

Benim bir üvey erkek kardeşim var.

Sami'nin üvey babası onu istismar etti.

Sami üvey annesini çok seviyor.

Sami, Leyla'nın iki kızının üvey babası oldu.

Sami üvey babasıyla kavga etti.

Sami sık sık üvey babası ile kavga ediyordu.

Sami iyi bir üvey baba olmaya çalışıyordu.

Sami'nin üvey kızları onu sevmiyordu.

Sami'nin üvey kızları ondan hoşlanmıyordu.

Sami yeni üvey babasını sevmiyordu.

Sami yeni üvey babasından hoşlanmıyordu.

Sami babasını ve üvey babasını öldürdü.

Sami üvey annesini çağırdı.

Sami üvey annesini aradı.

Üvey anneni arayacaksın.

Sami annesi, üvey babası ve altı kız kardeşiyle birlikte büyüdü.

Sami üvey babasının tacizinden bıkmıştı.

Üvey annemden hoşlanmıyorum.

Tom, Mary'nin üvey erkek kardeşi değil mi?

Tom, Mary'nin üvey babası, değil mi?

Tom, Mary'nin üvey erkek kardeşidir.

Üvey bir ailem var.

Aynı annenin farklı babadan olan çocukları, birbirlerinin üvey kardeşleridirler.

Üvey kız kardeşimle oldukça iyi geçiniyoruz, ancak aynı şeyi üvey annem için söyleyemem.

Üvey kız kardeşimle aramız gayet iyi, ama üvey annemle değil.

Mary, Tom'un üvey ablasıdır.

Tom üvey babasıyla iyi anlaşamıyor.

Tom benim üvey oğlum.

Tom'un üvey oğlunun annesiyle hiç tanışmadım.

Üvey babası tarafından istismara uğradı.

Dul analarla dolu olan şu Anadolu bir üvey nine kadar sana cefakârdır. Sen şarkın kınına giremeyen bir kılıcısın; dövüle dövüle tavlanır, vurula vurula kırılırsın. Yine her parçandan bir kıvılcım, her kıvılcımdan bir şimşek çıkar. İlahi bir kuvvetin, ebedî bir feyzin var ey Türk!

Mary, üvey babasıyla iyi geçinir.

Sami gazabını üvey çocuklarına çevirdi.

Elias aslında Sandra'nın üvey kardeşi değildi.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch