Lernen Sie, wie man üzerinden in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Çocuk, çitin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Lech Wałęsa 1980'de tersane çitinin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Karısıyla İnternet üzerinden tanıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir uçak dağ üzerinden uçtu.
Translate from Türkisch to Englisch
Ağaçların üzerinden kuleyi görebiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch
İngilizcede 100 üzerinden 90 puan aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Lindbergh, Atlantik üzerinden uçan ilk insandı.
Translate from Türkisch to Englisch
O plaja gitti, ve denizin üzerinden ufka doğru baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Köpek çitin üzerinden bahçeye atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
İnternet üzerinden insanlara asılmak sokakta asılmaktan daha kolaydır.
Translate from Türkisch to Englisch
Uzağa gitsen bile, telefon üzerinden birbirimizle temas kurmaya devam edelim.
Translate from Türkisch to Englisch
Uçak bulutların üzerinden uçtu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hendeğin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ken duvarın üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Uçak Kate'in evinin üzerinden uçtu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, İngilizcede 100 üzerinden 90 aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, çitin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Omuzumun üzerinden göz gezdirdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Köpek bir sandalyenin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, Paris üzerinden Londra'ya gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Uçak Fuji Dağının üzerinden uçtu.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar köprünün üzerinden geçtiler.
Translate from Türkisch to Englisch
O, çitin üzerinden bir top attı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun atı çitin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çitin üzerinden atlayan beyaz bir köpek gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Masanın üzerinden uzandı ve elimi sıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Cookie Kate'nin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, su birikintisi üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
At çitin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sığ hendek üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Omzunun üzerinden arkasına baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çamur birikintisinin üzerinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Gözlüğünün üzerinden ona baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Atını çitin üzerinden atlattı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hendeğin üzerinden atlamaya korkuyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Amerika'ya gitmesinin üzerinden on yıl geçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Çitin üzerinden göremeyecek kadar çok kısaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Honolulu üzerinden Tokyo'ya dönmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ay dağların üzerinden çıkıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir mayının üzerinden sürdü ve onun cipi patladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuğun çitin üzerinden atladığını ve kaçtığını gördü.
Translate from Türkisch to Englisch
5 Mart Cuma günü kararlaştırılan 10 Milyar Avroluk kurtarma planı uyarınca Güney Kıbrıs bankalarında 100,000 avronun üzerinde parası bulunan mudilerin artık tasarrufları üzerinden yüzde 9.9 vergi ödemesi gerekecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Gökdelen çevredeki diğer binaların üzerinden yükseldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Jet binanın üzerinden uçtuğunda pencere camları zangırdadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çitin üzerinden tırmanmaya çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom masanın üzerinden eğildi ve Mary'yi öptü.
Hong Kong üzerinden eve döndü.
Dün camın üzerinden sürmüştüm, ama sadece dış lastiğim hasar gördü.
Üzerinden tam bir sene geçti.
Ellerini çek kızımın üzerinden!
O Amerika üzerinden Avrupa'ya gitti.
Çitin üzerinden tırmandım.
Çocuklar çitin üzerinden tırmandı.
O hendeğin üzerinden atlayamam.
Çek ellerini onun üzerinden.
Çek pis ellerini onun üzerinden.
Tom birinin kendisini izleyip izlemediğini görmek için omzunun üzerinden baktı.
Tom su birikitisinin üzerinden atladı.
Siyah bulutlar kent üzerinden geçiyordu.
Tom çit üzerinden atladı.
Tom sığ hendeğin üzerinden atladı.
Dönüşünün üzerinden haftalar geçti.
Tom omzunun üzerinden sinirli şekilde baktı.
Telesekreterde bir mesaj: "Lütfen beni sonra ara. 18.00'e kadar cep telefonumdan, ondan sonra ise sabit hat üzerinden bana ulaşabilirsin.
Filmlerde, hayaletler duvarların üzerinden yürüyebilir.
Tom çitin üzerinden atladı.
Tom çitin üzerinden baktı.
Tom omzunun üzerinden baktı.
Tom filme 10 üzerinden 7 puan verdi.
Dere üzerinden atlamaya cesaret edemedi.
Birçok göçmen Balkanlar üzerinden Yunanistan'dan Batı Avrupa'ya seyahat ediyor.
Birçok göçmen, Yunanistan ve Balkanlar üzerinden Batı Avrupa'ya yolculuk ediyor.
Kız gözlerini onun üzerinden alamadı.
Bunun üzerinden atla.
Tom Mary'nin hala onu takip edip etmediğini görmek için omzunun üzerinden baktı.
Şikago üzerinden Boston'dan San Fransisko'ya seyahat etti.
Son görüşmemizin üzerinden çok zaman geçti, değil mi?
Ellerini Tom'un üzerinden çek.
Göçmenler Avustralya'ya deniz üzerinden geliyorlar.
Bir helikopter başımızın üzerinden uçtu.
O San Francisco üzerinden geldi.
O, duvarın üzerinden bakmak için fazla kısaydı.
Tavuklar duvar üzerinden uçamazlar.
Koşucu yerin içindeki deliğin üzerinden zıpladı.
Web'deki her şey Google üzerinden bulunamaz.
İnternet üzerinden bağış kabul ediyoruz.
O, ceketini omzunun üzerinden attı.
Yusufçuk incelikle suyun üzerinden geçti.
Ben PayPal üzerinden size ödeme gönderdim.
Mary uzun at kuyruğunu omzunun üzerinden attı.
Köpek çitin üzerinden atladı.
O, Amerika Birleşik Devletleri üzerinden Avrupa'ya gitti.
Saçları omzunun üzerinden düştü.
Ben çitin üzerinden tırmanmak zorunda kaldım.
Omzumun üzerinden bakmanı istemiyorum.
İnternet üzerinden ödeyebilir miyim?
Tom genellikle giysileri internet üzerinden satın alır.
O derenin üzerinden atlamaya cesaret edemedi.
Program dün radyo üzerinden yayınlandı.
Onun ölümünün üzerinden on yıl geçti.