Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "ışığı"

Lernen Sie, wie man ışığı in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Bu oda fazla güneş ışığı almıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen ışığı açın.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen ışığı açar mısınız?
Translate from Türkisch to Englisch

Lambanın ışığı siste parıldıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir ayna ışığı yansıtır.
Translate from Türkisch to Englisch

Kırmızı trafik ışığı "dur" gösterir.
Translate from Türkisch to Englisch

Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Güneş doğduğu için, ışığı kapattım.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkmadan önce ışığı söndürdüğünüzden emin olun.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen ışığı kapat.
Translate from Türkisch to Englisch

Güneş ışığı odamı ısıtır.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben ışığı görebiliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Elektrik ışığı gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu el fenerinin ışığı azalıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Trafik ışığı yeşil yandı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, ışığı kapamayı unuttu.
Translate from Türkisch to Englisch

Güneş ışığı insanları dışarı çıkmaya özendirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu oda çok fazla güneş ışığı almaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.
Translate from Türkisch to Englisch

Güneş ışığı bitkiler için faydalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Trafik ışığı kırmızıya döndü.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu oda bol güneş ışığı alır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ışığı kapatmayı unuttu.
Translate from Türkisch to Englisch

Odadan ayrıldığınızda lütfen ışığı kapatın.
Translate from Türkisch to Englisch

Ay ışığı göle yansımıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

Dairem bol güneş ışığı alır.
Translate from Türkisch to Englisch

Perdeleri aç ve güneş ışığı içeri girsin.
Translate from Türkisch to Englisch

Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ışığı kapattığını hatırlamıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Kitabı indirdim ve ışığı açtım.
Translate from Türkisch to Englisch

Çıkarken ışığı kapattığından emin ol.
Translate from Türkisch to Englisch

Uyuyabilmem için lütfen ışığı kapatın.
Translate from Türkisch to Englisch

Yatmaya gitmeden önce lütfen ışığı kapat.
Translate from Türkisch to Englisch

Su ışığı yansıtır.
Translate from Türkisch to Englisch

O ışığı açtı.
Translate from Türkisch to Englisch

Odasının ışığı açık olduğuna göre, gelmiş olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun gözlerindeki ışığı kimsede görmedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer güneş ışığı olmazsa hiçbir şey göremeyiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ışığı geri açtı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ormanın diğer hayvanları düğün dansını izlemeye geldi ve onlar da bütün gece ay ışığı altında dans ettiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Trafik ışığı çalışmıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom tavana asılan ışığı açtı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yatağa girdi ve ışığı kapattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kapıyı açtı ve ışığı yaktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ışığı kapattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yatağa tırmandı ve ışığı kapattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkarken ışığı kapat.
Translate from Türkisch to Englisch

Trafik ışığı kırmızıya dönünce arabasını durdurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen yatağa gitmeden önce ışığı kapatmayı unutmayın.
Translate from Türkisch to Englisch

Hava kararıyor. Lütfen benim için ışığı yak.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen, ışığı aç!
Translate from Türkisch to Englisch

Hâlâ bir umut ışığı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen ışığı açık bırak.
Translate from Türkisch to Englisch

Rica ediyorum yatmadan önce ışığı kapatmayı unutma.

Sürücü kırmızı ışığı umursamadı.

Yatmaya gitmeden önce ışığı kapatsan iyi olur.

Mum ışığı yanında akşam yemeği hazırlama yerine o, eBay'da açık artırma için erkek arkadaşını satışa sundu.

Tom kendini yatak odasında kilitledi ve ışığı kapattı.

Yatağa gitmeden önce ışığı söndürmeyi unutma.

Güneş ışığı onun yüzeyinden bize geri yansıdığı için biz sadece ayı görürüz.

Yatmadan önce ışığı kapatmayı unutma.

Gözlerimiz ışığı algılayabilir.

Doğal gün ışığı olan büyük bir banyo bu daireye aittir.

Ay ışığı altında öpüştüler.

İmmobilizer ışığı yanıyor.

Bitki yaşamı için, suya ek olarak güneş ışığı kesinlikle gereklidir.

Güneş ışığı D vitamininin ana kaynağıdır.

O da güneş lekelerini, güneşin karanlık alanlarını keşfetti. O, Venüs gezegeninin ışığı olduğunu ve sadece ay gibi karanlık evreleri olduğunu gördü. Bu keşifler güneşin güneş sisteminin merkezinde olduğunu kanıtlayan deneysel bilgi sağladı, Nicholas Copercinus'un önceden bildirdiği gibi.

Bir prizma ışığı ayrıştırır.

Toplantı salonundan ayrılırken lütfen ışığı kapatın.

Lütfen ışığı söndür.

Tom ışığı söndürdü.

Uyuyabilmem için ışığı söndür.

Vazoyu güneş ışığı alan bir yere koy.

Tanrım, lütfen bize biraz güneş ışığı gönder.

Yatmadan önce ışığı söndürmelisin.

Trafik ışığı yeşile döndü.

Trafik ışığı yeşil.

Bu lambanın çok parlak bir ışığı var.

Gün ışığı ortalığı aydınlatır, acılar da ruhu.

O, trafik ışığı kırmızıya döndüğü için, arabasını durdurdu.

Odadan çıkarken ışığı kapattığından emin ol.

Sahne ışığı açık.

Tom ışığı açtı ve içeri girdi.

Ay ışığı tek ışık kaynağıydı.

Hava karardı. Lütfen benim için ışığı açar mısın?

Derin su balıkları asla ışığı görmezler ve bütün hayatlarını yukarıdan gelen artıklarla yaşarlar.

Tom ev ödevini yapmayı bıraktı ve ışığı kapattı.

Liisa ışığı kapatmayı unutmuştu.

Rakam tuşlayamazsınız çünkü NumLock ışığı kapalı.

Odadan ayrılmadan önce ışığı kapatın lütfen.

Odadan dışarı gittiğinizde ışığı söndürdüğünüzden emin olun.

O, odayı terk ederken ışığı kapattı.

Ay ışığı pencerelerden geldi.

Odayı ay ışığı kapladı.

Odamı dün gece ay ışığı kapladı.

Çocuğun ifadesi hayal kırıklığını gösterdi, ama öyle olsa bile o umut ışığı ile yüzümüze baktı.

Bu oda biraz güneş ışığı alıyor.

Kimsenin ışığı kapatmasına izin verme.

Tom ışığı açtı.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch