Lernen Sie, wie man şansa in einem Türkisch Satz verwendet. Über 61 handverlesene Beispiele.
Şansa bak ki, biletleri dün almıştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Şansa bırakmayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Kazanmak için ister Lions'ları ister Tiger'ları seç, sonucu şansa bağlıdır. Çünkü her iki takım eşit olarak güçlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hiçbir şeyi şansa bırakmadı.
Translate from Türkisch to Englisch
İşi şansa bırakma.
Translate from Türkisch to Englisch
O, başarısını iyi şansa borçludur.
Translate from Türkisch to Englisch
O, her şeyi şansa bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şeyi şansa bırakma.
Translate from Türkisch to Englisch
Başarısını şansa bağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Başarısızlığını kötü şansa bağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Başarısızlığını kötü şansa dayandırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Başarısını iyi şansa bağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Başarısını iyi şansa bağlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun başarısı çoğunlukla iyi şansa bağlıydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Wilson kazanmak için şüphesiz en iyi şansa sahipti.
Translate from Türkisch to Englisch
Başarısızlıklarını çoğunlukla kötü şansa bağlıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Şansa ihtiyacın yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun ismini şansa bulabilir misin ?
Translate from Türkisch to Englisch
Şansa ihtiyacım olmayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Şansa ihtiyacım yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir şansa daha ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu şansa bırakmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şeyde kötü şansa sahibim.
Translate from Türkisch to Englisch
Herhangi bir şeyi şansa bırakmamalıyız.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok şansa sahip değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Satrançta şansa güvenilmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Belki gelecek sefer daha iyi bir şansa sahip olacağız.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiçbir şeyi şansa bırakmamalıyız.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben şansa inanmam.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir ayna kırarsan yedi yıl kötü şansa uğrayacağına inanıyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ikinci bir şansa layık değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen bu şansa bağlıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onu doğru yapmak için sadece bir şansa sahip olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Başarımızın bir parçasını şansa borçluyuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Aynı şansa iki kez sahip olmazsın.
Translate from Türkisch to Englisch
Aynı şansa tekrar sahip olmazsın.
Translate from Türkisch to Englisch
Sadece bir şansa daha ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch
Zor işin kimseyi öldürmediğini doğrudur ama neden işi şansa bırakalım.
Translate from Türkisch to Englisch
Havayı temizlemek için bu şansa sahip olduğumuz için sevindim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kader şansa bırakılmayacak kadar ciddidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne kadar şansa ihtiyacım var?
Translate from Türkisch to Englisch
O, geleceğini bu tek şansa bağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom her şeyi şansa bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç şansa bırakma.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom işi şansa bırakmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen çok şansa ihtiyacınız var.
Translate from Türkisch to Englisch
Fazla şansa sahip değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami ikinci şansa inanıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, yapacak şansa sahip olsaydı bunu tekrar yapacağını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Konuşmak için bu şansa sahip olduğumuza sevindim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kara kedilerin kötü şansa yol açtığına gerçekten inanıyor musun?
Şansa bak.
Hiçbir şeyi şansa bırakmadık.
İşi şansa bırakamam.
Bu sadece şansa bağlıydı.
İşi şansa bırakmamak lazım.
Şansa yaşıyoruz valla.
Şansa bırakılmayacak şeyler vardır.
Şansa da bir fırsat vermek gerekir.
Bazı şeyler şansa bırakılmamalıdır.
Bazı şeyler şansa bırakılamaz.