Lernen Sie, wie man ağzı in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Şu çocuk, ağzı açık olarak, bana baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bıçağın ağzı keskindir ve iyi keser.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bazen ağzı açık çiğner.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ağzı iyi laf yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun büyük bir ağzı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok ağzı sıkı olacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
O, aile hayatı hakkında ağzı sıkıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom son derece ağzı sıkı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen ağzı sıkısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ağzı sıkı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben ağzı sıkıyım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı sıkı.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz ağzı sıkıyız.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı sıkıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ağzı kulaklarına varıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı açık yüksek sesle horluyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok ağzı sıkı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ağzı bir koli bandıyla bantlanarak kapatılmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
O çok ağzı sıkı.
Translate from Türkisch to Englisch
Rahim ağzı kanserinin servikal vertebrayla bir ilgisi yoktur o bir rahim ağzı kanseridir.
Translate from Türkisch to Englisch
Rahim kanseri teşhis testi rahim ağzı kanserini erken tespit etmeye yardımcı olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
HPV aşısı rahim ağzı kanserini önlemeye yardımcı olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı kulaklarına vararak gülüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom son zamanlarda çok ağzı sıkı oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok ağzı sıkı oluyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok ağzı sıkı bir kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un büyük bir ağzı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom oğluna ağzı doluyken konuşmamasını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok ağzı sıkı değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Ağzı öfkeden köpürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Şeytan’ın en büyük dostu, ağzı gevşek, yüreği yavşak olan insandır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bıçağımın ağzı çok keskin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un oldukça büyük bir ağzı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı sıkıydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen doğduğunda ağzı kulaklarına varmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı sıkı görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sık sık sokak ağzı kullanır.
Translate from Türkisch to Englisch
Ağzı iyi laf yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı açık kalmış görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom oldukça ağzı sıkı, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı sıkı, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom son derece ağzı sıkıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un gerçekten büyük bir ağzı var.
Translate from Türkisch to Englisch
O, sos bulaşmış ağzı ile pizzacıdan ayrıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Berber ağzı yağar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağzı açık uyur.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary'nin ağzı var dili yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ağzı kurudu.
Translate from Türkisch to Englisch
Herkesin ağzı açık kalmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kesinlikle ağzı açık kaldığını söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ağzı açık kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
O adamın büyük bir ağzı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun ağzı kurudu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.
Tom çocuklarına karşı çok ağzı bozuktu.
Bir polarize fişin biri diğerinden daha geniş olan iki ağzı vardır.
Benim bıçağın ağzı çok keskin.
Tom'un avuçları terli ve ağzı kuruydu.
Tom'un çok küfürlü bir ağzı vardı.
Tom oğluna ağzı açıkken yemek yememesini söyledi.
Çocukluğu hakkında konuşmaya gelince Tom çok ağzı sıkıdır.
O adamın bozuk bir ağzı var.
O kadının bir ağzı var.
Onun duygusal bir ağzı vardır.
Onun şehvetli bir ağzı var.
Kuduz köpeklerin genellikle ağzı köpürür.
Merak etme Mary, ben ağzı sıkı olacağım.
Onun ağzı kulaklarına varmış.
Tom'un komik görünüşlü bir ağzı var.
Tom'un ağzı hâlâ süt kokuyor.
Hepimizin ağzı açık kaldı.
Ağzı koktuğu için atı vurdum.
Tom'un ağzı kulaklarına varıyor.
Rahim ağzı kanseri önlenebilen tek kanser türüdür.
Sen her zaman çok ağzı sıkısın.
Tom'un ağzı doluydu.
Polis onu bulduğunda ağzı tıkalıydı ve bir sandalyeye bağlıydı.
Teksas'ta, Sami'nin ağzı da dahil olmak üzere her şey daha büyüktür.
Sami'nin ağzı açıktı.
Tom bundan ağzı açık kalmış olmalı.
Tom'un ağzı çok bozuktu.
Tom'un ağzı iyi laf yaptı.
Tom'un ağzı açık kalmıştı.
Tom'un ağzı bir karış açık kaldı.
Ağzı olan konuşuyor.
Milletin ağzı torba değil ki büzesin.
Milletin ağzı torba değil ki büzelim.
Ağzı iyi laf yapar onun.
Ağzı kulaklarındaydı.
Ağzı kulaklarına varmıştı.
Onun ağzı var dili yoktur.
Tişörtün daha ilk yıkamada ağzı burnu yamuldu.
Tom'un ağzı sulandı.
Tom oldukça ağzı sıkıdır.
Tom'un ağzı hiç boş durmuyor.
Kardeşim Tom'un kusuruna bakmayın, biraz ağzı bozuktur da.
Gururlu, düzgün kesilmiş bir yüzü vardı, o kadar düzenliydi ki, hassas ağzı ve güzel, koyu renkli, istekli gözleri olmasaydı, duygusuz görünebilirdi.
Tom'un ağzı açık.
Ali'nin ağzı iyice bozuldu.