Lernen Sie, wie man akıl in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik düşünceleriyle davranmalıdırlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğru akıl bir yerde kalmayan akıldır.
Translate from Türkisch to Englisch
Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok sayıda insan çok sayıda akıl.
Translate from Türkisch to Englisch
O, ona hangi kitapları okuyacağı konusunda akıl verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Sağlık ve akıl, hayatın iki nimetidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve kardeşlik ruhu içinde birbirlerine karşı hareket etmelidirler.
Translate from Türkisch to Englisch
Akıl iyi bir uşak fakat kötü bir efendidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Akıl hastası mısınız?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'nin akıl hocası.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir akıl hastanesinde.
Translate from Türkisch to Englisch
O, akıl hastalıkları uzmanını çağırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğa ona hem sağlıklı bir akıl hem de sağlıklı bir vücut bahşetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı akıl hastalıklarının zaten tedavisi var.
Translate from Türkisch to Englisch
Pencereleri kapatmayı akıl edemedin mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Ne yapacağımı bilmediğimden, ondan akıl istedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bir akıl tutulmasıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm akıl ve duygularınızı nefret sellerinde yok etmişsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
Akıl hastanesine gönderildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir akıl hastanesine gönderildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Dan Linda'yı akıl hastanesine geri göndermekle tehdit etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom akıl hastasıydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Akıl temiz ise kader iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tehlikeli bir suçlu, akıl hastanesinden kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch
O belirsiz bir süre için bir akıl hastanesine gönderildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom benim akıl hocamdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir akıl hastanesine götürüldü.
Translate from Türkisch to Englisch
Akıl yaşla gelir.
Translate from Türkisch to Englisch
Toplum, mahkumlar tarafından işletilen bir akıl hastanesidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu bir akıl hastanesinde koy!
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un iyi bir akıl hocası vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir akıl hastası.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir zamanlar senin eski öğrencilerin seni akıl hocaları olarak seçtiklerini biliyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Akıl akıldan üstündür.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir akıl hastanesine gönderildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Akıl hastalığı herkesi etkileyebilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bir akıl hastanesi değil, bu bir psikiyatri hastanesi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un önemli akıl sağlığı problemleri vardır.
Beyin her akıl, ruh ve kas enerjisinin merkezidir.
Tom'un ailesinde akıl sağlığı sorunları olan birkaç kişi vardır.
Akıl sağlığına kavuştu.
Akıl sağlığınız söz konusu değil.
Akıl sağlığımı kaybediyorum sandım.
Akıl sağlığı ile delilik arasındaki ince çizgi daha incelmiştir.
Akıl yaşta değil baştadır.
Tom benim kahramanım ve akıl hocamdı.
Neden Tom'u bir akıl hastanesine koydular?
Onların hepsi kahrolası akıl hastası.
Kalp evet diyor, akıl hayır diyor.
Tom bir arkadaş ve bir akıl hocasıydı.
Kanatlar kuşa, akıl insana.
Tom'un akıl hocasıyım.
Tom'un akıl hocasıydım.
Onun ani akıl değişikliğine çok şaşırdım.
Sami'nin akıl hastalığı onun cezasını hafifletmedi. Art arda iki ömür boyu hapis cezası aldı.
Tom'u akıl hocası olarak görüyorum.
Tom'u akıl hocam olarak düşünüyorum.
Tom'u akıl hocam olarak görüyorum.
Tom, Mary'nin akıl hocası oldu.
Tom'a Mary tarafından akıl hocalığı yapıldı.
Akıl hastalığı bir hastalıktır.
Tom benim için harika bir akıl hocasıydı.
Tom benim için büyük bir akıl hocasıydı.
Tom benim akıl hocam ve arkadaşım.
Bu akıl yürütme gerçekten delice.
Bana akıl verme!
Cahil geldiğinde akıl gider.
Akıl yaşta değil, baştadır.
İnsan akıl sahibidir.
Sami bir akıl hastanesine gönderildi.
Sami'nin tanısal bir akıl hastalığı yoktu.
Sami ciddi akıl hastalığı belirtileri göstermiyordu.
Tom hayatının çoğunda akıl hastanelerine girip çıkmıştı.
Acele edilen işe akıl ermez.
Allahım, akıl yağdır ve muhtaçların ellerinden şemsiyelerini al!
Regina akıl hastası.
Belki de daha önce bunu akıl etmeliydin.
Ona bir parça akıl verdim.
Bu operasonun akıl hocaları kimdi?
Sami bir akıl hastanesine yerleştirildi.
Sami'nin akıl hastalığı onun mankenlik kariyerini kısa kesmiştir.
Sami'ye bir akıl hastalığı teşhisi konuldu.
Allah akıl fikir ihsan eylesin.
Allah akıl fikir versin.
Allah akıl versin.
Allah'ın işine akıl ermez.
Allah akıl dağıtırken sen neredeydin?
Tom'un Boston'da iyi bir akıl hocası vardı.
Ali akıl dolu bir pas attı.
Akıl para ile satılmaz.
Tom çok iyi bir akıl hocasıydı.
Akıl çarşıda pazarda satılan bir şey değil.
Onda sike sürülecek akıl yok.
Akıl akıl gel peşime takıl.
Akıl akıl, gel çengele takıl.
Akıl alır gibi değil.
Akıl alır şey değil.