Lernen Sie, wie man al in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Baba, bana bir vuvuzela al!
Translate from Türkisch to Englisch
Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.
Translate from Türkisch to Englisch
Eşyaları biraz daha ciddi bir şekilde al.
Translate from Türkisch to Englisch
Hastalanırsan bu ilacı al.
Translate from Türkisch to Englisch
Para harca ve hayattan zevk al!
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen toplantı gündemindeki değişikliği not al.
Translate from Türkisch to Englisch
İçeriye girmek ve bunu daha fazla görüşmek için bir randevu al lütfen.
Translate from Türkisch to Englisch
Hedefe nişan al.
Translate from Türkisch to Englisch
İlacını al ve bir bardak su getir.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bana bir sandalye al.
Translate from Türkisch to Englisch
Genç insanların özgürlükçü görüşünü al.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu ilacı her altı saatte bir al.
Translate from Türkisch to Englisch
" Olabilir miydi...? Dima merak etti. Sonunda doğru Al-Sayib aldım mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Buzdolabından bir yumurta al.
Translate from Türkisch to Englisch
Masaya bırakılmış kitabı al.
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman bir kötümserden ödünç para al; o, geri ödenmesini beklemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bana bir bilet al.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana bir bilet al, lütfen.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tabanca ile hedefe nişan al.
Translate from Türkisch to Englisch
Tatlı olarak bir satsuma al.
Translate from Türkisch to Englisch
İlaçları al.
Translate from Türkisch to Englisch
Al Smith'in ebeveynleri İrlanda'dan geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun kitabından bir sayfa al.
Translate from Türkisch to Englisch
Televizyon izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al.
Translate from Türkisch to Englisch
TV izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al .
Translate from Türkisch to Englisch
Riskini al ve onu yap.
Translate from Türkisch to Englisch
İti an çomağı eline al.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim elmalarımı al, çocuk, ve onları şehirde sat.
Translate from Türkisch to Englisch
Hoşlandığın herhangi birini al.
Translate from Türkisch to Englisch
En çok sevdiğin birini al, hangisi olursa olsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Her ihtimale karşı yiyecek bir şey al.
Translate from Türkisch to Englisch
Al Gore, Washington, DC'de doğdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar seni almadan önce sen onları al!
Translate from Türkisch to Englisch
Al gülüm, ver gülüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Ev alma, komşu al.
Translate from Türkisch to Englisch
Benden içecek istemekten vazgeç! Git onu kendin al.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen Tom'un söylediklerini not al.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu al.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu benim için satın al, lütfen.
Translate from Türkisch to Englisch
İstediğin herhangi bir şeyi al.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bana bu kitabı al.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen pasta al.
Translate from Türkisch to Englisch
Al-Saib sordu: Çöplükte uyumak ha? Kötü kokulu bir tecrübe olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz çay al, ne dersin?
Translate from Türkisch to Englisch
İstediğin kadar çok al.
Translate from Türkisch to Englisch
Yemekten sonra iki kapsül al.
Translate from Türkisch to Englisch
Pastadan bir parça al.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bir sürü kurşun kalem al.
Translate from Türkisch to Englisch
Şemsiyeni yanına al.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen ne istersen al.
Translate from Türkisch to Englisch
En çok istediğin birini al.
Translate from Türkisch to Englisch
İstediğin çiçeği al.
Bisikleti yolun dışına al.
Günde iki kez bu ilacı al.
Yemeklerden sonra bu ilacı al.
Yağmur yağma ihtimaline karşı ceketini al.
Lütfen bir tüp diş macunu al.
Çok fazla çalışıyorsun. Bir süre işi hafiften al.
Biraz aspirin al.
Derin bir nefes al.
İstediğin kadar çok kurabiye al.
İstediğin kadar çok şeftali al.
Derin bir nefes al ve sonra gevşe.
Günde üç kez ilacı al.
Buyur. Bunu yanına al. Faydalı olabilir.
Yanına bir kazak al böylece üşütmezsin.
Yağmur yağmaya başlar diye yanına bir şemsiye al.
Bu katlanan şemşiyeyi yanına al. Yararlı olabilir.
İstersen evin anahtarını vereyim de git, masanın üstüne bıraktığım parayı al?
Lütfen bir tane daha al.
Elmaların herhangi birini al.
Ondan bir randevu al.
Al. Bunu yanında taşı. İşine yarayabilir.
Burnundan nefes al.
Git ve üç şişe kola al.
Bu ilacı öğünler arasında al.
Kalemi yerden al.
Bir bardak bira daha al, lütfen.
Eğer ilginç bir kitap görürsen, lütfen bana al.
Her yemekten sonra bu ilacı al.
Bu bıçağı al ve üst kısmı kes.
Her yemekten önce bu ilacı al.
Her dört saatte bir bu ilacı al.
Al Gore bir küresel ısınma eylemcisi.
Hırdavatçıya git ve vidaları al.
Üşüttüğünde bu ilacı al.
Resepsiyondan bir randevu daha al.
Kal ve bizimle bir içki al.
Bir kart al.
Bir içki al.
Al götür.
Sadece birini al.
Bir numara al.
Sadece bir tane al.
Onu geri al.
Gel ve onu al.
İşte, bunu al.
Al bunu lütfen.
Onun araba anahtarlarını al.