Lernen Sie, wie man alev in einem Türkisch Satz verwendet. Über 30 handverlesene Beispiele.
Alev söndü.
Translate from Türkisch to Englisch
Volkan dışarıya alev ve duman fışkırtıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir alev yutan.
Translate from Türkisch to Englisch
Ahşap inşaatlar kolayca alev alabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Birinin evi alev aldığında, telefonlarımıza kaydetmek için neden sıraya giriyoruz?
Translate from Türkisch to Englisch
O alev alabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Gemi alev alev yandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Alev makinesi taşıyan bir asker gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Alev zayıflamaya başladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Alev alev yandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Alev yakıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Her iki araç da alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Yağ alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Zeplin alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kümes alev aldı ama tavuklar kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kütükler parlak şekilde alev alev yandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Dün biraz domuz pastırması şeritleri kızartıyorken tava aniden alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bina alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hatmi alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Burada alev alev yanıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un arabası alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Araba alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç alev lambası kullanmadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Eski bir alev asla ölmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Tekne patlayıp alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu alev alır mı sence?
Translate from Türkisch to Englisch
Arabam alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sahil güvenlik yetkilileri alev alan yattan on yedi kişiyi kurtardıklarını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Seyir hâlindeki araç birden alev aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir adam büyük bir alev gibi yaşamalı ve olabildiğince parlak bir şekilde parlamalıdır. Sonunda canı yanıyor. Ama bu zavallı küçük bir alev olmaktan iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch