Lernen Sie, wie man altüst in einem Türkisch Satz verwendet. Über 21 handverlesene Beispiele.
Joy üzüntüden altüst olmuştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Diktatörün devrilmesi siyasi manzarayı altüst edecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatımı altüst ettin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tren saatleri fırtına yüzünden altüst olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Buradaki her şeyi altüst ettiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
Birleşme her şeyi bozduğundan beri ofis altüst oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey altüst.
Translate from Türkisch to Englisch
O, bütün planlarımızı altüst etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'nin evini altüst etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Depremden sonra Tom'un dünyası altüst oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, sorumsuz kahkahasıyle beni altüst etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim uyku alışkanlıklarım olimpiyatlar nedeniyle altüst edildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı çocuklar Tom'un evinme zorla girdi ve onu altüst etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Kararı duyunca umutları altüst olmuştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu nereden buldun? Her yeri ararken altüst ettim!
Translate from Türkisch to Englisch
Sana köpeği içeri alma dedim. O mutfağı kirletip altüst edecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary onu yapmazsa Tom altüst olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami altüst olmuş görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami, Leyla ile evlenince hayatı altüst oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuklar evi altüst etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Edmundo gerçekten altüst olmuştu.
Translate from Türkisch to Englisch