Lernen Sie, wie man anlaşma in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Anlaşma Texas'ı bağımsız hale getirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Çoğu insan onun iyi bir anlaşma olduğunu düşündü.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlaşma, Amerika Birleşik Devletleri'ne bir kanal bölgesi verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Birkaç yıl sonra, anlaşma test edildi.
Translate from Türkisch to Englisch
18 Kasım 1903 tarihinde anlaşma imzalandı
Translate from Türkisch to Englisch
Texas'la anlaşma 12 Nisan 1844'te imzalandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu büyük bir anlaşma değil. Onun hakkında endişelenme.
Translate from Türkisch to Englisch
Belki de bir anlaşma yapabiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch
O, onun söylediğini anlaşma olarak aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom anlaşma şartlarına uymadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onun öyle büyük bir anlaşma olduğunu düşünmüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sendika ve şirket yeni bir sözleşme üzerinde anlaşma sağladılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary ile bir anlaşma yapmaya karar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlaşma kabul edildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer imzalamaya zorlandıysanız, anlaşma geçersizdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Üzerinde çalıştığım anlaşma suya düştü.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu iyi bir anlaşma.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlaşma ona rızası dışında imzalattırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu konuda anlaşma içindeyiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bir anlaşma.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlaşma nedir?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'la bir anlaşma yaptım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir anlaşma yapmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlaşma bu değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir anlaşma yapmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a adil bir anlaşma önerdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir anlaşma yapmakla ilgilendiğini duyuyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'la geçici bir anlaşma yaptım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunun büyük bir anlaşma olduğunu sanmıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir anlaşma yaptık.
Translate from Türkisch to Englisch
Avrupa ülkeleri arasında bir anlaşma gerekli.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu anlaşma hepimizi bağlıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Aralarında gizli bir anlaşma var.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlaşma, hareketlerle desteklenmezse, hiçbir şey ifade etmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Kötü bir anlaşma değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Şeytanla bir anlaşma yapmış.
Translate from Türkisch to Englisch
Seninle küçük bir anlaşma yapacağız.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlaşma olmayacak, ne şimdi ne de başka bir zaman.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunun neden böyle büyük bir anlaşma olduğunu anlamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunun büyük bir anlaşma olduğunu fark etmedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu büyük bir anlaşma olmayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve ben bir anlaşma yaptık.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana anlaşma yapmanı söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlara anlaşma yapmalarını söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona anlaşma yapmasını söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona iyi bir anlaşma önerdim ama o reddetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bana çok tatlı bir anlaşma önerdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu anda seninle bir anlaşma yapacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ile anlaşma nedir?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'la ne tür anlaşma yaptın?
Translate from Türkisch to Englisch
Onlarla bir anlaşma yapabildik.
Bu büyük bir anlaşma mı?
O büyük anlaşma değil.
Bu büyük bir anlaşma.
O büyük bir anlaşma.
Bu o kadar büyük bir anlaşma değil.
Bu çok büyük bir anlaşma.
Bu gerçekten büyük bir anlaşma.
Peki büyük anlaşma nedir?
O büyük bir anlaşma mı?
Hadi, bu o kadar büyük bir anlaşma değil.
Bu aslında bu kadar büyük bir anlaşma değil.
Bu gerçekten o kadar büyük bir anlaşma mı?
Bu büyük bir anlaşma olmamalı.
Bu o kadar büyük bir anlaşma olamaz.
Bu gerçekten büyük bir anlaşma değil.
Bu o kadar büyük bir anlaşma değildi.
O biraz büyük bir anlaşma.
Tom onun büyük bir anlaşma olmadığını söyledi.
Bak, bu o kadar büyük bir anlaşma değil.
Ben böyle büyük bir anlaşma olduğunu asla söylemedim.
Onun büyük bir anlaşma olmadığını ikimiz de biliyoruz.
Neden onun hakkında böyle büyük bir anlaşma yapıyorsun?
Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak zorunda değilsin.
Bu oldukça büyük bir anlaşma , değil mi?
Tom bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyor.
Bu benim için büyük bir anlaşma.
Gerçekten büyük bir anlaşma değildi.
Sanırım, bu Tom için büyük bir anlaşma.
Tom'la büyük anlaşma nedir?
Pekala, işte anlaşma.
O çok iyi bir anlaşma gibi görünüyor.
O iyi bir anlaşma gibi görünüyor.
Bir anlaşma yapabiliriz.
Seninle bir anlaşma yapacağım.
Bir anlaşma zemini bulunamadı.
Ne tür anlaşma yaptın?
Biz anlaşma yapabiliriz.
Bir anlaşma yapalım.
Bir anlaşma imzalamak zorunda olmayabiliriz.
Anlaşma imzalamamız gerekmeyebilir.
Bir saat önce anlaşma kapandı.
Onun bitmiş bir anlaşma olduğunu düşündüm.
Bizim anlaşma uyarınca o bana kişisel sorular sormaya son verdi.
İki ülke kriz için bir anlaşma görüşecekler.
Ben bir anlaşma yaptım.
Tam onda buluşmak için anlaşma yaptık.
Bu anlaşma gece yarısı yürürlüğe girer.
Anlaşma pazartesi duyuruldu.
O, şeytanla bir anlaşma yaptı.