Lernen Sie, wie man bölge in einem Türkisch Satz verwendet. Über 77 handverlesene Beispiele.
O zamanlar bölge İspanya'ya aitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir inşaat şirketinde on beş yıldan sonra, Bill Pearson'a sorumlu bölge müdürü pozisyonu verildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bölge sessizdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bölge su sıkıntısı içinde.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge son derece yalıtılmıştır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bölge başsavcısı iki yıllık cezadan memnun olmadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge hava kirliliği ile meşhurdur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm bölge karla kaplandı
Translate from Türkisch to Englisch
Dünyada şişmanlığın nadir olduğu tek bölge Afrika'da Sahra çölünün güney kısmıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir yazılım şirketi için bölge satış müdürüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
O tehlikeli bir bölge;Gitme oraya.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge tekstil endüstrisiyle ünlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Kırsal bölge şehirden daha sessizdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bölge insanlar tarafından hiç iskan edilmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunun için bölge sakinleri belediyeye temizlik vergisi öderler.
Translate from Türkisch to Englisch
Kırsal bölge güzeldir.
Translate from Türkisch to Englisch
Umarım, bölge insanının acılı yüreği biraz olsun soğur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge, değerli madenler üretir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu alan yasak bölge.
Translate from Türkisch to Englisch
Kirlilik, bölge ekosistemine yıkıcı sonuçlar doğuruyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Burası tehlikeli bölge.
Translate from Türkisch to Englisch
İki bölge dinde ve kültürde farklıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Alsace en küçük idari bölge.
Translate from Türkisch to Englisch
Aachen kenti bağımsız bölge olarak yönetilmiş.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir bölge şerifiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bildiğin bir bölge mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tehlikeli bir bölge olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kurak bir bölge, neredeyse bir çöl.
Translate from Türkisch to Englisch
8000 metreden yukarıdaki bölge, ölüm bölgesi olarak bilinir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge tamamen değişti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bölge doğal kaynaklar açısından zengindir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu alan halka yasak bölge.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge sakinlerinin çoğu denizci.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge sakinlerinin çoğu çiftçi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge sakinlerinin çoğu balıkçı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge bir vadide yer alır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge bir havza oluşturur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge, güzel manzarasıyla tanınır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge yağışlı olmaya devam edecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge Bay Ikeda'ya aittir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bölge, manzarası ve yaban hayatı ile ünlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz bütün kırsal bölge için alay konusuyduk.
Translate from Türkisch to Englisch
Rheinland, Versailles Antlaşması ile demilitarize bir bölge haline getirildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge av kuşları ile ünlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge bir kasırgadan sonra haritadan silindi.
Translate from Türkisch to Englisch
Daha önce, bölge için taşkınlar kaderdi.
Translate from Türkisch to Englisch
O sırada bölge çok izole edilmişti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bölge bir vadide yer almaktadır.
Yaşamak için güzel bir bölge.
Bu bölge mandalina ile ünlüdür.
Apotik veya “gece yarısı” bölgesi 1.000 metrenin altındaki derinliklerde bulunur. Güneş ışığı bu derinliklere nüfuz etmez ve bölge karanlıkta kalır.
Bu bölge plajlarıyla ünlüdür.
Açık büfe ve her şey dâhil sistemi yüzünden bölge esnafı turistlerden fazla yararlanamıyor.
Gerçekten, Samsun ve yöresinde Rum çetelerinin Müslüman halka saldırması ve öteden beri araçsız bırakılmış olan bu bölge yöneticilerinin yabancı devletlerin işe karışmaları yüzünden hiçbir önlem alamaması, durumu güçleştirmişti.
O bölge ile de iletişim kurmak gerekiyordu.
O zamanlar bölge İspanya'ya aitmiş.
Salgın süreci göstermiştir ki; dünyadaki hiçbir bölge, ulus veya ülke için hiyerarşiler ve ayrıcalıklar geçerli değildir.
Bölge zamanla değişti.
Ancak bölge bazı ciddi sorunlarla hala uğraşıyor.
Bölge, Kosova ihtilafından da etkilenmişti.
Fırtınalar bölge genelinde sorunlara yol açtı.
Bölge durgun bir dönem yaşıyor.
Sonuçta o bölge de Avrupa'nın bir parçası.
Bu planın bölge açısından anlamı açık.
Bölge yeni ve tarihi bir fırsatla karşı karşıya.
Sırbistan ve bölge açısından herhangi bir güvenlik riski mevcut mu?
Sınır kapıları kısıtlı askeri bölge ilan edildi.
Tüm bölge liderleri başsağlığı dilediler.
Bu sorun diğer bölge ülkelerinde de aynı.
Havadan gözlem ve inceleme yapmak için bölge üzerinde uçuş gerçekleştirdik.
Bölge 2000'lerin başında metro hattının açılmasının ardından hızlı bir gelişim yaşadı.
Bu bölge bakır yönünden zengindir.
Burası çok tehlikeli bir bölge.
Etkilenen bölge birkaç gün boyunca karantinada kalmalıdır.
Bu bölge dağlarla doludur.
Gazze çok yoğun nüfuslu bir bölge ve İsrail birliklerinin orada faaliyet göstermesi son derece zor olacak.