Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "babasının"

Lernen Sie, wie man babasının in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

O, anne babasının sözünü dinler.
Translate from Türkisch to Englisch

O bana babasının öldüğünü söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Susan babasının ayakkabılarını parlattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının sağlığı için endişe duyuyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Oğlu Robert'a kendi babasının adını verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının ölümünden sonra işle ilgilendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının yabancı bir ülkede öldüğü söyleniyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının yurt dışında öldüğü söyleniyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, anne ve babasının bilgisi olmadan evlendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Sık sık babasının arabasını sürer.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının öldürülmesinin intikamını aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Linda, babasının ani hastalığı yüzünden üniversiteden geri çağrıldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının ölüm şoku kolay kolay geçmedi ve onun canı hiç dışarı gitmek istemedi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının ölümünden sonra firmanın sorumluluğunu üstüne aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının ölümünden sonra ailesi için baş vurulacak tek kişiydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının ölümünden sonra firmanın sorumluluğunu o aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, anne ve babasının onu izlediğini fark etti.
Translate from Türkisch to Englisch

O, anne ve babasının onu seyrettiğinin farkında oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

John babasının şirkette başarılı olacağından emin.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom anne-babasının evinden taşınacak.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, babasının ona vermiş olduğu golf kulübüne çok bağlı idi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, babasının Stradivariusını sattığında Mary'nin büyük bir hata yaptığına inanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye babasının geçimini sağlamak için ne yaptığını sordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin babasının intihar ettiği yeri ziyaret etmek istemeyeceğini sandığını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının hasta olduğunu söyledi, o bir yalandı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının fakir olmasından utanç duyuyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının sahip olduğu kadar çok kitaba sahip.
Translate from Türkisch to Englisch

O, işi babasının yaptığı gibi aynı şekilde yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının intikamını aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O hiçbir zaman babasının söylediklerini önemsemez.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının varlığında çok iyi gitar çalardı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının bağlantıları sayesinde işi aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının şirketinin sorumluluğunu üstlendi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının kararına boyun eğdi.
Translate from Türkisch to Englisch

O babasının işini devraldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının işini başarmak zorundadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının ölümünden sonra aile şirketinin sorumluğunu üstüne aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının yüzüne bir şey diyemez.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının yerine geçirildi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının yerine geçti.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının büyük mal varlığının varisi oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Babasının tavsiyesini görmezden geldi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının rahatsızlığı ile ilgili endişe duymaktadır.

Ona babasının anısına Robert ismi verildi.

O, babasının ayak izlerini takip etti.

Tom şu anda babasının şirketi için çalışıyor.

Tom babasının ölümünden sonra bu evi satın aldı.

Taro babasının halini hatırını sordu.

Mike babasının zengin olmasıyla gurur duyar.

Anne ve babasının her ikisi de iyi.

Anne ve babasının dışında, hiç kimse şüpheliyi savunmadı.

O sadece babasının mezarından önce sürekli ağladı.

Greg'in babasının ayak izlerini takip edeceğinden eminim.

Greg'in babasının yolundan gideceğinden eminim.

George işi babasının yaptığı gibi aynı şekilde yaptı.

Bill, babasının çok sigara içtiği gerçeğini sevmez.

Bill, babasının aşırı derecede sigara içmesinden nefret ediyor.

Akira babasının bir öğrenci olarak kullandığı o aynı sözlüğü kullanıyor.

Bill'in babasının hasta olduğunu öğrendim.

Kendi babasının anısına hürmeten oğluna John adını verdi.

Susie bazen babasının ofisini ziyaret eder.

Thomas'a babasının adı verildi.

Paul babasının yerine partiye gitti.

Babasının ölümünün intikamını aldı.

O, babasının zengin olmasıyla gurur duyuyor.

Anne ve babasının her ikisi de iyiler.

Onun babasının bir genel mağazası var.

Onun babasının yurt dışında olduğunu duyuyorum.

O hâlâ babasının sırtından geçiniyor.

Babasının yerine oraya o gitti.

O, ona onun babasının öldüğünü söyledi.

O, babasının işini devraldı.

O, babasının söylediğini asla dinlemez.

O, bana babasının bir öğretmen olduğunu söyledi.

Babasının ölümü ile ilgili şoku atlattı.

Onun babasının başka bir ülkede olduğunu duyuyorum.

O, babasının ölümünün şokunu atlattı.

O, ona babasının garajı temizlemesine yardım etmesini rica etti.

O ona babasının garajı temizlemesine yardım etmesini rica etti fakat o yardım edemeyecek kadar çok meşgul olduğunu söyledi.

O, babasının nasıl olduğunu sordu.

Küçük çocuk babasının kollarında kendini güvende hissetti.

Onun babasının nasıl öldüğünü biliyor musun?

Babasının ani ölümü nedeniyle, eğitim için yurtdışına gitmekten vazgeçti.

Babasının mimar olduğunu, kendisinin de olmak istediğini söyledi.

Babasının mağazasında yardımcı olur.

Babasının adına toplantıya katıldı.

Ken babasının durumu hakkında sordu.

Babasının durumu hakkında sordu.

İşi babasının yerine yürütüyor.

Bana babasının bir doktor olduğunu söyledi.

Babasının yediği kadar çok et yedi.

Anne babasının arzusunun aksine şarkıcı oldu.

Küçük kız babasının koluna sarıldı.

Babasının saldırganlıklarından hiçbirine sahip değil.

Tarihçiler onun babasının kim olduğundan emin değil.

Tom babasının tüm varlığını miras olarak aldı.

Babasının işini devralmak istiyor.

Babasının beklentilerine uyarak yaşayacak.

Babasının rızası dışında evlendi.

Küçük çocuk babasının omuzlarına oturdu.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch