Lernen Sie, wie man basın in einem Türkisch Satz verwendet. Über 84 handverlesene Beispiele.
Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil bir durumda, bu düğmeye basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Yangın durumunda, bu düğmeye basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Yangın durumunda, camı kırın ve kırmızı düğmeye basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Butona basın, lütfen.
Translate from Türkisch to Englisch
Başbakan yarın bir basın toplantısı düzenleyecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Laboratuvara girmek, acil durum butonuna basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Yangın durumunda, butona basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Başbakan basın toplantısı yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Makineyi çalıştırmak için bu butona basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu butona basın ve kapı açılacaktır.
Translate from Türkisch to Englisch
Basın özgürlüğü yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Müşteri hizmetleri temsilcisiyle konuşmak istiyorsanız lütfen üçe basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Giriş tuşuna basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Toplumda çok seslilik de elbette basın yayın organlarıyla sağlanır.
Translate from Türkisch to Englisch
Basın içeriye giremez.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu basın özgürlüğü.
Translate from Türkisch to Englisch
CD'yi bilgisayardan çıkarmak için küçük düğmeye basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u arayıp basın açıklaması yapmasını söyle.
Translate from Türkisch to Englisch
Laboratuvara girin ve acil durum düğmesine basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer tuhaf bir şey olursa kırmızı marş düğmesine basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir basın toplantısı düzenleyelim.
Translate from Türkisch to Englisch
Basın özgürlüğü engellenmemeli.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsan basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede nasıl yaşar?
Translate from Türkisch to Englisch
Devam etmek için bir tuşa basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı ülkelerde basın özgürlüğü yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Basın söylentileri doğruladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Cümleyi favorilerinizden çıkarmak için siyah kalp butonuna basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir cümleyi favorilerinize eklemek için beyaz kalp butonuna basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Basın her zaman iyi bir skandalı sever.
Translate from Türkisch to Englisch
Basın özgürlüğü ilerliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Özgür bir basın demokrasi için gereklidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Saçma bir şey meydana gelirse, o zaman kırmızı düğmeye basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Yeşil düğmeye basın ve ışık yanar.
Translate from Türkisch to Englisch
Şirket bir basın bülteni yayınladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Caddeyi geçmek için bu düğmeye basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünya tarihinin bu aşamasında Amerika Birleşik Devletlerinde bağımsız bir basın diye bir şey yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar bir basın toplantısı planladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Cuma günü bir basın toplantısı olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiçbir klavye bulunmadı. Devam etmek için lütfen için F1 tuşuna basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Shift tuşuna basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu gece bir basın konferansı olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
O birkaç saat önce bir basın toplantısı düzenledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz cuma günü bir basın toplantısı yapamıyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
Cuma günü bir basın toplantısı düzenleyemiyoruz.
Basın skandal üzerinde yoğunlaşıyor.
Girişimleriniz sayesinde basın tarafından ilerici ve ileriye dönük düşünce kuruluşu olarak tanınmaktayız.
Son iki haftadır, Mary basın toplantısına hazırlanmak için durmadan çalışıyor.
İndirmeye başladığınızda, lütfen "Kaydet" düğmesine basın.
Basın bizi sonsuza kadar görmezden gelemez. Er ya da geç bizim hakkında bir hikaye yapacaklar.
Tom bugün Mary ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
Basın izliyor olacak.
Basın toplantısını izlediniz mi?
Basın toplantısının bir saat sonra başlaması planlanıyor.
Başbakan basın toplantısında bazı sert soruları cevapladı.
Uçağa binmek için A tuşuna basın.
Ali maç sonunda yaptığı basın toplantısında takımının oyunundan memnun olduğunu söyledi.
Karşılaşmayı yerli ve yabancı yüze yakın medya mensubu basın tribününden takip edecek.
Basın toplantısında konuşan Ali rakibi yenecek güçte olduklarını söyledi.
Ali basın toplantısında rakibi kesinlikle küçümsemediklerini söyledi.
Ali basın mensuplarına yaptığı açıklamada rakibe saygı duyduklarını söyledi.
Ali basın mensuplarına yaptığı açıklamada çok güçlü bir takıma karşı oynayacaklarını, ama rakipten çekinmediklerini söyledi.
Ali maçı basın tribününden izliyor.
Ali maçtan sonra yaptığı basın toplantısında istifa sinyali verdi.
Elektrikler kesildiğinde buradan zile basın. Biz sizi duyarız.
Lütfen video kaydediciye bir kaset yerleştirin ve kayıt düğmesine basın.
Lütfen video kaydediciye bir kaset yerleştirip kayıt butonuna basın.
Dış basın bu büyüyen olguya odaklanmaya başladı.
Yerel basın daha da ihtiyatlı davrandı.
Güney Sırbistan'da ülkenin geri kalanına kıyasla daha fazla basın özgürlüğü mü var?
Muhalif basın ve muhalefet partileri var.
Ayrıca basın enformasyonundan da sorumluydu.
Fakat basın standartları da tehlikede bulunuyor.
Yerel basın haberi müjdeledi.
Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.
Duruşmaya basın alınmadı.
Bu basın özgürlüğünü zedeler nitelikte bir olay.
Başbakan basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Başbakan basın toplantısı düzenledi.
Tüm metni seçmek için “Control” tuşuna basılı tutun ve hemen arkasından “A” tuşuna basın.
Metni kesmek için fare ile seçin ve CTRL+X’e basın.
Edmundo bir basın toplantısı düzenledi.
Basın!