Lernen Sie, wie man beklenmedik in einem Türkisch Satz verwendet. Über 84 handverlesene Beispiele.
Ne zaman size yazılmış ve anlamadığınız bir şeyiniz varsa, ne yapabileceksiniz, ya beklenmedik sonuçlar alırsanız?
Translate from Türkisch to Englisch
George beklenmedik bir anda tırmanmaya başladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben, onun beklenmedik ziyaretinden mutlu oldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sigorta bize içinde yaşadığımız dünyanın tamamen güvenli olmadığını hatırlatıyor; biz hastalanabiliriz ya da beklenmedik şeylerle karşılaşabiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben dün beklenmedik bir şekilde otobüste benim eski bir arkadaşla karşılaştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Onunla oldukça beklenmedik bir şekilde tanıştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik ziyaretçilerimiz vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir şekilde onun mektubunu aldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir zorlukla karşılaştık.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik olayları öngörmeliyiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Mücevher beklenmedik bir yerde bulundu.
Translate from Türkisch to Englisch
Gezimiz sırasında beklenmedik olaylarımız olmadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary eve giderken beklenmedik bir biçimde John'a rastladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Birden beklenmedik bir şey oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir şey olmasının dışında yarın Antalya'ya gideceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir şey olmazsa seni yarın görebileceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom beklenmedik biçimde çevik.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sadece çok beklenmedik.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu beklenmedik bir şey.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu beklenmedik bir sürpriz.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir saldırıya karşı savunma yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Başkan, beklenmedik bir şekilde öldü.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik sonuçlar açıklandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu beklenmedik sonuçlara yol açtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir şey ortaya çıkmazsa yarın seni görebileceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir şey gündeme geldiği için yarın seni karşılayamayacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik sağlık giderlerini ödemek için tasarruflarımızı gözden geçirmek zorunda kaldık.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun biraz beklenmedik olduğunu biliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Seninle burada karşılaşmak beklenmedik bir zevk.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne beklenmedik bir sürpriz!
Translate from Türkisch to Englisch
Bu beklenmedik.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir sabah, o, caddede beklenmedik şekilde onunla karşılaştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik bir şey oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı beklenmedik cevaplar vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı beklenmedik sorular vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun beklenmedik sorusuna nasıl cevap vereceğimi şaşırdım.
Translate from Türkisch to Englisch
Olay beklenmedik bir hal aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
İş beklenmedik bir yola doğru gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O beklenmedik engellerle karşılaştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Amcam Kobe'den beklenmedik bir şekilde geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz şans bazen beklenmedik bir başarıya götürür.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar sadece beklenmedik bir şey yapabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Beklenmedik şeyler her zaman olur.
O, markette beklenmedik bir şekilde ona rastladı.
Tom'un beklenmedik ölümü çalışma arkadaşları mahvetti.
Beklenmedik bir fırsattı.
Büyükanne beklenmedik bir şekilde öldüğünde aile derinden sarsıldı.
Beklenmedik soru karşısında kafası karışmıştı.
Tom beklenmedik bir şekilde öldü.
Dün havaalanında beklenmedik bir anda onunla karşılaştım.
O gerçekten beklenmedik bir şeydi.
Tom bazı beklenmedik sorunlarla karşılaştı.
Sizden bir hediye almak beklenmedik bir sürprizdi.
Bazen beklenmedik bir hatıra birdenbire karanlıkların arasından çıkıp geliverir.
Onunla tamamen beklenmedik bir şekilde tanıştım.
Şirket bu yıl beklenmedik kâr gördü.
Dün hava durumu beklenmedik bir şekilde gerçekleşti.
Balon beklenmedik bir şekilde patladı.
Bazı beklenmedik zorluklar ortaya çıktı.
O beklenmedik bir engelle karşılaştı.
Kariyeri beklenmedik bir şekilde bozuldu.
Beklenmedik şeyleri görmeye hazırız.
Tom, Mary'den beklenmedik bir ziyaret aldi.
Bu beklenmedik bir dönüş.
Onların beklenmedik durum planları var mı?
O beklenmedik bir rastlantı.
Sami beklenmedik bir şekilde grubundan ayrıldı.
Teklifim beklenmedik bir muhalefetle karşılaştı.
Sizi evimde burada bulmanın beklenmedik onurunu neye borçluyum?
Tom 2013'te beklenmedik bir şekilde vefat etti.
Avcı beklenmedik bir şekilde karda taze kan damlacıkları buldu.
Tom, Boston'dan beklenmedik bir şekilde geldi.
Beklenmedik bir melankoli dalgası sabahın köründe içimi darladı.
Tom'un garip mantığı beklenmedik sonuçlar verdi.
Kovulmak onun için beklenmedik bir şoktu.
Beklenmedik bir şekilde, gelin gülmeye başladı.
Uzun zamandır beklenen bir şey sonunda gerçekleştiğinde beklenmedik bir şeye dönüşür.
İkinci gün, işler beklenmedik şekilde değişti.
Bu beklenmedik bir gelişmeydi.
Bazı beklenmedik zorluklar meydana geldi.
Janos'un anne ve babası beklenmedik bir ziyarette bulundu.
Beklenmedik gelişlerinle beni her zaman şaşırtıyorsun.
Beklenmedik olaylar yaklaşıyor.