Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "bekleyen"

Lernen Sie, wie man bekleyen in einem Türkisch Satz verwendet. Über 89 handverlesene Beispiele.

Bekleyen derviş muradına ermiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Çizim odasında bekleyen bazı misafirler vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Yemek için bekleyen insan sıraları eskisinden daha uzundu.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim önümde bekleyen üç kişi vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kütüphanenin önünde beni bekleyen bir arkadaşım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Otelin dışındaki Tom için bekleyen bir limuzin vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hırsızlar, kendilerini bekleyen bir arabayla kaçtılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Kapıda sizi bekleyen bir adam var.
Translate from Türkisch to Englisch

Beni Lobide bekleyen bir arkadaşım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Otobüs bekleyen adam sinirlendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Önümde bekleyen üç kişi vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Olmayı bekleyen bir kazaydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Otobüs bekleyen bir sürü insan vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ofise vardığımda, beni bekleyen bir sürü işim vardı. Kafası kesilmiş bir tavuk gibi oradan oraya koşuşturuyordum.
Translate from Türkisch to Englisch

Bazen seninle konuşmak istemeyeceğini düşündüğün insanlar senin onlarla konuşmanı bekleyen insanlardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bekleyen hastalarım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bekleyen müşterilerim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bizi bekleyen birisi var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Lobide bekleyen biri var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

O bana beni bekleyen bir sürprizi olduğunu söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

En uzun bekleyen kişi Tom'dur.
Translate from Türkisch to Englisch

Kapıda bekleyen adam, ünlü bir şarkıcıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom durakta bekleyen bir çocuk gördü.
Translate from Türkisch to Englisch

Gitmek zorundayım. Beni bekleyen biri var.
Translate from Türkisch to Englisch

Alt katta bekleyen bir arkadaşım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bayan Cobb'un dönüşünü dört gözle bekleyen tek kişi.
Translate from Türkisch to Englisch

Kütüphanenin önünde bekleyen bir sürü öğrenci vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Beni dışarıda bekleyen biri var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ofisinde seni bekleyen biri var.
Translate from Türkisch to Englisch

Beni lobide bekleyen arkadaşlarım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bekleyen başka insanlar var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bana lobide bekleyen daha çok insan olduğunu mu söylüyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarıda bekleyen bir sürü insan var.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarıda bekleyen bir taksi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Çatıda bizi bekleyen bir helikopter var.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarıda bekleyen bir taksi var?
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarıda beni bekleyen biri olduğu için gitmek zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch

Dükkanda beni bekleyen hiç kimse yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

Beni bekleyen var.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim için bekleyen var.
Translate from Türkisch to Englisch

Beni bekleyen birisi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim için bekleyen birisi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bekleyen misafirlerim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer tuvalette işin bittiyse, dışarı çık çünkü bekleyen başka insanlar da var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bizi bekleyen kimse yok gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'u bekleyen kişi ben olacağım, sen değil.

Dışarıda bekleyen o adam kimdi?

O, okulun yanında onu bekleyen birini gördü.

Bekleme odasında bekleyen bir müşterim var.

Bu olacağını bekleyen bir felaket.

Tom olacağını bekleyen bir kazaydı.

Zaten sinema salonunun önünde bir sırada bekleyen bir sürü insan vardı.

Orada seninle konuşmak için bekleyen bir kadın var.

Evde seni bekleyen biri var mı?

Tom onun için bekleyen polisi bulmak için ofise geldi.

Bu tavan arasında okunmayı bekleyen her türde kitap vardır.

Burada seni bekleyen insanlar çok arkadaş canlısı.

Ofiste onu bekleyen işten çıkarma bildirimi vardı.

Fadıl için bekleyen biri vardı.

Lobide bekleyen adam bana adını vermedi.

O oğlanı bekleyen kız benim bir arkadaşımdır.

Orada Tom'u bekleyen kız benim bir arkadaşım.

Evde benim için bekleyen kimsem yok.

Leyla patlamayı bekleyen bir saatli bombaydı.

Leyla patlamayı bekleyen bir zaman ayarlı bombaydı.

Belki de hayatımızdaki tüm ejderhalar, sadece bir zamanlar güzel ve cesur görmeyi bekleyen prenseslerdir.

Dışarıda sizi bekleyen üç kişi var.

Otobüs durağında bekleyen biri var mı?

Otobüs bekleyen insanlar sabırsız görünüyordu.

Lobide seni bekleyen üç kişi var.

Dışarıda bizi bekleyen biri var.

Bitişik odada seni bekleyen üç adam var.

Sırada bekleyen adamlardan biri çok gergin görünüyordu.

Lobide seni bekleyen bir erkek ve iki kadın var.

İdam sırasını bekleyen 1000'den fazla mahkumdan biri o.

Beni bekleyen olacak mı?

Fetih, bir yürek işi, bir gönül işarı, bir akıl işareti; hasılı kelam teşekkül etmiş askeri, siyasi ve stratejik dehanın mümtaz bir iradesidir. Fetih, bekleyen ile beklenenin mümeyyiz buluşması, özlem koyuluğunu vuslat sıcaklığıyla aydınlatan mütemadi diriliş fermanıdır.

Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim seni. Biraz heyecan, biraz da salıncağı başkası kapacak korkusu işte.

Hepimiz içimizde yaşanmayı bekleyen bir hayatın suçunu duyarız.

Bu noktada sizi bekleyen büyük güçlükler nelerdir?

Finansman, çözüm bekleyen bir diğer sorun.

Sürpriz sonuç bekleyen kişi sayısı oldukça az.

Onları bekleyen başlıca güçlükler nelerdir?

Aşırı kadrolaşma çözüm bekleyen sorunlardan biri.

Çıkarılmayı bekleyen yalnızca bir tek yasa var.

Dışarıda seni bekleyen üç tane adam var.

Bekleyen her şey bir gün solar ve ölür. Bu bir papatya da olabilir veyahut bir umut da.

Finansal sistemimizi bekleyen bir çöküş var.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch