Lernen Sie, wie man belirsiz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 81 handverlesene Beispiele.
Bu cümlenin anlamı belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom belirsiz bir cevap verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, belirsiz bir yanıt verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Sendika belirsiz bir süre için greve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Belli belirsiz tanıdık geliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun tezi bir anlam ifade etmiyor. Öncelikle onun teması belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
O belirsiz bir cevap verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana belirsiz bir cevap verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
O bize belirsiz bir yanıt verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tekrar belirsiz bir şey söyleyebilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Partinin tarihi henüz belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Muhtemelen tekrar belirsiz bir şey söyleyebilir.
Translate from Türkisch to Englisch
O belirsiz bir hikaye.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çok belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Dinozorların aniden yok olmaları hakkında birçok teori var ama gerçek sebep hâlâ belirsiz olarak kalmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch
O ona bağlı olduğu için, insanlığın geleceği belirsiz kalır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu cümlenin ne anlama geldiği çok belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Şişede mürekkep yerine, ne olduğu belirsiz bir sıvı vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, ne idiği belirsiz bir adamdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun süresi belirsiz bir kontratı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Herhangi bir gerçek, belirsiz bir şüpheden daha iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un neye benzediğine dair belirsiz bir belleğe sahibim.
Translate from Türkisch to Englisch
O biraz belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Hepimiz kardeşiz, ama kardeşliğin sınırları biraz belirsiz galiba.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu belirsiz zamanlarda yaşamada, esnek olmak ve geleneksel değerlere esir olmamak gerekmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben çok belirsiz davranıyor muyum?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ne kadar kalmamızı istediği belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun politikası hakkında soru sorulduğunda, aday sadece belirsiz cevaplar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Hava kötü, sis arttı, yere inebilip inemeyeceğimiz belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Belirsiz ifadeler sık sık komik yorumlar yaratırlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Niobe belirsiz bir karakterdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Oyunun sonucu belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom belli belirsiz mahcup görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu durumda halimizin ne olacağı çok belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un geleceği belirsiz kalmaya devam ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un neden burada olmadığı belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un onu neden yaptığı belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ne zaman öldüğü belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un nasıl öldüğü belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Nedenler belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Neyin yanlış gittiği belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Ayrıntılar hala belirsiz.
Translate from Türkisch to Englisch
O belirsiz bir süre için bir akıl hastanesine gönderildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bunun belirsiz bir yanıt olduğunu kabul ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Esperantoda belirsiz artikel yoktur ve sadece bir tane belirli artikel vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Belirsiz bir cevap elde etti.
O, o konu hakkında birkaç belirsiz yorum yaptı.
Tom'un ölüm nedeni hâlâ belirsiz.
Uzun olmasa da bu cümle hala anlamca belirsiz.
Bu bana belli belirsiz tanıdık geliyor.
Bu göreceli ve belirsiz.
Belirsiz ifadeler genellikle eğlenceli yorumlara yol açar.
Şu adam belli belirsiz tanıdık görünüyor.
Benzerlik oldukça belirsiz.
Onun açıklamasında bazı belirsiz noktalar var.
Belirsiz bir algının keskin bir görüntüsünden daha kötü bir şey yoktur.
Kral 1700 yılında, belirsiz nedenlerle 80 yaşında öldü.
Onun gelip gelmeyeceği belirsiz.
Düzensiz bir galaksi, belirsiz bir şekle sahiptir ve genç yıldızlar, toz ve de gazla doludur.
Bu kez, sadece sınav zor değildi ama aynı zamanda sorular belirsiz idi.
Onların birbirlerini sevip sevmedikleri belirsiz.
Tom bana belirsiz bir cevap verdi.
Tom bize belirsiz bir cevap verdi.
Kutuda ne olduğu hakkında belirsiz bir fikriniz mi var?
Leyla, kimliği belirsiz bir saldırgan tarafından vuruldu.
Sen belirsiz gibi görünüyordun.
Savaşın ne zaman sona ereceği belirsiz.
Uyumakta olan Tom'un belli belirsiz nefes alışverişleri beni dinginleştiriyor.
Ali gibi ne idüğü belirsiz birine güvenecek kadar aklımı peynir ekmekle yemedim.
Nereye gideceği hala belirsiz.
Rusya Federasyonu'nun emeklilik sistemi yarınlar için güven veriyor! Ne idüğü belirsiz yarınlar için yani...
Tarihçilerle arkeologlar belirsiz düşüncedeler.
Polancec'in mesleki geleceği şu anda belirsiz.
Kimliği belirsiz bir kurban da anılıyor.
Bu açıdan, sağlık alanında belirsiz bir fark var.
Gecikmenin kaynağı ise hala belirsiz.
Van'da kimliği belirsiz kişiler kestikleri ağaçları göle attılar.
Sütün litresi yirmi tavuğun kilosu yüz lira olduğunda, rant için son orman yok edilip son parlak beyinli genç de yurt dışına göçtüğünde, ülkeye doluşturulan ne idüğü belirsiz kaçkınlar yüzünden çoluk çocuk rahatça sokağa çıkamadığında çomar adam dinin ve betonun karın doyurup kalkındırmadığını anlayacak.
Tom selamıma başını belli belirsiz eğerek karşılık verdi.
Bence bu cümle anlamca belirsiz.