Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "birine"

Lernen Sie, wie man birine in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Altmış yaşındaki birine değil altı yaşındaki birine sorun.
Translate from Türkisch to Englisch

Herkes bir aydır, ve herhangi birine asla göstermeyeceği karanlık bir tarafı vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaybedecek bir şeyi olmayan birine meydan okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

Birine ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ona bir köpek aldı. Ancak, o köpeklere alerjisi vardı, bu yüzden birine vermek zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, Almanya'daki arkadaşlarından birine mektup yazmamı rica etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Bana yardım edecek birine ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Okul müdürü mezunların her birine diplomasını sundu.
Translate from Türkisch to Englisch

Çek birine para ödeme yöntemidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Nick kırsal alandan gelen birine tepeden bakıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, oğullarının her birine para verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Sabah ereksiyonu olmayan birine ödünç para verme.
Translate from Türkisch to Englisch

Bize yardımcı olacak birine ihtiyacımız var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom herhangi birine ateş etmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom konuşacak birine sahip olmayı diledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kütüphanenin önündeki boş alanlardan birine parketti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom okula giderken Mary diye birine çarptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom pencerenin yanında oturan birine onu açmasını rica etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Sanırım Tom sonunda vazgeçecek ve onu başka birine yaptıracak.
Translate from Türkisch to Englisch

Birine gözlerini dikerek bakmak kabalıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Ev işinde bana yardım edecek birine ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben gerçekten birine vurmalıyım.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom her birine bir kamera satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom onların her birine bir kamera satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kuralların birine uymadı ve okuldan atıldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ayrıntılardan herhangi birine sahip değildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen başka birine sor.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu istediğin birine ver.
Translate from Türkisch to Englisch

Konuşmak için birine ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Onların her birine bir hediye aldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun konuşmak için birine ihtiyacı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un konuşmak için birine ihtiyacı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen onu başka birine yaptır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onların her birine bir ödül verildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un kendisine yardım edecek birine ihtiyacı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un kendisine yardım edecek birine ihtiyacı vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Başka birine sormak zorunda kalacaksın.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu fotoğrafı isteyen herhangi birine verebilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch

Yaşlı insanların konuşacak birine ihtiyaçları vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu anlayacak birine ihtiyacı vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sandalye kırık. Onu birine tamir ettirsen iyi olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Ondan, onu, evi oğluna ya da başka birine boyattırmaya ikna etmesi rica edildi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, işini kaybettikten sonra, köpeklerini besleyemedi, bu yüzden onları birine hediye verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, onların her birine bir kurşun kalem verdi.

Beni anlayacak birine ihtiyacım var.

Birine odayı temizletecek.

Onların her birine bin yen verdim.

Onlardan her birine üç kurşun kalem verdim.

Cesur yeni fikirleri olan birine ihtiyacımız var.

Bu çocukların her birine üç parça verin.

Bu işi herhangi birine yaptıramam.

Yaşlı birine yerini verdi.

Çocukların her birine iki elma verdi.

Eve giderken arkadaşlarımdan birine rastladım.

Tavsiye için baş vuracağı birine ihtiyacı var.

Gerçek adının ne olduğunu herhangi birine söyledin mi?

Herhangi birine söylemeyeceğine dair bana söz verdi.

Öğrencilerden herhangi birine kitaplarımı ödünç vermek istemiyorum.

Herkesin birine ihtiyacı var.

Birlikte ingilizce öğreneceğim birine bakıyorum.

Birine bir şey öğretmek mümkün değil-o sadece kendisi öğrenebilir.

Kendi çocuklarından birine sahip olmak yerine bir çocuk evlat edinmeye karar verdiler.

Bence konuşacak birine ihtiyacın var.

Bilmiyordum saat kaç ancak biliyordum ki eğer durup birine sorarsam o zaman kesin geç kalacaksın.

Onu birine asla yapmayacağıma yemin ettim.

Birine söylemeyeceğime yemin ederim.

O belgeyi birine göstermediğime yemin ederim.

Şimdi birine ihtiyacın yok.

Bunlardan birine sahip olmayan biri var mı?

Herhangi birine asla zarar vermedim.

Yara izini herhangi birine hiç gösterdin mi?

Birine hiç Fransızca öğrettin mi?

Birine söyleyeceğim.

Tom birine yumruk attı.

Tom yalnız olmaya alışkın birine benziyor.

Eğer birine 20 dolar ödünç verirseniz ve o kişiyi asla yeniden görmezseniz, muhtemelen ona değmiştir.

Yoluna çıkan herhangi birine rüşvet vermeye alışmış.

Güvenilir olan birine ihtiyacım var.

Fransızca konuşabilen birine ihtiyacım var.

Tom'la konuşacak birine ihtiyacım var.

Beni koruyacak birine ihtiyacım var.

Beni tutacak birine ihtiyacım var.

Tom'u bulmak için birine ihtiyacım.

Bana bir taksi çağıracak birine ihtiyacım var.

Güvenebileceğim birine ihtiyacım var.

Asla birine bir şey öğretmedim.

Daha önce bunu birine asla söylemedim.

Daha önce tam senin gibi birine hiç rastlamadım.

Bulduğumu henüz birine söylemedim.

Henüz birine sormadım.

Ne olduğundan birine bahsederse Tom Mary'yi öldürmekle tehdit etti.

"Biriyle" ve "birine" konuşmak arasında önemli bir fark vardır.

Tom Mary'nin mektuplarından herhangi birine cevap vermedi.

Tom gerçek kimliğini herhangi birine söylemedi.

Tom'a evimizi birine boyatmanın ne kadara mal olacağını düşündüğünü sordum.

Tanıdığım herhangi başka birine benzemiyorsun.

Başka birine sormalısın.

Çocuklarına bakması için benim gibi birine ihtiyacın var.

Benim gibi birine ihtiyacın var.

Onu senin için birine yaptırabilirsin.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch