Lernen Sie, wie man bizzat in einem Türkisch Satz verwendet. Über 49 handverlesene Beispiele.
O bizzat geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
O oraya bizzat gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat gitmelisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat git ve onunla görüş.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat görünmek zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch
Onunla bizzat konuşmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bizzat o sorunla karşı karşıyayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben sadece bizzat öldürdüğüm ve parçaladığım hayvanlardan et yerim.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu bizzat kendim biliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat gitsen iyi olur.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım bizzat gitmelisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat gelmen gerekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen en iyisi git onunla bizzat konuş.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat gitmesi gerekli.
Translate from Türkisch to Englisch
Oraya bizzat gitmesine gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman bizzat özür dilemelisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Adayların bizzat başvurmaları rica olunur.
Translate from Türkisch to Englisch
Diğer insanlar tarafından nefret edilmekten korktuğunu söylüyorsun fakat bizzat senin de hoşlanmadığın bazı insanlar vardır, değil mi? Rakamsal olarak konuşursak, senin hoşlanmadığın ve senden hoşlanmayan eşit sayıda insan vardır. Birisiyle ilgili nefretinden vazgeçsen, başka biri de senden nefret etmekten vazgeçecektir demiyorum; bu sadece sen birinden nefret edersen, o zaman başka biri de senden nefret eder gerçeğini değiştiremezsin anlamına gelir. Sadece vazgeçip ve o gerçeği kabul edersen hayat çok daha kolay olacaktır.
Translate from Türkisch to Englisch
Sizinle bizzat konuşmam gerekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne yazık ki bizzat gitmen gerekecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Seni bizzat görmeliyim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un sana bizzat söylemeyeceğini biliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu bizzat halletmeliyim.
Translate from Türkisch to Englisch
Niçin bizzat bir avukata danışmıyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom oraya bizzat kendisi gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Burada yaşanan acıları bizzat tanıklarından dinledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yabancı bir ülkeyi tanımanın en iyi yolu oraya bizzat gitmektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat gelmesine gerek yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Başvurmak için bizzat gitmelisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u bizzat görmeye gideceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu önemli olduğu için buna bizzat katılmanı istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onunla bizzat ilgileneceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'la bizzat konuşabilip konuşamayacağımı merak ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom beni bizzat davet etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom raporu bizzat verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat Tom'a söyle.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen bizzat Tom'un güvenliğinden sorumlusun.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir prenses bizzat ona geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bunu Tom'a bizzat teslim edin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat Tom gelmemizi rica etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom asla bizzat yardım edemezdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Leyla, Sami ile bizzat tanışmaktan heyecanlıydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sizinle bizzat tanışmadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a bunu bizzat sormayı isterim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizzat geleceğini söyledi bize.
Başbakan, bu girişimi bizzat destekliyor.
Bunu bizzat kendiniz yapmalısınız.
Bununla bizzat kendim ilgileneceğim.
Hangi tarihi şahsiyetlerle bizzat tanışmak isterdin?