Lernen Sie, wie man buçuk in einem Türkisch Satz verwendet. Über 98 handverlesene Beispiele.
McKinley, üç buçuk milyon dolar harcadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Araba ile oraya ulaşmak benim bir buçuk saatimi aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
İş yapılır yapılmaz, genellikle beş buçuk civarında, akşam yemeği yemek için eve gelirim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sekiz buçuk yıl önce ailesiyle birlikte Japonya'ya geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk asırlık bir karmaşadan sonra kraliyet otoritesi yeniden kuruldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Saat tam yedi buçuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu günlerde hava beş buçuk gibi kararıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
İki buçuk saatten daha fazla bir süre okudu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk saattir bekliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk yıl Hollanda'da çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk saat bekledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Performans iki buçuk saat sürer.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir buçuk saat içinde Boston'a inecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Film iki buçuk saat uzunluğundadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Altı buçuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Saat bir buçuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kirpi ve bir yılan çiftleştirilirse ne olur? Bir buçuk metre boyunda bir dikenli tel.
Translate from Türkisch to Englisch
Her gün bir buçuk saat çalışıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
En yakın yıldız, dünyadan dört buçuk ışık yılı uzakta.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk saate kadar güneş batacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu an bir buçuk milyon üyemiz var.
Translate from Türkisch to Englisch
"Şimdi saat kaç?" - "İki buçuk". - "Aman tanrım! Ben bu akşam biraz daha erken yatmak istemiştim!"
Translate from Türkisch to Englisch
O gittiğinden beri üç buçuk saat geçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir buçuk yıl önce öldü.
Translate from Türkisch to Englisch
Saat tam olarak sekiz buçuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk dakikamız kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sekiz buçuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk yıl önce neredeyse ölüyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Saat üç buçuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir buçuk saat önce başlamalıydın.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben on altı buçuk yaşındayken bir motosiklet ehliyeti aldım.
Translate from Türkisch to Englisch
O, beş buçuk yıl okudu.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi saat üç buçuk, ama biz saat sekizde restoranda rezervasyon yaptırdık.
Translate from Türkisch to Englisch
Almanya bu yıl yaklaşık bir buçuk milyon sığınmacı bekliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Saat sekiz buçuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un iki buçuk gibi araması lazımdı.
Translate from Türkisch to Englisch
İki buçuk saat önce öğle yemeği yedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz yedi ve yedi buçuk arasında akşam yemeğimizi yeriz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir buçuk aydır bir terapisti ziyaret ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sınav iki buçuk saat sürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Çince öğrenmeye başladığımdan beri bir buçuk yıl geçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaklaşık bir buçuk fincan pirinç pişirin.
Translate from Türkisch to Englisch
Odanın alanı iki buçuk metre karedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Her bir çocuk iki buçuk elma aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
İki buçuk saat önce.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz yaklaşık bir buçuk saat oyun oynadık.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben yaklaşık bir süre bir buçuk yılda 2,2 milyar istenmeyen e-posta gönderdim.
Ama son elli yılda sıcaklık bir buçuk derece arttı.
Bu malzemenin dört metresi dokuz franka mal oluyor; Bu nedenle, iki metresi dört buçuk frank mal olur.
O, iki buçuk gün sonra eve geldi.
Ben üç buçuk yıl yoktum.
Her gün bir buçuk saat boyunca çalıştı.
Bob "Dört buçuk pound" diyor.
O yaklaşık bir buçuk yıllık bir süre boyunca 2.2 milyar istenmeyen e-posta gönderdi.
Evlerinin etrafına iki buçuk metrelik yüksek çit inşa ettiler.
Saat on bir buçuk olmak üzere, gitmesem olmaz.
Dört buçuk yaşında yüzmeyi öğrendim.
Bir buçuk saat doksan dakikadır.
Bir buçuk yıldan beri Türkçe öğreniyorum.
Bunu üç buçuk senedir yapıyorum
Üç buçuk yıldır bu yurtta yaşıyorum.
Üç buçuk yıldır bu öğrenci yurdunda yaşıyorum.
Tom benden bir buçuk kilo daha ağır.
Seni iki buçuk gibi arayacağım.
Sana saat iki buçuk civarı telefon ederim.
Sizi iki buçuk sularında ararım.
Ali bir buçuk yaşında çişini lazımlığa yapmaya başladı.
Dünyada kabaca bir buçuk milyar Müslüman var.
İki buçuk saat önce öğle yemeğimi yedim.
Ek mesai yapınca normalin bir buçuk katı ücret aldı.
Bir porsiyonun ardından yarım porsiyon daha söylemek, miktar açısından doğrudan bir buçuk porsiyon söylemeye göre çoğu zaman daha avantajlı oluyor.
Saat üç buçuk sularında geldi.
Üç buçuk gibi dönmüş olur.
Ali olacakları az buçuk tahmin edebiliyordu.
Mary dün bir buçuk saat yabani otları temizlemekle uğraştı, ama henüz çok az bir aşama kaydedebildi.
Saat daha sekiz buçuk mu?
Tesisin inşaatı, dört buçuk yılda tamamlanancak.
Son bir buçuk iki yıldır açıkça yalan söyledik.
Muzar üç buçuk yıldır cemaatin bir üyesi.
Uçağın faydalı yük kapasitesi bir buçuk ton.
Saat dokuz buçuk.
Saatim iki buçuk olduğunu söylüyor.
Ne berbat bir hizmet! Garson akşamdan beri alt kattaydı, ama yemeklerimizi getirmesi bir buçuk saat sürdü!
Bir buçuk saat sonra vardım.
Tepenin zirvesine tırmanış bir buçuk saat aldı.
Yaklaşık 13 buçuk milyar yıl önce Big Bang olarak adlandırdığımız bir şeyle madde, enerji, zaman ve uzay ortaya çıktı.
Saat iki buçuk.
Saat beş buçuk.
Saat on buçuk.
Saat altı buçuk.
Saat dört buçuk.
Saat yedi buçuk.
Saat henüz beş buçuk.
Yedi buçuk.
"Şu an saat kaç?" "Saat iki buçuk."
"Şu anda saat kaç?" "Saat iki buçuk."
"Şu anda saat kaç?" "Saat üç buçuk."
Hepimizin bildiği gibi Suriye halkı on üç buçuk yıl boyunca her türlü zulmü gördü.