Lernen Sie, wie man bulunduğu in einem Türkisch Satz verwendet. Über 53 handverlesene Beispiele.
O bulunduğu duruma kendini alıştıramaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir insan bulunduğu mevkiyle yargılanmamalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Dolapta Tom'un eşyalarının bulunduğu bir kutu buldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom dudaklarını yapay olarak boyayan ve kulak memelerini delen kadınların bulunduğu bir kültürden geliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun içinde bulunduğu evi sevmiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, cesedin bulunduğu oda.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary ile ilgilenmediğini söyledi fakat o her zaman onun bulunduğu odanın tarafına doğru bakıyor gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
İçinde bulunduğu durum hiç kimsenin arzulayacağı cinsten değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom cesedin bulunduğu odanın kapı kolunda parmak izleri bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kurtlar av hayvanlarının çokça bulunduğu bölgelerde yaşar.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulunduğu yerden hiçbir şey demeden hızlıca ayrıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsan ruhu yeryüzünde bulunduğu müddetçe; müzik, canlı bir varlık gibi ona eş ve destek olup büyük anlam katacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Bayan Tanaka yıllardır Amerika'da bulunduğu için çok iyi İngilizce konuşur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onların onu suçlamada bulunduğu suçu işlemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bulunduğu yerde sana ondan bahsetmemeni söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kötü anılarının bulunduğu defteri yak.
Translate from Türkisch to Englisch
Şirketi bugün bulunduğu duruma Tom Jackson getirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Şirketi bugün bulunduğu konuma Tom Jackson getirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'yi bulunduğu yerden göremiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bulunduğu yeri bilmiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sabah işten kovuldum. Geldiği zaman da hep üst üste gelir ya, ofisin bulunduğu binadan çıkmamla beraber arabamın da çalınmış olduğunu gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Anne ve babalar, çocuklarının bulunduğu yerleri izlemelidir.
Translate from Türkisch to Englisch
İçinde çok değerli eşyaların bulunduğu bir sandık getirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Dan bulunduğu yer hakkında yalan söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bulunduğu yeri bulamadık.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bulunduğu yer hakkında hiçbir fikrimiz yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Şüphelinin bulunduğu yer hala bilinmiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bulunduğu yeri belirleyemedik.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un bulunduğu yeri bilmek istiyorum
Translate from Türkisch to Englisch
Onların bulunduğu yer bilinmiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sıkı çalışma onu bulunduğu yere getirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Polis cinayetlerin bulunduğu yere yakın bir çöp kutusunda ezilmiş iki cep telefonu buldu ve onların içerdikleri veriyi kullanmaya çalışıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bulunduğu için çok mutluyum.
Translate from Türkisch to Englisch
İçinde bulunduğu durumu gördün mü?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un bulunduğu uçak düştü.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun nerede bulunduğu kimin umurunda?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom aniden bulunduğu yerde durdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un içinde bulunduğu aynı sıkıntıdayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bulunduğu yerde kalmalıydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye bulunduğu yerde kalmasını söyledi.
Tom, Mary'ye bulunduğu yerde kalacağını ve onu bekleyeceğini söyledi.
Sami, içinde bulunduğu tehlikeyi fark etti.
Tom'un bulunduğu yeri sana söylemeyeceğim.
Sami, Leyla'nın cesedinin bulunduğu yerin çok yakınında yaşıyordu.
Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaş'ta yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış.
Trabzon'da Hakları Koruma adlı bir dernek bulunduğu gibi İstanbul'da da, Trabzon ve Çevresini Bağımsızlaştırma Derneği vardı.
Kolordu komutanı, 28 Mayıs 1919'da sorduğum işler üzerine bilgi veriyor ve: "Düşman buraları işgale kalkışırsa 23. Tümen, bulunduğu yeri bırakmayacak ve saldırıya uğrarsa, halktan alacağı yardımla, bölgesini savunacaktır." diyordu.
Tom içinde bulunduğu sinirli hâlden biraz çıkmıştı bile.
Gece gökyüzünde çıplak gözle görülebilen yıldızların hepsi, Güneş'in de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi'ne aittir.
Tom kaplanın içinde bulunduğu kafese nasıl düştü?
Tom'un bulunduğu uçak kaçırıldı.
Osmanlılardan önce de buralarda demir madenlerinin bulunduğu düşünülmektedir.
Bazen kişinin içinde bulunduğu pozisyonu haklı bir şekilde savunma çabası, inatçılıkla karıştırılabilir.