Lernen Sie, wie man bulunmak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 54 handverlesene Beispiele.
Bu iş için başvuruda bulunmak size kalmış.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom herhangi bir varsayımda bulunmak istemiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir ricada bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer para kazanmak için buradaysan, Amerika bulunmak için hoş bir yer.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yazılı olarak şikâyette bulunmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen öneride bulunmak için çekinmeyin.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana bir uyarıda bulunmak için seninle görüşmek zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bulunmak istemiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Siyasal etkinlikte bulunmak için zamanım yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Tahminde bulunmak zor, özellikle de gelecek hakkında.
Translate from Türkisch to Englisch
Programa katkıda bulunmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tatoeba'ya katkıda bulunmak ucuz bir hobidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana bir dilekte bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Senden bir ricada bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
İşte son bir girişimde bulunmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu aralar, bulunmak için buradan daha güvenli bir yer yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Çevreyi korumak için herkes katkıda bulunmak zorunda kalacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana bir öneride bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir şikayette bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana bir teklifte bulunmak için buraya geldim.
Translate from Türkisch to Englisch
Böyle bir partide bulunmak için fazla genç değil misin sen?
Translate from Türkisch to Englisch
Ben itirafta bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Para bağışında bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary para bağışında bulunmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Kan bağışında bulunmak için en az on yedi yaşında olmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Şikayette bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir transfer talebinde bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben resmi bir şikayette bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlamadan yargıda bulunmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bulunmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Keşke Arapça katkıda bulunmak isteyen birisi olsa.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'ye yardımda bulunmak istedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bir şikayette bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben yönetime şikayette bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sadece insanlara yardımda bulunmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Adil payına katkıda bulunmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sana karşı bir şikayette bulunmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Hepimiz katkıda bulunmak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben elimden gelen her şeyi yaptım. Şimdi elinden geleni katkıda bulunmak için senin sıran.
Translate from Türkisch to Englisch
Onların işi başkana tavsiyede bulunmak.
Translate from Türkisch to Englisch
Şikayette bulunmak için konuşacak en iyi kişi kimdir?
Translate from Türkisch to Englisch
Şirketimize ziyarette bulunmak için zaman ayırdığınız için size teşekkürler.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom katkıda bulunmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Katkıda bulunmak iyi hissettirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom katkıda bulunmak istedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom katkıda bulunmak istemedi.
Tom katkıda bulunmak istemiyor.
Bulunmak istemiyorum.
Para bağışında bulunmak istiyor.
Ve herkes katkıda bulunmak zorunda.
Herkes sosyal güvenliğe katkıda bulunmak zorundadır.
Ülkedeki ekonomik istikrarsızlık nedeniyle enflasyon oranı hakkında kesin bir tahminde bulunmak zor.
Daha fazla katkıda bulunmak istiyorum.
Böyle bir inkârda bulunmak, deliler gibi saçmalamak, yüzlerine çarpan yadsınamaz gerçeği kabul etmeyi reddetmek olurdu.