Lernen Sie, wie man düşkün in einem Türkisch Satz verwendet. Über 49 handverlesene Beispiele.
Müziğe çok düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
O, tenis oynamaya düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu genç adam bisiklete binmeye çok düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
O, öğrenciye çok düşkün gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu öğretmen kız öğrencilere düşkün olma eğilimindedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Müziğe düşkün müsünüz?
Translate from Türkisch to Englisch
O, müziğe çok düşkün gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tür müziğe özellikle düşkün değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary Charles'a çok düşkün hale geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun yüzüne düşkün değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Beyzbola düşkün müsün?
Translate from Türkisch to Englisch
Malta köpeklerine düşkün müsünüz?
Translate from Türkisch to Englisch
Radyo dinlemeye düşkün müsünüz?
Translate from Türkisch to Englisch
O, arkadaşları kadar müziğe düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı insanlar maddiyata meyilliyken bazıları güce bazıları da her ikisine düşkün olur.
Translate from Türkisch to Englisch
Birbirimize oldukça düşkün olduk.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom takma adlara düşkün değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Buna çok düşkün değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
O, erkek çocuğa çok düşkün gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ann aşırı derecede çikolataya düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Ann çilolataya düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Yüzmeye düşkün müsün?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom biraz rahatına düşkün davranıyor, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch
O, ev hayvanlarına düşkün değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar evcil hayvanlara düşkün değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz evcil hayvanlara düşkün değiliz.
Translate from Türkisch to Englisch
O, törene düşkün bir adamdır.
Translate from Türkisch to Englisch
O, evcil hayvanlara düşkün değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Büyük adamlar şehvetli zevklere düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben senin kadar müziğe düşkün değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben senin kadar müziğe çok düşkün değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
O kendisinden bahsetmeye düşkün gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tenis oynamaya düşkün değil misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom avcılığa düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben evcil hayvanlara düşkün değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
O, yürüyüş yapmaya çok düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary evcil hayvanlara düşkün değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen evcil hayvanlara düşkün değilsin, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary ona kendisine düşkün olduğunu, ancak onu sevmediğini söylediğinde çok kötü hissetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tür müziğe düşkün değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye çok düşkün.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom golfe düşkün değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bunu yapmaya düşkün gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsanlar seni nefsine düşkün olmakla suçlar mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom zevk ve eğlenceye düşkün biridir.
Translate from Türkisch to Englisch
Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Keşke insanlar güzelliğe düşkün oldukları kadar dürüstlüğe düşkün olsa.
Translate from Türkisch to Englisch
O özgürlüğüne çok düşkün biridir.