Lernen Sie, wie man deve in einem Türkisch Satz verwendet. Über 47 handverlesene Beispiele.
Uzun bir deve kervanı Batıya doğru gidiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Güvercin ve deve kuşu her ikisi de kuştur; biri uçabilir ve diğeri uçamaz.
Translate from Türkisch to Englisch
O, pireyi deve yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
Kafasını, deve kuşu gibi kuma gömdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen her zaman pireyi deve yaparsın!
Translate from Türkisch to Englisch
Pireyi deve yapmayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve yarışları heyecanlı geçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve, Sahra'nın gemisidir.
Translate from Türkisch to Englisch
O pireyi deve yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu deve herkesin onu sürebileceği kadar uysaldır.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve okçuları çok güçlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir deve hörgücünde büyük miktarda su depolayabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tuareg ülkesinde insanlar deve sütü içerler.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom muhtemelen pireyi deve yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve; su ve yiyecek olmadan uzun bir süre dayanabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu fırça deve kılından yapılmış.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve kuşunun kanatları vardır ama uçamaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Pireyi deve yapma.
Translate from Türkisch to Englisch
Pireyi deve yapmayalım.
Translate from Türkisch to Englisch
Neredeyse bir deve gibi görünen o bulutu görüyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalim, İpek Yolu'nu bir deve üzerinde geçmektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Lama deve midir?
Translate from Türkisch to Englisch
Peter her zaman pireyi deve yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
O pireyi deve yapıyor. Bu yazım hatası gerçekten onun iddia ettiği kadar kötü değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir bebek deve genç bir deveden daha küçüktür.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsanların pireyi deve yapması gerektiğini düşünmüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
O pireyi deve yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Leyla hayatında hiç deve görmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Leyla bir deve tarafından ısırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
"Bu hayvanı tanıyor musun?" "Tabii ki, bu bir deve!" "Yanlış! Tek hörgüçlü bir deve.
Translate from Türkisch to Englisch
Sende deve kini var.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve kuşu yüke gelince kuş, uçmaya gelince deve.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali parayı deve etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali deve sütü içti.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali'de deve kini var.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve açlık ve susuzluğa uzun süre dayanabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami Kahire'de deve satar.
Translate from Türkisch to Englisch
Çüş deve.
Translate from Türkisch to Englisch
Yapılacak iş dediğin atla deve değil, altı üstü güç ile yer değişiminin çarpımına eşit.
Translate from Türkisch to Englisch
Aralarında atla deve fark yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve uzundur, ama zürafa daha uzundur.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve uzundur, ama zürafa ondan da uzundur.
Translate from Türkisch to Englisch
Deve kuşuna "Uç." demişler. "Ben deveyim." demiş. "Şu yükü taşı o zaman." demişler. Bu sefer de "Ben kuşum." demiş.
Translate from Türkisch to Englisch
Kehribardan oltuya, gümüşten abanoza, deve kemiğinden manda boynuzuna hatırı sayılır bir tespih koleksiyonu var.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali deve gibi kinci biri.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali deve kuşu gibi kafasını kuma gömerek gerçeklerden kaçmaya çalışıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Kalan parasıyla seksen deve aldı.