Lernen Sie, wie man doğruca in einem Türkisch Satz verwendet. Über 63 handverlesene Beispiele.
Onu doğruca bana ver.
Translate from Türkisch to Englisch
O kelimelerin doğruca kalbinden geldiğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsanüstü güçlere ulaşmak umuduyla, Kristof Kolomb bir zamanlar beş dakika güneşe doğruca dik dik baktı.İşe yaramadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca postaneye gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca yatağa gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
O, partiye gittiğinde, Sam doğruca yemek almaya gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Jim eve varır varmaz doğruca tuvalete gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Oyundan sonra, o, köpeğini beslemek için doğruca eve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca plaja gidelim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca Mary'nin tuzağına yürüdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Yorgundum, bu yüzden doğruca yatmaya gittim.
Translate from Türkisch to Englisch
Dün okuldan sonra doğruca eve gittin mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Niçin doğruca sadece Tom'la konuşmuyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir otelde oda kiraladım ve doğruca yatmaya gittim.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca oraya gidiyoruz!
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım doğruca Boston'a gitmeliyiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca eve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom işten sonra doğruca eve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca eve git.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca okula sürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca içeri girmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Trompetler ses çıkardığında, ordu bağırdı ve trompet sesinde, adamlar yüksek sesle bağırdığında, duvar çöktü; bu yüzden herkes doğruca içeriye hücum etti ve şehri aldılar.Şehri LORD'a verdiler ve kılıçla onun içinde yaşayan her şeyi yok ettiler-erkekler, kadınlar, gençler ve yaşlılar, sığırlar, koyunlar ve eşekler.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin ne kadar yorgun olduğunu gördü ve ona doğruca yatağa gitmesini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, okuldan sonra doğruca eve koştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom eve varır varmaz doğruca odasına gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Patronuma telefonda şirkete dönmeden doğruca eve gideceğimi söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Gustavo doğruca eve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Mayuko doğruca eve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca yatmaya gittik.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca yatmaya gittim.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca yatmaya gittiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca yatmaya gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
İşten doğruca eve gittim.
Translate from Türkisch to Englisch
Provadan doğruca buraya geldim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca bana baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca yüzüme bakamadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca musluktan içiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Büyük bir akşam yemeği yedik ve doğruca yatmaya gittik.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca Mary'ye baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bugün berbat bir deneyim yaşadım, bu yüzden bir bira içeceğim ve doğruca yatmaya gideceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruca eve gidiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğruca eve gideceğine söz verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, kasabaya vardığında doğruca onu görmeye gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaptığını söylediğin gibi doğruca eve gittiysen, nasıl oldu da ben senin arabanı barın dışında park edilmiş gördüm?
Tom doğruca eve yöneldi.
O bayılır bayılmaz onu doğruca kliniğe götürdük.
Ben işten sonra doğruca eve giderdim.
O doğruca şişeden içti.
O sessizce oturdu ve doğruca ona bakıyordu.
O doğruca ona baktı.
Yemek yiyeceğiz ve sonra doğruca yatmaya gideceğiz.
İşten sonra doğruca eve gittim.
Doğruca eve gittim.
Doğruca kapıya gittim.
Layla doğruca bilgisayarına gitti.
Doğruca cehenneme gidiyorlar.
İşten erken çıktım ve doğruca eve gittim.
Okuldan sonra doğruca eve gelmenizi istiyorum.
Tom partiden sonra doğruca eve gitti.
Tom doğruca eve geldi.
Tutuklanıp doğruca emniyete götürüldü.
Gunter doğruca komşulara koştu.
Bir bardak kahve içti ve doğruca işe yollandı.