Lernen Sie, wie man doğuştan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 64 handverlesene Beispiele.
Doğuştan Fransızdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Mariah Carey'in en büyük doğuştan yeteneği, onun sesidir.
Translate from Türkisch to Englisch
O, bir doğuştan sanatçı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm insanlar doğuştan eşittir.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin müziğe doğuştan yeteneğin var.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben doğuştan iyimserim.
Translate from Türkisch to Englisch
O, doğuştan bir Amerikalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun oğlunun müziğe doğuştan yeteneği var.
Translate from Türkisch to Englisch
O, doğuştan bir şairdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun doğuştan yetenekleri var.
Translate from Türkisch to Englisch
O, doğuştan görme özürlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Kent doğuştan liderdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Erkek kardeşimin resim için doğuştan yeteneği var.
Translate from Türkisch to Englisch
Henry James doğuştan bir Amerikalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğuştan oldukça uysal bir adam.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan bir sanatçı.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan Alman.
Translate from Türkisch to Englisch
Deneyim ve yetenek doğuştan mı gelir yoksa sonradan mı kazanılır?
Translate from Türkisch to Englisch
O, doğuştan İngilizce konuşan biridir.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan Japon.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan iyi bir hafızasıya sahip.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan kördü.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan özürlü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan sanatçı.
Translate from Türkisch to Englisch
Eskiden cinsiyetin doğuştan kazanıldığını savunanlardandım, ama artık ikili cinsiyet sistemine çok karşıyım.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğuştan sanatçı.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğuştan Londralı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan atlet.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan sporcu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir doğuştan öğremen.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan kör değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan liderdir.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan cömert bir kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kız doğuştan kör.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğuştan Japonca bilen biri, İngilizcenin öğrenmek için zor olduğunu düşünür mü?
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan sanatçı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kediler doğuştan avcılardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğuştan Fransızdır ama o şimdi bir ABD vatandaşı.
Translate from Türkisch to Englisch
Küçük çocukların bile neyin adil olduğu ve neyin olmadığı konusunda doğuştan gelen bir duyusu vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Kojin Kudo bir doğuştan şairdir.
Translate from Türkisch to Englisch
O, doğuştan müzisyen.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonuçta, "kadınsılık" bir kadının doğuştan sahip olduğu bir şey, göstermek için bir çaba sarf etmesine gerek yok ve öyle de bir özellik ki bilinçli olarak saklanmaya çalışılsa bile boşa çıkardı.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan kördü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir doğuştan şair.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben doğuştan Japonca konuşan bir kadınım. Ancak durum böyle olmasına rağmen, yazarken veya konuşurken bazen hâlâ küçük hatalar yapıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
O doğuştan İtalyandır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan iyimserdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom doğuştan kör oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami doğuştan kumarbazdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'nin doğuştan sarışın olmadığını düşündü.
Sanırım Tom doğuştan Fransızca bilen biri gibi geliyor.
Sen doğuştan bir lidersin.
Mary'nin saçı doğuştan kıvırcık.
Sence insanlar doğuştan iyi midir?
Tom'un doğuştan bahtı kara.
Tom doğuştan kabiliyetli bir müzisyen.
Etrafı karanlıkla kaplı. O, doğuştan kör.
O, doğuştan bir Esperantist.
Doğuştan gelen bir kusurumuz var. Hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz.
Eğitim her çocuğun doğuştan hakkıdır.
Hiç kimse kendi ana dilini bile doğuştan konuşamaz.
William, ekibine hedeflerine ulaşmaları için ilham veren doğuştan bir liderdir.
Ben doğuştan bir sanatçıyım.
Esperantoyu doğuştan konuşan olan yaklaşık bin kişi var!