Lernen Sie, wie man durumda in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Odasını her zaman iyi durumda tutar.
Translate from Türkisch to Englisch
Her durumda, bu seni ilgilendirmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bu durumda ne yapmalıyım?
Translate from Türkisch to Englisch
O durumda ne yapmalıydım?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kural her durumda uygulanamaz.
Translate from Türkisch to Englisch
O araba satıcısı bu kullanılmış Toyota'nın iyi durumda olduğunu söylediğinde bana yanlış bilgi vermiş.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, böyle zor bir durumda aynı şeyi yaparım.
Translate from Türkisch to Englisch
Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch
TV aklınızı pasif durumda tutması bakımından zararlıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
O bu işe başladığından beri oldukça iyi durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
İstasyona kadar koşacak durumda değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil durumda hangi numarayı aramalıyım?
Translate from Türkisch to Englisch
Acil bir durumda, bu düğmeye basın.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil durumda, 119'u arayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil bir durumda, 110'u çevirin.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil bir durumda, temsilcim ile temas kurun.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil bir durumda, polisi arayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil bir durumda, hemen temsilcimle temas kurun.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil durumda derhal bu düğmeye basınız.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil bir durumda birikimlerine baş vurabilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Çoğu durumda, onun cevapları doğru.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir avukatın zor bir durumda küçük konularda bile her taşın altına bakması ve aynı konuda sonuca ulaşmak için ısrarla belirtmesi önemlidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünya şimdi olduğu durumda olmasa, kimseye güvenemem.
Translate from Türkisch to Englisch
O beni güç bir durumda bırakırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Keşke bu zor durumda bana ne yapmam gerektiğini söylesen.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bugünlerde kötü durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom tehlikeli durumda Mary'ye yardım etmek için gitti ve o, ona teşekkür bile etmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin özürünü kabul edecek durumda değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary ile konuşacak durumda değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye bu durumda ne yapması gerektiğini düşündüğünü sordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu tartışacak durumda değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu durumda, polis çağırın.
Translate from Türkisch to Englisch
O üç yıl öncekinden daha iyi bir durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
O şimdi çok zor bir durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
O gerçekten iyi durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
Hastalık Mike'ı yürüyemez durumda bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
O iyi durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar iyi durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendini sefil bir durumda bulacaksın.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu durumda yanılıyorsunuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Şaka yapacak durumda değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Diş etleriniz kötü durumda.
Translate from Türkisch to Englisch
Yasa bu durumda uygulanmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Her durumda, yarın seni arayacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
O, bu işi gerçekleştirebilecek durumda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Yürüyebilecek durumda mısınız?
Translate from Türkisch to Englisch
Sıfırken 3.000.000 yen fiyatı olan arabalar, şimdi 300.000 ediyor; bu durumda sanırım benimkini biraz daha kullanacağım.
Bu durumda, fikrimi değiştireceğim.
Çoğu durumda üç iş günü içerisinde teslim edebiliyoruz.
ABD ekonomisi iyi durumda.
Bu durumda bu kuralı uygulayabilir miyiz?
Acil bir durumda, hızlı davranır mısınız?
Mallar iyi durumda geldi.
O durumda ne yapardın?
Bu durumda ne yapardın?
Annen kritik durumda.
Bu kural her durumda geçerli değildir.
Bu durumda ne yapmalılar?
Onun iş ilişkileri iyi durumda.
Benzer bir durumda, aynı şeyi yaparım.
Bu kuralı her durumda uygulayamazsınız.
Bu hâlâ atılamayacak kadar çok iyi durumda.
Böyle bir durumda ne yapmalıyım?
Böyle bir durumda ne yaparsın?
Çok garip bir durumda olduğumu hayal ettim.
O kelime o durumda uygun muydu?
Kendimi oldukça hassas bir durumda buluyorum.
Acil bir durumda, beni bu numaradan ara.
Herhangi acil durumda ona her zaman güvenebilirsin.
O şimdi beş yıl önce olduğundan daha iyi durumda.
O şimdi beş yıl önce olduğundan çok daha iyi durumda.
Birçok kişi eskisinden daha iyi durumda.
O benim zor durumda başvurduğum adam.
Oda kusursuz durumda.
Web sayfası çökmüş durumda.
Bu durumda kimin otorite olduğu bilinmiyor.
Bu durumda siz ne yapardınız?
Her durumda, ben görevimi yaptım.
Hepsi çok iyi oyuncu olmasa da oyunculukları idare eder durumda.
Neden beni her durumda kendimi korumam için eğitiyorsun?
Tom harap durumda.
Bazen söz verirsin yapamazsın bu durumda da suçlu olur muyuz?
Ben sadece beni sevmesini istemiştim hatalarımla eksiklerimle; bu durumda ikimiz de hatalı değil miydik?
Her acil durumda her zaman Holmes'e güvenebilirsin.
Şu durumda yatırımlarımızı başka ülkelere kaydırmaktan başka çaremiz yok.
Ev kötü durumda idi.
Tom çok iyi. / Tom gayet iyi durumda.
Bu kadar eski bir arabayı böyle iyi bir durumda hiç görmedim.
Tom kritik durumda.
Tom'un ve benim uzun süredir birbirimizle ilişkimiz kesilmiş durumda.
Motoru çalışır durumda tutun. Hemen döneceğim.
Tom mükemmel durumda.
Bu antik saat neredeyse mükemmel durumda.
Michael Schumacher kritik durumda.
Çok zor bir durumda bana yardım etti.
Tom gerçekten kötü durumda.
Aksi durumda hava kararmadan önce oraya varamazsınız.
Başladığımızdan daha iyi durumda değiliz.
Baştan yanlış yapmasaydın şimdi bu durumda olmazdık.
Acil bir durumda polisi arayın.