Lernen Sie, wie man endişelenmek in einem Türkisch Satz verwendet. Über 52 handverlesene Beispiele.
Endişelenmek olmayan bir borcu ödemek gibidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Endişelenmek için iyi bir nedenim var.
Translate from Türkisch to Englisch
Selülit hakkında endişelenmek için çok gençsin.
Translate from Türkisch to Englisch
İş bulmak için endişelenmek zorunda değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom artık endişelenmek zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi onun hakkında endişelenmek için muhtemelen çok geç.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu konuda endişelenmek zorunda değilsin, tamam mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom asla para hakkında endişelenmek zorunda kalmadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Artık Tom hakkında endişelenmek zorunda olduğunu sanmıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Endişelenmek zorunda değilsin, Tom.
Translate from Türkisch to Englisch
Asla senin hakkında endişelenmek zorunda değildim.
Translate from Türkisch to Englisch
Endişelenmek normal.
Translate from Türkisch to Englisch
Artık Tom hakkında endişelenmek zorunda olduğunuzu sanmıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin için endişelenmek zorunda olmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sizin için endişelenmek zorunda olmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Endişelenmek yardım etmeyecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom para hakkında endişelenmek zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onun hakkında endişelenmek zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hakkında hiç endişelenmek zorunda değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizim hakkımızda endişelenmek zorunda değilsin, Tom.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen hiçbir şey hakkında endişelenmek zorunda değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom benim hakkımda endişelenmek zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom endişelenmek zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hakkında endişelenmek zorunda değildim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm yaptığın şey aptalca küçük şeyler hakkında endişelenmek!
Translate from Türkisch to Englisch
Onun hakkında endişelenmek zorunda değildim.
Translate from Türkisch to Englisch
Endişelenmek seni iyi yapmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hiçbir şey hakkında endişelenmek zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom böyle şeyler hakkında endişelenmek zorunda değil
Translate from Türkisch to Englisch
Artık bu konuda endişelenmek zorunda değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'ye artık John hakkında endişelenmek zorunda olmadığını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen endişelenmek zorunda değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonuca gelince, endişelenmek zorunda değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Fonlar konusunda endişelenmek zorunda değilsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un endişelenmek için iyi nedeni vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tanıtım konusunda endişelenmek zorunda değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemsiz olan şeyler hakkında endişelenmek için çok vakit harcıyorsunuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim hakkımda endişelenmek zorunda değilsin, tatlım.
Translate from Türkisch to Englisch
Fadıl'ın endişelenmek için iyi bir nedeni var.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi onun hakkında endişelenmek için zaman yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiçbir şey hakkında asla çok fazla endişelenmek zorunda kalmadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben asla para hakkında tekrar endişelenmek zorunda kalmayacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Endişelenmek için nedenleri var.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun gibi bir şey hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz.
Tom'un gerçekten endişelenmek zorunda değil.
Neden senin hakkında endişelenmek zorundayım?
Endişelenmek için hiçbir sebep yok.
Endişelenmek için iyi bir nedenim vardı.
Tom bunun hakkında endişelenmek zorunda değildi..
Sami artık endişelenmek zorunda değildi.
Endişelenmek için sebep yok.
Alberto o konuda asla endişelenmek zorunda değildi.