Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "erken"

Lernen Sie, wie man erken in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Erken Ortaçağ cam üretimi Roma cam teknolojisinin bir devamı mıdır?
Translate from Türkisch to Englisch

Ben gerçekten yorgunum ve erken uyumak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Anne her zaman sabahları erken kalkar.
Translate from Türkisch to Englisch

Erken kalkmak istemedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Üzgünüm, mektubuna daha erken cevap vermedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Bill çok erken kalktı ve ilk treni yakaladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Buraya neden bu kadar erken geldin?
Translate from Türkisch to Englisch

Onun erken kalkacağına inanıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Erken kalkmaya alışkınım.
Translate from Türkisch to Englisch

Erken kalkmak onun alışkanlığıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Şimdi bundan bahsetmek hala çok erken.
Translate from Türkisch to Englisch

İlkbaharda herkes erken kalkar.
Translate from Türkisch to Englisch

O kadar erken kalkamazlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Niçin çok daha erken söylemedin?
Translate from Türkisch to Englisch

Erken bir başlangıcı tavsiye etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Sabah erken kalkmak sağlığın için faydalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Annem asla erken kalkmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Genellikle o erken kalkar.
Translate from Türkisch to Englisch

Jane erken evlendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlar bu evde erken kalkarlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Müşterimiz yoktu, bu yüzden mağazayı erken kapattık.
Translate from Türkisch to Englisch

O, erken kalkmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Niçin bu kadar erken kalktın?
Translate from Türkisch to Englisch

Kalkmak için çok erken.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz erken bir öğle yemeği yedik.
Translate from Türkisch to Englisch

Güneş sabah erken doğar.
Translate from Türkisch to Englisch

Ne kadar erken yaparsan, o kadar iyi.
Translate from Türkisch to Englisch

Ne kadar erken başlarsak, o kadar erken bitiririz.
Translate from Türkisch to Englisch

Erken ilkbahardı, bu yüzden çok sayıda müşteri yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary kadar erken kalkmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kadar erken gelmene gerek yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

O günlerde ben daha erken yatmaya gittim.
Translate from Türkisch to Englisch

Mümkün olduğunca erken başlamalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Kalkabildiğin kadar erken kalk.
Translate from Türkisch to Englisch

O yorgun olduğunu söyledi ve eve erken gitmek istemesinin nedeni budur.
Translate from Türkisch to Englisch

Sana buraya daha erken gelmemiz gerektiğini söyledim. Şimdi oturmak için hiç yer kalmadı.
Translate from Türkisch to Englisch

O kadar erken kalkmana gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer biraz daha erken gelseydin, onunla karşılaşabilirdin.
Translate from Türkisch to Englisch

Biraz daha erken çıksalar, trafik sıkışıklığını atlatırlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben biraz daha erken çıksaydım, son treni yakalardım.
Translate from Türkisch to Englisch

Biraz daha erken çıkmış olsaydın, yoğun trafikten kurtulmuş olurdun.
Translate from Türkisch to Englisch

Evden biraz daha erken çıksaydın, zamanında olurdun.
Translate from Türkisch to Englisch

Dün gece daha erken yatmaya gitmeliydim.
Translate from Türkisch to Englisch

Müzikal yetenek genellikle erken yaşlarda verimli olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Eskiden bir gece kuşuydum fakat şimdi bir erken kalkanım.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu ne kadar erken yaparsan, o kadar iyi.
Translate from Türkisch to Englisch

Erken kalkarsanız, çok daha iyi hissedersiniz.
Translate from Türkisch to Englisch

Erken kalk ve zamanında ol.

Erken kalkma alışkanlığının önemini abartmak imkansızdır.

Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.

Erken kalkmak çok iyidir.

Erken kalkmak iyidir.

Erken kalkma sağlık için iyidir.

Erken kalkmaya inanıyorum.

Erkenden uyumak ve erken kalkmak bir adamı sağlıklı, zengin ve bilge yapar.

Sabahın erken saatlerinde kalkmak sizi sağlıklı yapar.

Erken yatıp ve erken kalkmak, bir adamı sağlıklı, varlıklı ve bilge yapar.

Erken kalkanlar uzun yaşarlar.

Erken kalk.

Erken kalkmalısın.

Erken kalkmazsan, sağlığına zarar verirsin.

Erken kalkmak size çok iyi gelecektir.

Erken kalkmak iyi sağlık için esastır.

Erken kalkmak sağlık için iyidir.

Erken kalkan uzun yaşar.

Yarın sabah erken kalkmak zorunda kalacaksın.

Tom erken yaşta öldü.

Tom çok erken kalkmak istemedi.

Oğlum politikaya erken ilgi duydu.

Otobüs erken ayrıldı.

Otobüs iki dakika erken geldi.

Eğer yorgunsan, niçin yatmaya gitmiyorsun? " Ben şimdi yatmaya gidersem çok erken kalkacağım.

İnsan araçları kullanmayı erken öğrendi.

Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.

O yorgun olduğu için, yatmaya erken gitti.

Tom sabah erken kalkar.

Annem her zaman erken kalkmaz.

Annem her zaman sabahleyin erken kalkar.

Ben ilk treni yakalayabilmek amacıyla her zamankinden daha erken kalktım.

Ben ilk treni yakalamak için erken kalktım.

Sen erken kalkarsın, değil mi?

Erken kalkmak zorundasın.

Tom bu gece eve erken gelmek için bir söz verdi.

Mutlu, çok parlak ve erken görünüyorsun.

Ben ilk trene yetişebilmek için erken kalktım.

Ben erken kalktım.

Erken kalkmam.

Erken kalkmak zorundaydım.

Ben erken kalkmayı bir kural haline getirdim.

Ben erken kalkmaya alışkın değilim.

Ben erken kalkma alışkanlığı edinmek zorundayım.

Tom sabah erken ayrılmayı umuyordu fakat o uyuyakaldı.

Tom dün eve erken geldi.

Tom yarın erken kahvaltı yapacak.

Erken gelmeni ne engelledi?

İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.

İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.

İyi bir koltuk almak için erken gidin.

Bununla birlikte, birçok kişi erken emekliliği tercih ediyor.

Güller bu yıl erken çiçek açıyor.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch