Lernen Sie, wie man eseri in einem Türkisch Satz verwendet. Über 70 handverlesene Beispiele.
İşi şans eseri buldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri mağazada Jane ile karşılaştım.
Translate from Türkisch to Englisch
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben onunla şans eseri tanıştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir trende şans eseri onunla tanıştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun eseri ortalamanın altındadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaza eseri mi oldu yoksa kasıtlı mıydı?
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri hava iyi olursa, giderim.
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri kayıp kamerasını buldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Dün onu şans eseri görmedin mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Yıllar sonra şans eseri ona caddede rastladım.
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri o beni görmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri dün gece bir restoranda profesörüme rastladım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bir mucize eseri kurtuldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri, bir gemi geçti ve onlar kurtarıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Mucize eseri olarak hayatta kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri, takdiri ilahi benden yanaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Rastlantı eseri, Allah benden yanaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bence, bu roman onun en büyük eseri.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir sanat eseri.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu genç sanatçının eseri çok ilginç.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu el yazısı eseri Fransızcadan İngilizceye çevirebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri olarak Tom'u tanıyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Prag mucize eseri olarak on dördüncü yüzyılda vebadan kurtuldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Araba çocuğa çarptığında şans eseri karşılaştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Havaalanında şans eseri ona rastladım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu müzik eseri dört hareketten oluşur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir Japon iş adamı 200 milyon yene bir sanat eseri satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun eseri bütün övgülerin ötesinde.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu oyun bir kurgu eseri.
Translate from Türkisch to Englisch
Kitabı şans eseri buldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim takımım seninkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Mucize eseri olarak, tüm yolcular üç dakikadan daha az süre içinde yanan uçaktan ayrılmayı başardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer şans eseri yağmur yağarsa o gitmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Kyoto'da şans eseri eski bir arkadaşa rastladım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kitabı şans eseri bir sahafta buldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar en iyi iki eseri seçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tamamen şans eseri, havaalanında benim eski arkadaşımla karşılaştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir sanat eseri eşsiz bir mizacın eşsiz bir sonucudur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu restoranı şans eseri buldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sanat eseri gerçekten paha biçilmezdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Şans eseri biz onu dükkandan çıkarken gördük.
Translate from Türkisch to Englisch
Mücize eseri olarak kimse ağır yaralanmadı.
Translate from Türkisch to Englisch
"Yüzyıllık Yalnızlık" İspanyol edebiyatının "Don Kişot"tan bu yana en önemli eseri sayılır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu eseri sonuna kadar okumayı hiçbir zaman başaramayacağım, çünkü beş yüzden fazla sayfası var!
Bu resme onu gördüğüm anda aşık oldum. O bir sanat eseri.
O her zaman eseri ile zamanın gerisinde.
Şans eseri, Tom'un ödünç alabileceğim biraz parası vardı.
Şans eseri o, tren için vaktindeydi.
Nasıl tanıştılar? Başka herkes gibi, şans eseri.
Ona şans eseri vurdum.
Ona şans eseri rastladım.
Her birinin ödemesi onun eseri ile orantılıydı.
Bu resmi bir sanat eseri olduğu için değil ama cazibesi olduğundan dolayı beğeniyorum.
Dün havaalanında şans eseri onunla karşılaştım.
Sadece tesadüf eseri Tom'u tanıyorum.
Hiçbir şey şans eseri olmaz.
Onunla tamamen şans eseri tanıştım.
Şans eseri kazada ölmedi.
O tam bir sanat eseri.
Şans eseri kurtulduk.
Kazanan üç eseri burada sunuyoruz.
Atılan beş yüz oyla, kazanan üç eseri sunuyoruz.
Sergide yirmi yedi sanatçının toplam yetmiş üç eseri yer alıyor.
Ali'nin eleştirmenlerden pek iyi not almayan ilk filmini çıraklık dönemi eseri olarak değerlendirmek isabetli olur.
Ali'nin yeni romanı gerek oturmuş üslubu, gerek zengin ve ilgi çekici konusuyla tam bir olgunluk dönemi eseri olmuş.
Tom'u tanımam tesadüf eseri.
Şans eseri trafik sıkışık değildi.
Sarah, eski bir eseri ortaya çıkardı.