Lernen Sie, wie man eve in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Eve dönerken yağmura yakalanmıştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve hoş geldin.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve gidebilir miyiz?
Translate from Türkisch to Englisch
Babam genellike eve altıda gelir.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve dönerken onunla karşılaştım.
Translate from Türkisch to Englisch
İstasyondan yürüyerek eve gitmek yalnız beş dakika.
Translate from Türkisch to Englisch
İstasyondan eve yürüyerek gitmek sadece beş dakika alır.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve gittim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben eve gittim.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve ulaştığında saat çoktan on ikiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Öğretmen çocuğun eve gitmesine izin verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, eve altıda mı gelir?
Translate from Türkisch to Englisch
Babam genellikle eve yedide gelir.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve ekmek ve tereyağı getirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve ekmeği ve tereyağını getirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Uzun bir yokluktan sonra eve geri döndü.
Translate from Türkisch to Englisch
O, eve yürüdü.
Translate from Türkisch to Englisch
İnekler eve gelene kadar bekleyebilirsin!
Translate from Türkisch to Englisch
O çok geçmeden eve döner.
Translate from Türkisch to Englisch
Okula yakın yaşadığımdan dolayı öğle yemeği için eve geliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Üç saat sonra eve geri döndü.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizim okul eve on dakikalık yürüyüş mesafesindedir.
Translate from Türkisch to Englisch
İstersen eve gidebilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuklar eve gelmediği zaman huzursuz hissetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve gitmek için acelesi vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary daha yeni eve geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Birisi eve gitmeli.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben eve gitmeden önce ayrıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Dün eve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Babam yarın eve geliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve giderken bulduğum radyoyu tamir ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonra babalarım eve geldiğimde beni azarladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda, eve geri dönüş yolunu asla bulmayacaksın.
Translate from Türkisch to Englisch
Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Birçok öğrenci sınıfı temizlemeden eve gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Genellikle saat 06:00 ya kadar eve varırım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom eve koştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Altıdan önce eve gel.
Translate from Türkisch to Englisch
Altıdan önce eve gelmelisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Linda gece eve geç geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, başka bir şekilde eve gitmiş olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
O şimdi eve geldi. Bunu bilmiyor muydunuz?
Translate from Türkisch to Englisch
O az önce eve geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bırakalım ve eve gidelim.
Translate from Türkisch to Englisch
Neden eve gitmiyoruz?
Translate from Türkisch to Englisch
Bütün gün kendinizi eve kapamak sağlığınız için iyi değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve girmeden önce, hırsız telefon hatlarını kesmiş.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen mümkün olduğunca çabuk eve gel.
Translate from Türkisch to Englisch
O yorgun olduğunu söyledi ve eve erken gitmek istemesinin nedeni budur.
Translate from Türkisch to Englisch
Siz arkadaşlara eve gitmenizi söyledim. Niçin hâlâ buradasınız?
Translate from Türkisch to Englisch
Steve eve gelmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom eve bu gidişinde Amerikalı olduğunu düşündüğü bir adamla karşılaştı.
Tom iki odalı bir eve sahiptir.
Eve giderim.
O, kolumdan yakaladı ve eve gitmemi engelledi.
O günlerde öğle yemeği için eve giderdim.
Ken eve dönerken onunla karşılaştı.
Eve gel.
Hırsız gözlerini o eve dikti.
Ben eve varmadan önce bütün kek yenilmiş.
Ben genellikle dörtte eve giderim.
Her gün yaklaşık yedide işten eve gelirim.
O, tekrar ne zaman eve gelecek?
Hava kararıyor. Haydi eve gidelim.
Partiye gidebilirsin, ancak gece yarısına kadar eve olmalısın.
Eve gitmeden önce, rahatlamak için birkaç içki içerim.
Profesörler, her şeyi detaylı bir şekilde açıklamalılar, kısa ve öz olmamalılar ve her zaman öğrencilere eve gitmelerini ve kitaplarını okumalarını söylemeliler.
Eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekir.
O, yakında eve dönecek.
Eve gidiyoruz.
Beni eve götürecek misin?
Yerinde olsam derhal eve giderim.
Güneş batarken, hepimiz eve doğru hareket ettik.
Yağmur durur durmaz eve gideceğiz.
Biz eve varmadan önce, güneş tamamen batmıştı.
İş yapılır yapılmaz, genellikle beş buçuk civarında, akşam yemeği yemek için eve gelirim.
Eve gelirken onu gördüm fakat o beni görmemiş gibi davrandı.
Tom şimdi eve geldi.
Tom'un şimdiye kadar eve geri döneceğinden şüpheliyim.
O kadar yorgunum ki eve varır varmaz yatacağım.
Kate'e eve gitmesi için izin verdim.
Annem ne zaman eve gelecek?
O arabayı eve süremeyecek kadar çok sarhoştu.
Personel eve gittikten sonra yangın patlak verdi.
Eve gidiyorum.
Tom bu gece eve erken gelmek için bir söz verdi.
Tom eve giderken Amerikalı olduğunu düşündüğü bir adamla karşılaştı.
Tom dün eve erken geldi.
Tom eve döndüğünde onunla konuşacağım.
Eve geldiğimde Tom çalışıyordu.
Eve geldiğinde Tom'la konuşacağım.
Tom 2.30'a kadar eve geri dönmeli.
Sonunda Tom eve vardığında neredeyse 2.30 idi.
O eve geri döndü.
Sanırım o eve gitti.
O eve gitmeyi çok istiyordu.
O, eve doğru yürüdü.
O eve bir mektup gönderdi.
Tom, Mary'yi eve gönderdi.
O ona derhal eve geri gelmesini tavsiye etti.