Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "evinin"

Lernen Sie, wie man evinin in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Bazı vahşi kediler komşumun evinin altında yaşarlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Her insan kendi evinin efendisidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaza onun evinin yanında gerçekleşti.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun bir tepenin üzerinde yer alan evinin güzel bir manzarası var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary'yi John'un evinin önünde bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary'nin evinin John'unkine çok yakın olduğunu bilmiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, evinin etrafında bir çit inşa etti.
Translate from Türkisch to Englisch

O, evinin önündeki yolun karını temizledi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, evinin içini yeniletti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom evinin yakınındaki bir spor salonunda egzersiz yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom evinin önünde kaldırımda vuruldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom deniz evinin yasa dışı eylemler için kullanıldığını bilmediğini iddia etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Dün evinin yanından geçtim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un evinin bir garajı yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom evinin arkasına parketti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom dün evinin çatısını tamir etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom insanların onun evinin önüne park etmelerini sevmiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye evinin nerede olduğunu sordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un evinin içini görmek isterim.
Translate from Türkisch to Englisch

Evinin çok rahat bir atmosferi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Evinin ikinci katında kaç oda vardır?
Translate from Türkisch to Englisch

Senin evinin ve benimkinin arasında orta noktada buluşalım.
Translate from Türkisch to Englisch

Uçak Kate'in evinin üzerinden uçtu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom evinin etrafında bir duvar inşa etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom oğluna kendi evinin yanında bir ev yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom evinin önünde bir kargaşa duyabiliyordu, bu yüzden neler olduğunu görmek için dışarı çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fred'in evinin beş odası var.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun evinin yanında oturuyorum fakat onu nadir görüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Evinin yandığını buldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlar dün onun evinin yanından geçtiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Evinin geçimini sağlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaza evinin yakınında oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom evinin yanında iyi bir iş buldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Evinin boyanması gerek.
Translate from Türkisch to Englisch

O kaza onun evinin yakınlarında oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom arabasını Mary'nin evinin arkasına park etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Ahır çiftlik evinin tam arkasında.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun evinin önünde bir ileri bir geri yürüdü.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary'nin ofisi evinin iki mil batısındadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onların evinin giriş kapısı burasıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçenlerde bir arkadaşımın evinin yanında durduğumda, ön kapıdan çıkan arkadaşım değil fakat kocasıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, evinin yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom arabayı Mary'nin evinin arkasına park etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un evinin bir anahtarını istedim ama o bana vermedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un evinin satılık olduğunu biliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom satış için evinin reklamını yaptı.

Tom'un evinin nerede olduğunu bilmiyorsunuz, değil mi?

Evinin yanında bir park var mıdır?

Evinin yanında bir süpermarket var mıdır?

Evinin yanında bir yüzme havuzu var mıdır?

Okula gidip gelirken Tom'un evinin yanından geçerim.

Evinin nerede olduğunu bilmiyorum.

Evinin önüne park etmiş kırmızı bir kamyonet var.

Süt Tom'un evinin yanındaki süpermarkette gerçekten biraz daha ucuz.

Tom evinin bir resmini çizdi.

Tom süpermarkete giderken Mary'nin evinin önünden geçti.

Bu, Tom'un evinin bir resmi.

Tom'un evinin yalnızca tek yatak odası var.

Evinin yandığını gördüğü zaman, şuurunu kaybetti.

Tom evinin anahtarlarını kaybetti.

Tom önceki gün Mary'nin evinin yanından geçti.

Tom, Mary'nin evinin kapısına doğru yürürken, kurumuş yapraklar ayağının altında hışırdıyordu.

Tom evinin boyandığı tarzdan memnun değildi.

Tom'a onun evinin boyanması gerektiğini düşündüğümü söyledim.

Geçen gece senin evinin yolunu tuttum, küçük çapkın.

Onun evinin önünde buluşacağız.

Tom Mary'nin evinin önünde duruyordu.

Sen hiç evinin bütün lambalarını açtın mı?

Tom kamyonu Mary'nin evinin önünde park etti.

Fabio'nun arabası Elena'nın evinin önünde park edilmiş.

Beni torunumun oğlunun evinin önünde bekle.

Evinin önüne park edilmiş siyah bir BMW var.

Tom evinin önünde park etmememizi söyledi.

Senin evinin önünde park etmiş araba Tom'un.

Şu anda evinin önünde park etmiş üç araba var.

Tom'un evinin etrafında kazıktan yapılmış beyaz bir çit var.

Senin evinin önündeki park yerine park etmiş büyük bir siyah kamyon var.

Tom'a evinin nerede olduğunu sormam gerekiyor.

Tom evinin arka kapısını çivileyerek kapattırdı.

Tom evinin soyulduğunu söyledi.

Tom'un tam evinin arkasındaki ormanda saklandım.

Tom'un evinin bir yerinde kasa var.

Tom bana evinin perili olduğunu düşündüğünü söyledi.

Mary'ye evinin yandığını söyleyen kişi Tom'du.

Sağ tarafı New York'ta iken, Tom'un evinin sol tarafı Connecticut'tadır.

Tom'un arabası Mary'nin evinin önünde park edilmiş.

Tom'un evinin güzel bir bahçesi var.

Tom'un evinin elektriği yok.

Tom'un evinin üç tane yatak odası var.

Tom arabayı Mary'nin evinin karşısına park etti.

Tom kamyonu Mary'nin evinin karşısındaki caddede park etti.

Tom'un evinin önünde beklediğini gördüğümüz kız Mary idi.

Tom'un binası onun evinin arkasında bir şey.

Tom, evinin arka tarafında bir şey inşa ediyor.

Onların evinin ne kadar büyük olduğunu gördün mü?

Tom Mary'yi bazen evinin önündeki caddede görür.

Tom Mary'ye evinin bazı resimlerini gösteriyor.

Tom Mary'ye evinin birkaç resmini gösterdi.

Senin araban onun evinin yanında mı?

Mary evinin haftada üç kez temizlenmesini ister.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch