Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "fakir"

Lernen Sie, wie man fakir in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Fakir, çok az şeye sahip olan değildir fakat çok isteyendir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu genç ve yaşlı, zengin ve fakir, Demokrat ve Cumhuriyetçi, siyahi, beyaz, Hispanik, Asyalı, Amerikan yerlisi, eşcinsel, düz, engelli ve engelsizler tarafından konuşulan cevaptır. Sadece bir bireyler koleksiyonu veya bir kırmızı ve mavi eyaletler koleksiyonu asla olmadığımızı belirten, dünyaya mesaj gönderenler Amerikalılardır. Biz, ve her zaman Amerika Birleşik Devletleri olacağız.
Translate from Türkisch to Englisch

Fakir olmayı zengin olmaya tercih ederim.
Translate from Türkisch to Englisch

Fakir bir köylüden başka bir şey değilim.
Translate from Türkisch to Englisch

Babamın fakir olmasından utanmıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir ama dürüsttür.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir olmaktan utanmıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O fakir bir müzisyendi.
Translate from Türkisch to Englisch

O kadar fakir doğdu ki hiç okul eğitimi almadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fakir olmasına rağmen, o mutluydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir olduğu için üniversiteye gidemedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz zengin ya da fakir olup olmadığımıza göre, olayları farklı görürüz.
Translate from Türkisch to Englisch

Fakir olduğundan dolayı bir insanı hor görmemeliyiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Fakir olmayı zenginliğe tercih ederim.
Translate from Türkisch to Englisch

Adam fakir olarak doğmaktan utanıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hâlâ tamamen eskisi kadar fakir.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary'nin Tom'un gerçekten ne kadar fakir olduğunu fark edip etmediğini merak ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hayatı boyunca fakir kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fakir Japon göçmenler düşük ücretle çalışmaya istekliydiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir zamanlar, o köyde fakir çiftçiler vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir zamanlar o köyde fakir çiftçiler vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben fakir bir denizciyim, bu yüzden tekneyle gezmekten hoşlanmıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

O, babasının fakir olmasından utanç duyuyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir insanlara asla tepeden bakmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir olmaktan çok uzak, aslında çok parası var.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary fakir değildir. Aksine, o oldukça zengindir.
Translate from Türkisch to Englisch

George fakir, ama her zaman mutlu.
Translate from Türkisch to Englisch

Lincoln'un ebeveynleri tüm hayatları boyunca fakir kaldılar.
Translate from Türkisch to Englisch

O fakir, ama dürüsttür.
Translate from Türkisch to Englisch

O, her zamanki gibi fakir görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Onların hepsi fakir değil.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir olmaktan hoşlanmıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun çok fakir söyleniliyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir aileye biraz yiyecek verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir olmasına rağmen, sahip olduğu az miktarda parayı ona verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir olmasına rağmen, tatmin olmuştur.
Translate from Türkisch to Englisch

O, hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.
Translate from Türkisch to Englisch

O tüm hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir bir adam kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, fakir olduğunu söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlar olabileceği kadar fakir.

O, bütün hayatı boyunca fakir kaldı.

Fakir ama, yine de mutlu.

Fakir olmaktan utanmıyorum.

fakir oğlanlar korkuyla titriyor.

Bisiklet alamayacak kadar fakir değil.

Hayatı boyunca fakir insanlara yardım etti.

Fakir insanlara karşı her zaman cömerttir.

Fakir olmasına rağmen, mutluydu.

Fakir olmanın ne olduğunu bilmiyor.

Londra'nın fakir bir bölgesinde yaşar.

O fakir doğdu ama bir milyoner olarak öldü.

Fakir olmanın ne olduğunu o çok iyi bilir.

Bazı fakir bölgelerde beslenme yetersiz.

Zengin olmasına rağmen, fakir olduğunu söylüyor.

Fakir olmalarına rağmen, onlar mutluydu.

Zenginler daha zengin; fakirler ise daha fakir oluyor.

Sadece fakir olduğu için ona tepeden bakma.

Fakir oldukları için diğerlerini hor görme.

O fakir ama mutlu.

Fakir olmak ayıp değil.

Tom Mary'nin zengin koca avcısı olduğunu fark ettiğinde üzgündü ve Mary Tom'un fakir olduğunu fark ettiğinde üzgündü.

Benim hakkımda bilmen gereken bir şey hayattaki en büyük korkumun insanların fakir olduğumu öğrenmesidir.

Zengin olmak istemiyorum. Sadece fakir olmak istemiyorum.

Zengin kız fakir oğlan masalı mı?

Onlar çok fakir.

Fakir değiliz.

Bence fakir olmak utanılacak bir şey değildir.

Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.

Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.

O her zamanki kadar çok çalışıyor fakat fakir kalıyor.

O her zaman fakir kaldı.

Sen fakir değilsin.

Tom fakir bir öğrencidir.

O kadar da fakir değiliz.

Ben fakir bir öğrenciyim ve sana ödeme yapamam.

Ülkemde hiç kimse fakir olmak istemedi.

Ülkemde hiç kimse fakir olmak istemiyor.

Zengin de olsalar fakir de olsalar, o herkesi korur.

O zengin olmasına rağmen fakir olduğunu söylüyor.

Tom bütün hayatı boyunca fakir kaldı.

Tom Mary'ye Boston'da fakir bir muhitte büyüdüğünü söyledi.

Fakir olmak masraflıdır.

Ben yaşıtlarıma göre fakir kalmalıyım, değil mi?

Fakir, şişman ve mutsuzum.

Öyle görünüyor ki, insanlığın zengin kısmı, fakir kısmın problemlerini çok umursamıyor.

Bu keşif, fakir çiftçilerin aleyhine oldu.

Tom fakir, değil mi?

Tom fakir ama mutludur.

Tom o kadar fakir değil, değil mi?

Mary fakir bir kadındır.

Tom her zaman fakir.

Tom fakir değildi.

Fakir değilim.

Milyoner, fakir olarak doğdu.

Tom fakir görünüyor.

Fakir olmak az şeye sahip olmak değil fakat çok şeye ihtiyacı olmaktır.

Onlar gerçekten fakir.

Gerçekten o kadar fakir miyiz?

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch