Lernen Sie, wie man farkına in einem Türkisch Satz verwendet. Über 64 handverlesene Beispiele.
Ben farkına varmadan önce karanlık oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Pasif içiciliğin tehlikelerinin daha çok farkına varıyoruz
Translate from Türkisch to Englisch
Saçma sapan müzik kanallarını takip edeceğine bir haber kanalı izle ve dünyanın farkına var.
Translate from Türkisch to Englisch
Aptalı mı oynayayım yoksa etrafımdaki insanların farkındalığın farkına varmasını mı sağlayayım?
Translate from Türkisch to Englisch
Her şeyin farkına vardım mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Çoğu şeyin farkına vardım mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom farkına varmış gibi görünmüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Kokularla oynadığınızın farkına varmıştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom farkına varmayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben ölmedim kimseye kızgın da değilim ne istediğimin farkına vardım.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok geç olduğunun farkına varmadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman farkına vardın?
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman farkına vardınız?
Translate from Türkisch to Englisch
Kazanamıyacağımın farkına vardım.
Translate from Türkisch to Englisch
Biri farkına varacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen beni çok kırdığının farkına varıyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen beni çok üzdüğünün farkına varıyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom fiyat etiketine baktı yeterli parası olmadığının farkına vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bilerek kalp kırmadığımın ne zaman farkına varacaksınız?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sorunun farkına vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Er geç farkına varacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Birkaç kişi farkına varıyor ama o gerçek.
Translate from Türkisch to Englisch
Ziyaretçilerin, kendisini aldattığının farkına vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım farkına varmamıştır.
Translate from Türkisch to Englisch
Düşündüm taşındım, konuya el atmam gerektiğinin farkına vardım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tanıklık etmek için onun isteksizliğinin farkına vardık.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary akşam yemeği pişirmeye gittiğinde, dolaptaki patateslerinin çimlenmiş olduğunun farkına vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ellerimde nasıl bir hazine tuttuğumun farkına çok geç vardım.
Translate from Türkisch to Englisch
Evden ayrıldıktan sonra, anahtarın hâlâ evde olduğunun farkına vardım.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım bir şey eksik olsa Tom farkına varırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Farkına varmadan karanlık oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom zorda olduğunun farkına vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sıkıntıda olduğunun farkına vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'nin farkına bile varmadan yürüyüp geçti yanından.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğruyu söylemek gerekirse benim en büyük endişem Tom'un Mary'nin öldürüldüğünün farkına varınca ne yapacağıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Mucizeler meydana gelir, sadece biz olayların akışı içerisinde onların farkına varmayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Problemin sadece birkaç kötü şirket değil de bütün bir sistem olduğunun farkına varmış durumdayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı ve biz ne olduğunun farkına bile varmadan başka bir yıl daha geçmiş oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, kapıyı açıncaya kadar soğuğun farkına varmadı.
Farkına varan tek kişinin ben olduğumu sanmıyorum.
Tom FBI tarafından manipüle edildiğinin gittikçe farkına vardı.
Tom, bir hata yaptığının farkına varmadan önce ne kadar sürer?
Farkına vardığınız için teşekkür ederim.
Yapmanız gereken üçüncü şey bu yeteneği geliştireceğinizin farkına varmak
Başarısızlığının farkına varmalısın.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.
Seni bu kadar özleyeceğimin hiç farkına varmamıştım.
Socrates kendi cahilliğimizin farkına varmanın bilgelik yolunda atılmış ilk adım olduğunu söylemiştir.
Hata yaptığımın farkına varmadım.
Belki bir gün sen beni özlediğinin farkına varacaksın.
Bunun o zaman farkına varmadım.
Leyla farkına bile varmadı.
Farkına bile varmadım.
Tom sorudaki hilenin farkına varmadı.
Zaman akıp gider, insan farkına varmaz. Âdemoğlu ebedî kalmaz.
Bazı insanlar onlar için yaptıklarınıza son vermedikçe ne yaptığınızın farkına varmazlar.
Her şey bir anda oluverdi - o kadar hızlıydı ki, farkına varacak zamanım olmadı.
İşte o zaman gerçekten gittiğinin farkına vardım.
Düşüncelerinin farkına var.
Saçımı kestirdiğimin farkına bile varmadın.
İnsanın değişmesi bir şeylerin farkına varmasıdır.
Çabucak uyumazsan sen farkına varmadan sabah olacak.
Kâğıda gelen zammın farkına kitap, dergi ve gazeteden değil de tuvalet kâğıdından varıp tepki gösteren toplum dünyaya neresinden baktığını gösterir.