Lernen Sie, wie man gölge in einem Türkisch Satz verwendet. Über 35 handverlesene Beispiele.
Tom özel bir dedektif tarafından gölge gibi izlendiğini düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary ellerini gözlerine gölge yaparak duruyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Paul ellerini gözlerine gölge yaparak duruyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Gölge olsa ne olur olmasa ne olur?
Translate from Türkisch to Englisch
Gölge etme başka ihsan istemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Işıyan tavana az az yerleşir gölge, el çapraz, ayak çapraz, çapraz kader de.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bir gölge.
Translate from Türkisch to Englisch
Gölge olan bir yere oturalım.
Translate from Türkisch to Englisch
Güneş tutulması ya da güneşin ışığını tam engelleme, güneş lekesinin karanlık ortasıyla kaplanmış alanda yaşayanlar tarafından görülür. Yarı gölge tarafından kaplanmış dünya alanında yaşayan insanlar bir kısmi tutulma görecektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazen, Dünya güneşin etrafında dönerken o, güneşle ay arasına gelir. Bu olduğu zaman dünya ay karşısında karanlık bir gölge atar. Bu, bir ay tutulması ya da bir ay tutulması olarak bilinir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu gelişme aynı zamanda kimya sanayi üzerinde de gittikçe daha büyük bir gölge düşürüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ailemin saygınlığına gölge düşürdüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Sesim gölge gibi şehirde yerde kalıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğri büğrü ağaç bile gölge verir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir gölge bulmaya çalışalım.
Translate from Türkisch to Englisch
Eski bir ağaç gölge sağlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Işık ve gölge sanatı denilen tekniği gerçekten seviyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Herhangi bir şeyin bana gölge etmesine izin vermeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un arkasından karanlık bir gölge geçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Işığın olduğu yerde gölge de vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Nerede ışık varsa orada gölge de vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunlar futbolun güzelliğine gölge düşüren görüntüler.
Translate from Türkisch to Englisch
Maçta yaşananlar fair play’e gölge düşürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Adam adama markaj yapan Ali rakip forveti gölge gibi izledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali rakibine gölge markaj yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.
Translate from Türkisch to Englisch
Gölge etme, başka ihsan istemem.
Translate from Türkisch to Englisch
İçerideki bölünmeler ülkenin uluslararası arenadaki görevine gölge düşürecek mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Seçim sonuçlarına gölge düştü.
Translate from Türkisch to Englisch
Işığın olduğu yerde gölge olmalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Işığın olmadığı yerde gölge olmayacağı gibi iyiliğin olmadığı yerde de kötülük olmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Gölge mağaraya çekildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Kalman hareket eden bir gölge fark etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Kalman bir gölge hareketi gördü.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu durum yargının tarafsızlığına ağır bir gölge düşürdü.
Translate from Türkisch to Englisch