Lernen Sie, wie man gönüllü in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Az sayıda fil Avrupa'ya gitmek için gönüllü olurdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Uluslararası konferansta gönüllü bir çevirmen olarak çalışıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Şirket insanların gönüllü olarak istifa etmeleri için yalvardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Alçak gönüllü adam komşuları ile iyi geçiniyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O, gönüllü faaliyetine kendini adamış.
Translate from Türkisch to Englisch
O, gönüllü olarak çalışmaya karar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu organizasyon gönüllü katkılara bağlıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
O, gönüllü olarak annesinin temizlik yapmasına yardımcı oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, gönüllü olarak size destek veriyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom gönüllü olarak çalışır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok fazla gönüllü iş yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir kobay olmak için gönüllü değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kesinlikle gönüllü olmayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hâlâ lisede iken evsizler barınağında bir gönüllü olarak çalışmaya başladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onu gönüllü olarak yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un gönüllü iş için fazla zamanı yok.
Translate from Türkisch to Englisch
O, ona yardım etmek için gönüllü oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye yardımcı olmak için gönüllü oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç gönüllü iş yaptın mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Onunla birlikte toplantıya gitmek için gönüllü oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç çocuğum olmadığından, gönüllü iş yapmak için ebeveynlerin harcadığından daha çok harcayacak zamanım var.
Translate from Türkisch to Englisch
O, işi yapmak için gönüllü oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim için herhangi bir şeyi yapmaya gönüllü.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir gönüllü olarak çalışan bir arkadaşım var.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşlandıkça, daha alçak gönüllü oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendini gönüllü çalışmaya adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu gönüllü olarak yaptım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bay Smith tanıdığım kadarıyla alçak gönüllü bir adamdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Niçin bunu yapmaya gönüllü oldun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir şey denemek için gönüllü.
Translate from Türkisch to Englisch
Oh, o kadar alçak gönüllü olma.
Translate from Türkisch to Englisch
Neden gönüllü olacaktım ki? Nasıl olsa gideceğimi biliyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Gönüllü olmak mı yoksa emirlere uymak mı bana saygı kazandırır?
Translate from Türkisch to Englisch
Benim gönüllü olmama gerek var mıydı, nasıl olsa son görevi yapmaya ben gidecektim, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Gönüllü olarak çalışıp çalışmadığım merak ediliyor mu?
Translate from Türkisch to Englisch
Neden bu iş için gönüllü olmamı istiyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sadece alçak gönüllü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom alçak gönüllü oluyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O gönüllü değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Gönüllü olmadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen alçak gönüllü özrümü kabul et.
Translate from Türkisch to Englisch
Gönüllü müsün?
Translate from Türkisch to Englisch
Kim gönüllü?
Translate from Türkisch to Englisch
Gönüllü olduk.
Translate from Türkisch to Englisch
Gönüllü oldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Kimseye ruhi ve fiziki zarar vermeyecekseniz size gönüllü yardımcı olacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bu itirafı gönüllü olarak imzaladı mı?
Tom gönüllü olduğunda riskleri biliyordu.
Gönüllü olduğumuzda risklerin ne olduğunu hepimiz biliyorduk.
Okulda etraftakilere soracağım ve herhangi birinin bize yardım etmek için gönüllü olmayı isteyip istemeyeceğini anlayacağım.
Yardım etmek için gönüllü olman harika.
Tom bulaşıkları yıkamak için gönüllü oldu.
Tom Mary'nin bulaşıkları yıkamasına yardım etmek için gönüllü oldu.
Hiç gönüllü var mı?
Hiç kimse gönüllü olmak istemedi.
Yardım için gönüllü olmana sevindim.
Kaç tane gönüllü aldınız?
Bayan Smith aktif olarak gönüllü bir işle meşgul.
Yarışmada elli gönüllü var.
Bana yardım etmesi için bir gönüllü istiyorum.
Sihirbaz, seyircilerden bir gönüllü istedi.
Tom gönüllü bir itfaiyecidir.
Yardım etmeye gönüllü müsün?
Yardım etmek için gönüllü kişi ben değilim.
Tom işi yapmak için gönüllü oldu.
Kimse gönüllü olmak istemiyor.
Tom gönüllü oldu.
Gönüllü olmadığımı nasıl biliyorsun?
Tom'un bize yardım etmek için gönüllü olacağını umuyorum.
Gönüllü olarak mı buradasın?
Hiç gönüllü iş yapar mısın?
ENERGY STAR, işletmelerin ve bireylerin tasarruf yapmasına ve üstün enerji verimliliği ile iklimimizi korumasına yardımcı olan bir ABD Çevre Koruma Ajansı gönüllü programıdır.
Tom'un bize yardım etmek için gönüllü olduğundan oldukça eminim.
Onun sorularını cevapladım ama herhangi bir bilgi için gönüllü olmadım.
Gönüllü olma hakkında kim bir şey söyledi?
Tom bize yardım etmek için gönüllü oldu.
Yüzlerce polis ve gönüllü yoğun çalılık alanda üç yaşındaki kayıp çocuğu arıyor.
Hiç kimse gönüllü değil.
Hiç kimse gönüllü olmuyor.
Hiç kimse gönüllü olmadı.
Bunun için gönüllü oldun.
Tom bir gönüllü.
Bütün üyelerimiz gönüllü.
Tom Mary'nin ona gitarını vermek için gönüllü olacağını düşünmüyor.
Ben gönüllü olurdum.
Tom'la gitmek için gönüllü olmak istiyorum.
Daha fazla gönüllü arıyoruz.
Biz bir gönüllü arıyoruz.
Gönüllü grup savaş mağdurlarının yiyecek ve ilaç eksikliğini gideriyor.
Ben gönüllü itfaiyeye katılmaya karar verdim.
Yardım etmeye gönüllü olduğun için teşekkürler.
Tom yardım etmeye gönüllü.
Gönüllü olmak zorundaydım.
Sence biri gönüllü olur mu?
Tom belirlenmiş sürücü olmaya gönüllü oldu.
Yaptığım her şeyi telafi etmek için bir gönüllü olarak çalışmak istiyorum.
Yardımcı olmak için gönüllü olmana sevindim.
Ben gönüllü olarak askere yazıldım.
Pek gönüllü idi, lakin gönüllülük pek çabuk geçip gitmekte olan bir şey.
Tom gönüllü olmak için çok hızlıydı.