Lernen Sie, wie man görünen in einem Türkisch Satz verwendet. Über 74 handverlesene Beispiele.
Sosyal bir ağda zararsız görünen bir kişi bir katil olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
The Network'ün kasım meselesinde görünen raporunun 70 kopyasını üretmek ve onları ajanlarımıza dağıtmak mümkün mü?
Translate from Türkisch to Englisch
Doğru olan cümleleri değiştirmeyin. Yerine doğal görünen alternatif çeviriler ekleyebilirsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
Kelimesi kelimesine direkt çeviriler değil, doğal görünen çeviriler istiyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen o ki kız başarısız oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkunç görünen örümcekler insanlara saldırmazlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğru olan cümleleri değiştirmeyiniz. Bunun yerine, doğal-görünen alternatif çeviriler önerebilirsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom öyle görünen bir ceketi asla giymezdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen o ki, o sırrı saklıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen o ki, Tatoeba yeniden uygun şekilde çalışıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen o ki kimse gerçeği bilmiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
En büyük görünen delikanlıyla konuştum.
Translate from Türkisch to Englisch
Umut verici görünen her şeyi takip edin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary ile konuşabiliyor gibi görünen tek kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin nerede yaşadığını biliyor gibi görünen tek kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir tür üniforma gibi görünen şeyi giyiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiçbir amacı yokmuş gibi görünen ama var olmaktan başka bir kaderi olmadığı da açık olan bir sonsuzluktaki sonsuz gelecekte neler olacak?
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen o ki saat çoktan 8 oldu, okula gitmen için kısa zamanda çıkman gerektiğini düşünüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Aptal görünen tek kişi ben değildim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sefa sürüyor gibi görünen tek kişi.
Translate from Türkisch to Englisch
Önemli görünen her şeyi not almalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar aynı gibi görünen iki albüm yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Türkçenin grameri kolaydır. Zor olan ise, Batı dilleri gramerleriyle bağlantısı yok gibi görünen bu tür adlandırmalardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Kraliçe denizde yaklaşıyor gibi görünen siyah bir şey gördü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom eğleniyor gibi görünen tek kişi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu mutlu görünen bir aile.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, buz dağının sadece görünen tarafı.
Translate from Türkisch to Englisch
Üç çocuk içeri girdi. Ben en yaşlı görünen çocukla konuştum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un güzel görünen bir sakalı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Renk tüm görünen şeylerin en kutsal unsurudur.
Translate from Türkisch to Englisch
Vezir'in görünen dini ne, gerçek dini ne?
Translate from Türkisch to Englisch
Her tuhaf görünen şey yanlış değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu taktığın çok tuhaf görünen bir bileklik.
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen o ki beni ciddiye almıyorsunuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen köy kılavuz istemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Görünen o ki, banka soygunu en ince ayrıntısına kadar planlanmış.
Translate from Türkisch to Englisch
O, at gibi görünen bir köpek.
Translate from Türkisch to Englisch
O profesyonel görünen bir web sitesidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yalnızca buzdağının görünen ucu.
Translate from Türkisch to Englisch
Burada 1950'lerden kalma gibi görünen İngilizce cümleler var.
İnsanlar tuhaf görünen kadınların cadılar olduğunu düşünürlerdi.
Tom ve Mary dost gibi görünen düşmanlar.
Onun hatırlaması zor saçma görünen bir adı var.
Bu eserde görünen tüm karakterler tamamen hayal ürünüdürler. Yaşayan ya da ölü gerçek kişilere olan herhangi bir benzerlik sadece rastlantıdır.
Sıcak kum üzerindeki beş saatten sonra ufukta bir çöl serabı gibi görünen bir şey görmeye başladı.
Neredeyse bir deve gibi görünen o bulutu görüyor musun?
En iyisi olarak görünen bu kravatı alacağım.
Mary partide en iyi görünen Halloween kostümüne sahip olmak istedi.
Bir narsist senden daha iyi görünen biridir.
Tom, görünen o ki çok ikna ediciydi.
Ağaçlarda görünen sarı, kırmızı ve kahverengi yapraklar sonbaharın ilk işaretidir.
Bu sadece buz dağının görünen kısmı mı?
O, hoş görünen bir çaydanlık!
Bunun gibi görünen bir intiharı hiç görmedik.
Tom havalı görünen bir şapka takıyor.
Pahalı görünen bir çift ayakkabı giyiyorsun.
Hiç öyle görünen bir şapka takmazdım.
Karışık bir problem gibi görünen şeylere genellikle basit bir çözüm var.
Korkunç bit filmdi. Görünen o ki, bu gece kabus göreceğim.
Adil görünen insanlar bazen hiç adil değildirler.
Bunu nasıl yapacağını biliyor gibi görünen tek kişi benim.
Tom uzun bir zaman gibi görünen şeyi bekledi.
Buzdağının sadece görünen kısmı.
Görünen o ki, aynı zamanda ulaştık.
Uzaydan görünen insan yapımı eserler nelerdir?
"Uzaydan görünen insan yapımı eserler nelerdir?" "Uzay ile ne kastettiğine bağlı."
Görünen o ki otobüs gecikti.
Görünen o ki, o yakın zamanda kendine araba satın alacak.
Bu nedenle cesaretimizi yitirmeyiz. Her ne kadar dış varlığımız harap oluyorsa da, iç varlığımız günden güne yenileniyor. Çünkü geçici, hafif sıkıntılarımız bize, ağırlıkta hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar büyük, sonsuz bir yücelik kazandırmaktadır. Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.
Herhangi bir sosyal ağda zararsız görünen bir kişi aslında katil olabilir.
Peki bu yeni gibi görünen uzlaşma nereden geliyor?
Belki de en büyük günah hırsızlıktır. Çünkü farklı gibi görünen diğer birçok günah da aslında hırsızlığın değişik türleridir.
İstasyonda bizi iki beyefendi bekliyordu. Biri meraklı ve keskin bakışlara sahip açık mavi gözleri ve aslan yelesini andıran saçı sakalı ile sarışın, uzun boylu; diğeri ise çenesine doğru uzayan favorileri, giydiği frak ve tozluğuyla düzgün ve zarif görünen, gözlüklü, etrafı süzen ufak tefek biriydi.
Artık görünen köyden bile konum istemek lazım çünkü bu hayatta hiçbir şeye güven olmuyor.