Lernen Sie, wie man gören in einem Türkisch Satz verwendet. Über 73 handverlesene Beispiele.
Elektronik sözlüğümü kaybettim. Bir ihtimal gören var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin odaya sessizce sokulduğunu gören tek kişiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'yi gören birinin olup olmadığını sordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Jim'den başka onu gören biri var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u son gören benim.
Translate from Türkisch to Englisch
Güzel Gören Güzel Düşünür, Güzel Düşünen Hayattan Lezzet Alır..!
Translate from Türkisch to Englisch
Güzel Gören Güzel Düşünür, Güzel Düşünen Hayattan Lezzet Alır
Translate from Türkisch to Englisch
Hâlâ aranızda beni çocuk olarak gören var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Stalin'i bedenlenmiş tanrısal ruh sahibi erişkin bir yüce varlık olarak gören çok insan var.
Translate from Türkisch to Englisch
Dün akşam Tom'un yüzdüğünü gören tek kişi ben değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Gören de çok matrah bir şey yapıyorsun sanacak!
Translate from Türkisch to Englisch
Onları gören son kişi bendim.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu gören son kişi benim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yapmadığını söylediği şeyi Mary'nin yaptığını gören sadece Tom değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğa ve kitaplar onları gören gözlere aittir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u gören son kişiydim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir zamanlar Zhuangzi, rüyasında bir kelebek olduğunu gördü ama uyandığında bir kelebek olduğunu gören Zhuangzi mi yoksa şu anda Zhuangzi olduğunu gören bir kelebek mi olduğuna emin olamadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen Tom'u gören tek kişisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunlar patlamayı gören kişiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u gören son kişi olduğunu anlıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u gören son kişiydin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u gören son kişi olabilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary, Tom'u canlı gören son kişiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'yi canlı gören son kişiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Son zamanlarda Tom'u gören oldu mu?
Translate from Türkisch to Englisch
Fark gören var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Cüzdanımı gören var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Kilise, kenti yukarıdan gören tepe üzerindedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Anahtarımı gören var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir şey gören tek kişi Leyla'ydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Leyla, Sami'yi canlı gören son kişiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u burada gören var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Bugün burada Tom'u gören var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Her şeyi gören tek kişi Tom'du.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'yi ilk gören ilk kişiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Dolkun, yakışıklı bir genç. Onu her gören kız aşık oluyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'yi canlı gören en son kişi değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'yi hayatta gören son kişi değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary'nin odaya gizlice sızdığını gören tek kişi Tom'dur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom her şeyi gören tek kişi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir şey gören tek kişi Tom değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir şey gören tek kişi Tom değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne olduğunu gören tek kişi Tom değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne yaptığını gören olmadı mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Yıldızsporlu bir oyuncunun sakatlık geçirdiğini gören Ali, topu centilmence dışarı bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaleyi doğrudan gören bir nokta.
Kalecinin ileri çıktığını gören Ali'nin orta saha çizgisine yakın yerden vuruşu üstten auta gitti.
Gölgeyi hoş gören tekneyi boş görür.
Gören gözün hakkı vardır.
Yüzünü gören cennetlik.
Sami tüm Müslümanları terörist gören bir anlayışla büyüdü.
Yunanlıların İzmir'e gireceğinin açık belirtilerini Mayısın on üçünden beri gören, İzmir'de birtakım genç yurtseverler, ayın 14/15'inci gecesi, bu acıklı durumu aralarında görüşmüşler; bir olupbittiye geldiği kuşku götürmeyen bu girişin, ilhak ile sonuçlanmasını önlemek düşüncesinde birleşmişler ve ilhakı önleme ilkesini ortaya atmışlardır.
Telefonumu gören oldu mu?
Ali'nin yüzünü gören cennetlik.
Baban onu gören tek kişiyidi.
Tom tek başına dağlarda yaşıyor, yıllardır gören yok.
Seni görünce lambadaki ilk ışığı gören Edison kadar heyecanlanıyorum.
Yaptığı faulün ardından sarı kart gören futbolcular kervanına Ali de katıldı.
Ooo, yüzünü gören cennetlik! Seni görmeyeli yıllar oldu. Nerelerdeydin bakalım?
Hata yapmak ve başarısız olmaktan utanıp korkmak da bir tür narsisizmdir. Zira kendini kusursuz gören narsisistler gibi o da kusurlu olma ihtimalini ve düşüncesini hazmedememektedir.
Kitabımı gören var mı?
Kitabımı gören oldu mu?
Temel denizde yüzerken mayosu çıkıp akıntıda kaybolunca eliyle önünü kapatarak hızla kıyıya gelmiş. Onu gören Dursun "Ula Temel, önünü değil yüzünü kapat, yüzünü herkes tanır da!" demiş.
Temel yeni aldığı şemsiyenin bir yerini delmeye çalışırken onu gören Dursun bunun yanlış olduğunu ve şemsiyeyi işlevsizleştireceğini söyleyip engel olmaya çalışmış. Bunun üzerine Temel "Ula ne kafasız adamsın? Ha bu delik olmazsa yağmurun durduğunu nereden anlayacağım da!" diye cevap vermiş.
Ali dönen dolapları öğrenince kendini UFO gören masum köylü gibi hissetti.
Çatalımı gören var mı?
Oradaki o ışığı gören tek kişi ben miydim?
Orada o ışığı gören tek kişi yalnızca ben miydim?
Yüksek talep gören bir uzmanlık alanım var.
O şimdilerde çok fazla talep gören bir aktör.
En çok talep gören mesleklerin bir listesini oluşturduk.
Bu çok talep gören bir meslek değil.
Onu canlı gören son kişi sendin.