Lernen Sie, wie man gözüyle in einem Türkisch Satz verwendet. Über 54 handverlesene Beispiele.
Bir sanatçı gözüyle,bu değerlidir, duyarım.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz, ona takımın en iyi oyuncusu gözüyle bakıyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
O, paraya gitmiş gözüyle baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona ölü gözüyle bakmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona harika gözüyle bakmamalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz belgenin onun erkek kardeşine ait olduğu gözüyle baktık.
Translate from Türkisch to Englisch
Yapay dünya uydularının fırlatılmasına yaygın olarak uzayın bir keşfi gözüyle bakılmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Hepimiz Thomas Edison'a büyük bir mucit gözüyle bakarız.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sol gözüyle bir şey göremiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye kaybolmuş gözüyle baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar ona kasabadaki en iyi doktor gözüyle görüyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bizim düğünümüze geleceğine olmuş gözüyle bakıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bize katılacağına kesin gözüyle bakıyorduk.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona bir ulusal kahraman gözüyle bakıyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun mutlu olduğuna kesin gözüyle bakıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun geleceğine kesin gözüyle bakıyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun razı olacağına kesin gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bize katılacağına kesin gözüyle bakıyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bize yardım edeceğine kesin gözüyle bakıyorduk.
Translate from Türkisch to Englisch
Cevabı bildiğime kesin gözüyle bakıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana destek olacağına garanti gözüyle bakıyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Katılacağına kesin gözüyle bakıyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Kimseye Allah tarafından affedilmeyecek gözüyle bakmayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom işi alacağına kesin gözüyle bakıyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kazadan beri sol gözüyle sorun yaşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana her zaman bir arkadaş gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un sol gözüyle çok iyi göremediği doğru mu?
Translate from Türkisch to Englisch
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bilim adamları keşfe önemli gözüyle bakıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun yarışı kazanacağına kesin gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin katılacağına kesin gözüyle bakıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona kesin gözüyle bakacağız.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiçbir şeye kesin gözüyle bakmıyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz hepimiz profesörün İngilizce konuşabileceğine kesin gözüyle baktık.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz onun bizimle geleceğine kesin gözüyle baktık.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz onun cezalandırıldığına kesin gözüyle baktık.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin bizimle geleceğine kesin gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Köylüler, yabancıya düşman gözüyle baktılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bize katılacağına kesin gözüyle bakıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Partime geleceğine kesin gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Onların evleneceklerine kesin gözüyle bakıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim için orada olacağına ben sadece kesin gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben her zaman buna kesin gözüyle baktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer bir tişört giyersen bir genç gözüyle bakılırsın.
Benim tarafımda olduğuna kesin gözüyle baktım.
Onlar yeni olanın eski olandan daha iyi olduğuna kesin gözüyle bakıyorlar.
Bazı bölgeler de, Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılacağına, Osmanlı ülkelerinin paylaşılacağına oldubitti gözüyle bakarak kendi başlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
Eczacılara birçok insan diplomalı esnaf gözüyle bakıyor.
Artık hayata gönül gözüyle bakıyorum.
Tom'a dost gözüyle bakıyorum.
O parti seçmenlerine "ne verirsek yerler" gözüyle bakıyor.
Tom'un orada olacağına kesin gözüyle bakıyordum.
Tom'un bunu yapmayacağına kesin gözüyle bakıyordum.
Olası bir iktidar değişiminde devr-i sabık yaratılmasına kesin gözüyle bakılıyor.